Covid 19’un tuttuğu projektör

Her musibette bir hayır var derler ya, Covid 19 gibi baş belası salgının bile yararı olduğuna inanıyorum… Zerre kadar da olsa aklı, düşünme yeteneği olanların bir bölümü, Covid 19’un sorunlarımıza tuttuğu projektörün etkisi ile yaşadıklarımıza ilgili kafa yormaya, karşılaştığımız olaylar karşısındaki çaresizliğimizi sorgulamaya başladılar… En başta da sağlık ve eğitimdeki eksiklikleri, hamaset ile gerçeğin farkını, bilimin önemini…

Herkes düşünmese de pek çok insan bu ve benzeri konularda daha ayrıntılı düşünmeye başladı…

Yalnızca uzaktan eğitim konusundaki çaresizliğimiz bile eğitimle ve iletişimle ilgili pek çok konuyu sorgulamamaya sevk etti… Uzaktan eğitimde karşılaştığımız sorunlar, şahsen beni -mutlaka sizleri de- telekomünikasyon alt yapısı, eğitim sisteminin ve eğitimcilerinin uzaktan eğitim konusuna ne ölçüde hazırlıklı olduğu, nüfus planlaması, gelir dağılımı gibi pek çok konuda düşünmeye zorladı.

Uzaktan eğitimin, pedagojik formasyon ile bağdaştırılması mümkün olmayan bir gafla,  ortaokul öğrencilerine Adnan Menderes’in asılmasını konu alan bir video gösterilerek başlatılmasına; milli eğitim yetkililerinin EBA’nın (Eğitim Bilişim Ağının) çöküşünü bile bir başarı hikâyesi olarak sunmalarına kızmadınız mı?

Köylerinde internete erişilemediği için, internete erişilebilen bir dağ başında, öğretmenlerinin bilgisayarı ve cep telefonundan EBA yayınlarını toplu olarak izlemeye çalışan öğrencileri ekranlarda görünce, bilişim alt yapısının neden yetersiz olduğunu, dağ başında öğrencileri toplu olarak bulunmasına yol açan uygulamaların müsebbiplerinin neden en azından yüz yüze eğitime zamanında geçmediklerini, köy okullarının neden kapatıldığını, taşımalı sistemin ülke gerçekleri ile bağdaşıp bağdaşmadığını sorgulamayan bir beyin sahibi olabilir mi?

Kameraların karşısında, okul çağında 4 çocuğu olduğunu, evdeki mevcut cep telefonu ile çocuklarının nöbetleşe EBA’yı izlemek durumunda kaldığını, dolayısıyla hiçbirinin derslerini tam olarak takip edemediğini söyleyen babanın çaresiz sesini duyunca; anne-babaları “3 çocuk, 3 çocuk yetmez 5 çocuk diye” doğurganlık yarışına yitenlerin bu konuda neden önlem almadıklarını düşünmez misiniz?  “Her öğrenciye bilgisayar” sloganı ile ve gösterişli törenlerle hizmete sokulan FATİH Projesinin neden çuvalladığını sorgulamaz mısınız?

Öğretmenlere dağıtılan tabletlerin ancak %13’ünün kullanılıyor durumda olduğu haberlerini dinleyince, Milli Eğitim politikalarını yürütenlerin yetersizliğine hayıflanmaz mısınız? Tüm icraatları üyelerine makam temin etmek ve kravat takmayarak düzene muhalefetlerini (!) dile getirmek olan yetkili sendikanın bu sorunu bile dile getirmeyişine, öğretmenlerimizin sürgün ve terfi edememe korkusuyla da olsa, bu sarı sendikaya üye olmalarına isyan etmez misiniz?

2019 yılı 3.çeyrek göstergelerine göre Türkiye’de sabit geniş bant ulaşılabilirlik oranı % 17,2, mobil geniş bant ulaşılabilirlik oranı %76,8 olduğu, dolayısıyla EBA sisteminden başta kırsal kesimler olmak üzere öğrencilerimizin önemli bir kısmının yararlanamayacağı gerçeği tokat gibi yüzünüze çarpınca sarsılmaz mısınız?  Ve Evrensel Hizmet Kanununun çıktığı 2005 yılından bu yana neden bu soruna çözüm bulunmadığını sorgulamaz mısınız?

Haberlerde, internet kotası bittiği için ayın yarısından sonra EBA’dan dersleri takip edemeyeceğini ağladı-ağlayacak ses tonu ile anlatan çocuğun anlattıkları yalnızca yüreğinizi burkmakla mı kalır? Yoksa her felaket sırasında ücretsiz hizmet sunan Türk Telekom özelleştirmeseydi, internet kullanıcısı öğrencilere ücretsiz internet sunabileceği hiç aklınıza gelmez mi?  Bu vesile ile Türk Telekom peşkeşine bir kez daha hayıflanmaz mısınız?

Düşük gelirliler, özürlüler ve sosyal desteğe ihtiyacı olan grupların internetten yararlanabilmesi için oluşturulan “Evrensel Hizmet Fonu”nun, nerelere harcandığını ve öğrencilerin uzaktan eğitiminde neden kullanılmadığını düşünmez misiniz?

Aslında klavyenin başına geçerken niyetim, Evrensel Hizmet Kanunu’nu  ve bu kanuna dayanarak çıkarılan  Evrensel Hizmet Fonu’nu anlatmaktı… Ama konuya girmek için anlatılması gerekenleri yazınca Evrensel Hizmet konusu bir sonraki yazıya kaldı…

Bu yazıya noktayı korken bir düşüncemi paylaşmak istiyorum: “Sorularla imanımızı çaldılar” diyenlere inat, sormaya ve sorgulamaya devam edelim. Çünkü analitik düşünce sorarak ve sorgulayarak gelişir… Analitik düşünceye sahip olmadan da sorunlarımıza çözüm bulamayız. Öyleyse sormaya ve sorgulamaya devam…

YORUM EKLE
YORUMLAR
Erol hamurcu
Erol hamurcu - 3 ay Önce

Başkanım kalemine gönlüne sağlık anlayana bu konu bu kadar güzel anlatilabilirdi ehil olmayan kişilerin elinde ülkemiz ne hallere düştü sağol varol

Gülbahar Göksu
Gülbahar Göksu - 3 ay Önce

Telekom özelleştirilmeseydi...İnternet alt yapısı için yeterli yatırım yapılacaktı. Belki bugün milyonlarca öğrenci ya ücretsiz ya da daha uygun şartlarda interneti kullanacaktı...Telekomun yanlış özelleştirilmesinin sonuçlarından biri de bu bence de....

Durhasan KOCA
Durhasan KOCA - 3 ay Önce

Kalemine, yüreğine sağlık, Türk insanını aydınlatmaya devam etmeni diler, Saygılarımı Sunarım.

Orhan odabaşı
Orhan odabaşı - 3 ay Önce

Çok önemli konulara yer vererek ülkemizdeki eğitimin son halini aktarmışsınız teşekkür ederim

Hasan gemalmaz
Hasan gemalmaz - 3 ay Önce

Yazına teşekkür ederim. Çok önemli konulara değinmişsin. Ancak Telekom’un özelleştirilmesinin daha derinde yazmanı bekliyorum.

Yıldırım DAĞDAŞ
Yıldırım DAĞDAŞ - 3 ay Önce

Teşekkürler. Fii tarihinde okudum bir makalede, Türk Ocağı Başkanı Hamdullah Suphi Tanrıöver ATATÜRK'e "Gagavuz Türklerini de getirelim" deyince O da "Bu Hıristiyan halk müslüman halkımızla uyum sağlamayabilir, problemler çıkabilir" diyerek kabul edilmediği ifade edilmekteydi.

Yıldırım DAĞDAŞ
Yıldırım DAĞDAŞ - 3 ay Önce

En önemli bir konuya değinildiği için teşekkür ederim.

Musa Can
Musa Can - 3 ay Önce

Çok guzel bir konuya parmak basmış sınız Baskan insAllah sağır kulaklar duyar da egitimin icinde bulunduğu sorunlara çare bulamaya yetkililer eğilirler