Çözüm basit ve yakın

Siyaseten sözü bitenlerin, üretecek fikri kalmayanların, üretecek hizmeti kalmayanların yapacakları şey, laf üretmektir.

Bakıyoruz iktidar ve ortağı sürekli ağız dolusu hakaretler ile sağa sola saldırmakta. Çünkü ekonomi, eğitim, hukuk, adalet, demokrasi anlatabilecek durumları yok.

Ne kalıyor geriye?

Lokal bir kaç başarılı işi parlatmak ve kalan zamanda karşı fikirde olan her parti ve kişilere bin bir çeşit ağır söz söylemek.

Fetocüsün, Fetönün uzantısı, Pkk’lı, Terörist, Pkk ile iş birliği yapan, Hain, Vatansız, Dış güç, İç mihrak, Siyonist, insan okudukça irkiliyor!

Sonra bir olalım diri olalım iri olalım diye devam eden bir paradoks ağızlarında..

Onlardan olursan sorun yok ancak yeni parti kurarsan Fetöcüsün. Onlarda bakan isen sorun yok ancak eleştirir isen iç mihraksın.

İnşaa ettikleri YENİ TÜRKİYE’nin siyaset dili bu!

Normal bir dil ile konuşulur ise konuşulanlar irdelenir ve anlaşılır. Kutuplaşma azalır. Oy aldıkları kesimlerin dikkat kesildiği noktalar değişir.  Şapka düşer kel görünür. Bu sebep ile sürekli kavga sürekli ötekileştirme ve kakafonide boğuyorlar sesleri.

Tek üretebildikleri laf.. Kirli laf...

Sadece kendileri mi? Hayır.

Maalesef bu partilere gönül vermiş bir kısım kişilerde bu üslup ile konuşuyor. Eşine dostuna akrabasına arkadaşına söylüyor. Yeni Türkiye bu!

Muhalefet veya muhalif biri bir söz edince hemen dava mahkeme açılıyor. Halkı kin ve nefrete teşvik suçlaması geliyor. Yahu siz hain derken akşam yemeğine mi davet ediyorsunuz da kimse anlamıyor?

Gazeteci yazarken elli kere düşünüyor yeni Türkiye'de.

Merkez medya bir zümreye hizmet etmekte. Gazeteciler yazarlar bol akçeli maaşlar ile besleniyor. Sipariş ile gazeteler çıkıyor. Aynı manşet aynı sözler ile.

Ancak ne gazeteleri okunuyor ne kanalları izleniyor. Boşuna veriliyor o paralar. Sadece adı 'merkez' olan medyanın bir hükmü kalmıyor. Halk sosyal medyadan ve Youtube gibi mecralardan takip ediyor günceli. Burada doğru bilgiyi arıyor. Ülkeyi yönetenler yandaş medyadan bakıp herşey ne güzel kontrolümüzde diyorlar, öyle sanıyorlar...

Adalet, hukuk, demokrasi ve özgürlüklerin olmadığı yerde ne ekonomi olur ne gelişmişlik. Yeni Türkiye diye cilalanan şeyin 1970’lerin kapalı Türkiye'sine doğru gittiğini görmek zor değil sanırım.

Herşeyi kontrol etmek istediğinizde ve farklı düşüncelerin önünü kapattığınızda olacak olan o küçük zümrenin ufku gibi ülkenin küçülmesidir.

Umarım bu gidişden vazgeçilir. Siyasetin dili düzelir. En tepeden en aşşağıya kadar ötekileştirme hain terörist gibi sözler ortadan kalkar.

Kalkmaz ise ne mi olur?

Halk ilk seçimde kaldırır!

İnsanlar artık bıktı. Aç karnına hain edebiyatı dinlenmiyor!

İnsanlar ekonomi dinlemek istiyor. Gelecekten ümit duymak istiyor. Yeni idealler duymak istiyor. Herkes için özgürlük istiyor. Düşüncelerini korkmadan söyleyebildikleri, bilime ve bilgiye değer veren bir ülke istiyor.

Liderlerin karşılıklı gelebildikleri, nezaket içerisinde halkın önünde tartışabildikleri bir ülke istiyor. Beka, dış güç ve heryanımız düşman diyerek korku pompalayarak değil, ümit vererek gülümseyerek, her fikre tahammül ile herkesi kucaklayabilecek bir yönetim istiyor.

Siyasi nezaket ve ahlak istiyor. Kavga gürültüden bıktı. Biliyorum,  ancak kavga gürültü ortamında ve baskı ile düzenin devam edebileceğini düşünüyorsunuz. Fakat oda olmayacak. Adaletsiz düzen yürümez, yürümiyecek.

Türkiye devleti ne kadar yıpranmış olsa da, kurumları ile,  devlet geleneği ile, genç nüfusu ile bu kötü şartlardan çıkabilcek güçtedir. Yeter ki hukuk adalet demokrasi ve fikir özgürlüğünün olduğu, siyasi dilin düzeltilip kutuplaşmanın azalması sağlansın...

Herşey ortak akıl ve liyakat ile çözülür. Devlet devletliğini yapar çürük elmaları temizler. Siyaset iş üretir icraat üretir. Adalet,  yargı ve kurumları, BDDK,  TCMB özgür iradesi ile başıma ne gelecek demeden işini yapar. Kararlar istişare ile siyasi kaygılar olmadan alınır. Böyle ülkeye parada gelir yatırımda gelir ekonomide büyür. Göçen beyinler geri gelir. SİHA ve İHA’ları yapan BAYRAKTAR gibi örnekleri böylece çoğaltırız. Onlara ortam hazırlarız. Bu coğrafyanın ve ortadoğunun kaderini yazacak güce çok çabuk gelebiliriz. Bizde bu potansyel var.

Ben çok ümitliyim..

Sizde ümitli olun...

Bu coğrafyanın insanları daha önce başardı. Yine başaracaktır.

Ne badireler atlattı bunu da atlatacaktır.

Yeterki iyi yönetilelim.. Gerisi iplik söküğü gibi gelir...

YORUM EKLE
YORUMLAR
Rami̇s
Rami̇s - 5 ay Önce

son cümledeki deyim çorap söküğü olmalı. iplik söküğü diye bir deyim yok. ayrıca pek çok yazım yanlışı var . siz de .oda. gidişden vb