DAMAT…

"Damat" bir ailenin kızı ile evlenmiş kişi... 
"Damat" gelinin kocası…
"Damat" bir erkek giyim markası...
“Damat” Balkan göçmenlerinin oynadığı bir halk oyunu..
"Damat" Padişahın, büyük zenginlerin, önemli ve güçlü kişilerin kızı ile evlenmiş şanslı er kişi...
Damat denince, genelde sonuncuları algılarız...
Damatlık önemlidir!
İnsanı vezir de eder rezil de...
Osmanlı tarihindeki Vezir-i Azam olabilmiş damatları düşünüyorum. Aklıma gelenler;
Damat Rüstem Paşa
Makbul veya Maktul Pargalı Damat İbrahim Paşa
Damat Ferhat Paşa
Damat Ali Paşa
Damat Kara Davut Paşa
Damat (Öküz) Mehmet Paşa
Nevşehirli Damat İbrahim Paşa
Damat Melek Mehmet Paşa
Köprülü-zade Damat Numan Paşa
Damat Mehmet Ali Paşa
ve
Damat Ferit Paşa...
Sadrazamlığı kayınbiraderinin Padişahlığı dönemine rastladığı için Enişte lakabıyla anılan Damatlar da vardır… Mesela Enişte Hasan Paşa
Vezirler ise saymakla bitmez...
Bir de damat olmalarına rağmen konumları, kişilikleri, toplumda gördükleri kabuller nedeniyle “damat” unvanıyla anılmayanlar vardır; Yıldırım Beyazıd’ın damadı Emir Sultan, II Murad’ın damadı Zağanos Paşa, 2. Selim’in Damadı Sokullu Mehmet Paşa ve Enver Paşa…
Sultanların evliliği diğer Müslüman kızlardan farklıydı. Onlar taliplilerini beklemezlerdi. Genellikle damatları kız babası padişahlar belirlerdi. Eğer sultan bir şehzadenin kızıysa kural değişmez, son sözü yine hanedanın reisi olan padişah söylerdi. 
Sultanı döneminin kadınlardan ayıran en bariz fark kocasının tek eşi olmasıdır. İslam Hukuku çok eşliliğe ruhsat verse de “Damat”lar, Sultan’dan başkası ile evlenemezdi… Damatların çok eşli olması mümkün değildi. Talip olunan damadın eş veya eşleri varsa onlardan boşanmak zorundaydı… Evlendikten sonra Damat sultanı boşayamazdı.  Boşanmak isteyen sultan, bu emeline ya damadın ikna edilmesiyle ya da nikâhın feshiyle kavuşabilirdi.  Sultanlara saygılı davranmak, onlarla hoş geçinmek ve her türlü kaprislerine katlanmak zorundaydılar. Nikâh kayıtları esas alındığında sultanı boşama hakları vardı ancak bunu padişaha rağmen gerçekleştiremezlerdi. Bir damat istemese de sultanla evliliği sürdürmek zorundaydı.
Seçilen damat vezir, sadrazam gibi üst düzey bir devlet görevlisi ise damatlık, gücüne güç katan bir saygınlık sağlardı. Damatlar XIX. yüzyılın son çeyreğine kadar genellikle bu kesimden seçildiğinden damatlık bir onur, bir ödüllendirme olarak kabul edilebilirdi. 
Düşük rütbe veya sosyal statüdeki birinin bir sultanla evlenmesi daha farklı sonuçlara yol açardı. İmparatorluğun yaklaşık son 50 yılındaki damatlar genelde bu gruptaydılar. Sultanlarla aralarında fazla yaş farkı olmayan damatlar, henüz kariyerlerinin başlarında bulunuyorlardı. Bunlar emsali devlet görevlilerine göre daha hızlı bir terfi sürecinden geçiyorlardı. Yaşları küçük ve rütbeleri düşük olsa da padişaha damat olmanın icaplarının yerine getirilmesi gerektiğinden rütbeleri hızla yükseltiliyor, vezir ya da müşirlik gibi en üst rütbelere emsali memurlardan on onbeş yıl önce ulaşıyorlardı. Böylece padişaha damat olabilecek bir statüye yükseltilmiş oluyorlardı. Bu nedenle henüz yirmili yaşların başında vezirlik ve müşirlik rütbesine ulaşmış damatlar vardı. Rüyasında görse inanamayacak insanlar damat olarak seçildiklerinde hayatları birden değişiyordu. Divan-ı Hümâyun’da kâtip olarak çalışan biri, kısa süre içinde vezir yapılıyor, sarayda yaşamaya başlıyor, şaşalı bir hayata adım atmış oluyordu.
Damatlığın sona ermesi çoğu zaman unvanların da sonu olmaktaydı. Mesela Sadrazam Lütfi Paşa 1541 yılında damatlıktan tard edilince, Sadrazamlıktan da azledilmiştir…
Evet, damatlık insanı vezir yapıyormuş..
Ama rezil de yapıyormuş... 
Onlarca damat vezirin kellesi vurulmuştur... 
Sürgüne gönderilenler, hapse atanlar saymakla bitmez...
Bazıları daha da rezil olmuştur... Mesela Abdülmecit’in Hazine Bakanlığını teslim ettiği Damat Ali Galip hazineyi tamtakır hale getirdiği için Abdülmecit tarafından sürekli aşağılanmıştır. Mesela "Damat Ferit" gibi hain damgası yemiştir...
Damatlar, damat olmaya heveslenenler dikkat etmeli..
Kaderde, bakan olmak, genel müdür olmak, zengin olmak da var... 
Hapislere düşmek, medyaya sakız olmak da...
Daha açık ifadeyle vezir olacağım derken rezil olmak mümkün…
Ve şunu da ilave ederek yazımı noktalayayım: Osmanlı’yı batıran yüzlerce neden sayabiliriz. Ama bunlardan ikisini ben çok önemli görürüm; birincisi istişareyi dışlayan tek adam anlayışı, ikincisi de damatlar…
Bilmem anlatabildim mi?

BİR AÇIKLAMA GELDİ
“Atatürk’ü Koruma Kanunu” başlıklı yazımda, Halkın Kurtuluş Partisi (HKP)'nin Cumhurbaşkanı hakkındaki suç duyurusundaki iddialarının 5816 ile ilgili olmadığını, HKP’nin bu davranışı ile 5816 saylı kanunun tartışılmasına yol açtığını ve bu kanunu kaldırmak isteyenlerin amacına hizmet ettiğini söylemiştim.
Halkın Kurtuluşu Partisi bu konu ile ilgili bir açıklama göndermiş. Bu uzun açıklamanın tamamının özeti niteliğindeki son bölümünü bilginize sunuyorum;
“HKP, Mustafa Kemal Atatürk ve Kuvayimilliyecilere karşı ihanet ve lanetleme sözlerine karşı mücadele etmeye devam ediyor. HKP bu davayı tarihe not düşmek için açmıştır. Bugünün savcıları ve hâkimleri belki takipsizlik verebilir ama bu dosyalar gelecek yıllarda ışık tutmaya devam edecektir.
Sanırım Siz,  "http://halkinkurtulusu.net/ " ile karıştırmışta olabilirsiniz.”
 

YORUM EKLE
YORUMLAR
Alaattin Avinç
Alaattin Avinç - 3 ay Önce

Sn. Başkanım
İzler birbirine karıştı. Bizler meseleye uyanamadık,çünkü bizim için devlet millet vatan bayrak ve dinimiz şiarımızdı meğerse yaşamak için şahsi maddiyatı ön plana alıp bir an önce ortamı fırsat ortamı olarak kullanıp değil cebimizi kasamızı doldurmalıymışız. Türk olmak Türkiyede yaşamak şart değil abd de Fransada hatta man adasında refah içerisinde yaşayabilirmişiz. Ancak bizim için aslolan keser döner sap döner gün gelir hesap döner. Biz o günleri göremeyebileceğimizin hesabını yaparak çocuklarımızı nasıl yetiştirmenin bilinçlendirmenin gerektiğini düşünmeliyiz.

Mehmet GÜL
Mehmet GÜL - 3 ay Önce

Makalenizi günümüze uyarlamak mümkün. Tek adam ve liyakati, damatlık dışında bir meziyeti olmayan kişinin hak etmediği makama gelmesi ve eleştirmenlerin yorumlarına göre tam takır bir hazine. Makalende yer alan bir çok örneklemelere uygunluk. Her şey İYİ olur inşAllah. Eline ve diline sağlık kardeşim.

Orhan BAYRAM
Orhan BAYRAM - 3 ay Önce

Elinize yüreğinize sağlık.

Fuat Şenol
Fuat Şenol - 3 ay Önce

Allah herşeyin hayırlısını versin...