Dar (Bayram)

DAR (BAYRAM)

Sonradan öğrendim;

“yaşamın, dar ayakkabıyla yürüyebilme sanatı olduğunu.“

Nazım Hikmet....

Dar evlerde bir bayram günü,

Ne zor geçiyor…

Hiç bu kadarını görmemiştik,

Yaşamamıştık….

Gözün kör olsun Covid-19,

İnsan.,

Canan Leslie Anderson ve Hüsnü Şenlendirici’nin Sultani Yegah icrası tadında bir bayram istiyor,

Eskilerle yenilerin karışımı…

İsterseniz arasına Ferhat Göçer’i de katın…

Duyguların dinginliği…

…………..

Bizler Cumhuriyet kuşağı,

Yıkılan imparatorluğun bitmeyen,

Dertlerini, mirasını yaşıyoruz…

Yüzyıldır büyük mücadele,

Anlatılmaz zor şartlar…

Büyük bölümü kendi elimizle zorlaştırdığımız,

Yıllar…

Mustafa Kemal Atatürk’ün çizdiği,

Muasır medeniyetler seviyesine ulaşma yolundaki mücadele,

Mehter marşı ile,

İki ileri, bir geri…

Eğitimde alınamayan yol,

Bir türlü tesis edilemeyen adalet,

Vergi adaletsizliği,

Yandaşlık,

Olmayan Liyakat,

Biat kültürü,

Ve de en kötüsü,

Dar akıl,

Kör gönüller…

………………………

Eskilerde yine bir Bayram öncesi, ve Nazım Hikmet:

Nazım Hikmet’e bayram için bir ayakkabı almaya karar verirler.

O zamanlarda şimdiki gibi hazır ayakkabı satan bir mağazalar pek yoktur.

Sadece ayakkabı yapan dükkanlar vardır.

Oraya giderler.

Ayakkabıcı Nazım’ın ayağını bir kartonun üzerine koyar ve iyice basmasını söyler.

Daha sonra kurşun bir kalemle ayağının etrafını çizer.

Bu karton onun ayakkabı numarasıdır.

Günlerce bu ayakkabının hayalini kurar.

Babası ona ayakkabılarının siyah ve bağcıklı olacağını söyler.

Nazım’ın ayakkabıları bayramdan bir gün önce gelir.

Ayakkabılar babasının dediği gibi siyah ve bağcıklıdır.

O gün onları giymez.

Ayakkabılarını yatağının altına koyar ve arada çıkartıp onu inceler.

O gece onu uyku tutmaz.

Sabah evdekiler uyandığında Nazım’ı ayakkabı kutusu kucağında sandalyede otururken bulurlar.

Buradan sonrasını Nazım Hikmet’in ağzından dinlemek sizi daha çok etkileyecektir.

O halde Nazım nasıl anlatıyor ona bir bakalım.

“Ayakkabımı babam giydirdi. Ayağıma olmamıştı ayakkabılarım.

Dardı ve canımı yakmıştı;

Ama bunu babama söylemedim.

O ‘Sıkıyor mu?’ diye sordukça ‘Hayır’ yanıtını veriyordum.

‘Dar, ayağımı acıtıyor.’ desem geri gidecekti ayakkabılarım ve ayakkabıcının hemen bir yeni ayakkabı yapması olanaksızdı.

O bayram sabahı canım yana yana yürüdüm. Bir süre sonra acı dayanılmaz oldu.

Dişimi sıktım.

Yürürken artık topallıyordum.

Soranlara ‘Dizimi vurdum.’ dedim; ama ayakkabılarımın ayağımı sıktığını kimseye söylemedim.

Doğrusunu isterseniz yaşam da dar ayakkabıyla yürümektir.

Kimi zaman dar bir maaş, kimi zaman sevimsiz bir iş.

Kimi zaman bir mekan dar ayakkabı olur bize, kimi zaman bir çevre.

Kimi zaman bir sokak, ya da bir şehir…

Kimi zaman dostluklar, arkadaşlıklar, beraberlikler bir dar ayakkabıya dönüşür.

Kimi zaman zamandır dar ayakkabı, geçmek bilmez.

Kimi zaman zenginlik, kimi zaman başınızı koyduğunuz yastık…

Canınız yanar.

Topallaya topallaya gidersiniz.

Sonradan öğrendim; yaşamın, dar ayakkabıyla yürüyebilme sanatı olduğunu.“

Nazım Hikmet....

……………………

İnadına devam,

İnadına mücadele,

Covid-19 uda,

Diğerlerinide,

Yeneceğiz…

Gelecek çocuklarımızın makus talihi değil,

İyi günleri olacaktır.

Kalın sağlıcakla….

Not:

Merak edenleriniz için, Canan Leslie Anderson ve Hüsnü Şenlendirici nin Sultani Yegah icrasının linki,

https://www.youtube.com/watch?v=MMNj4Bw3pu8

YORUM EKLE
YORUMLAR
Emre Koç
Emre Koç - 5 ay Önce

Güzel bir yazı, iyi bayramlar

Kenan Çatalbaş
Kenan Çatalbaş - 5 ay Önce

Hayırlı Bayramlar, Hani derler ya çuk oturmuş işte öyle

Sibel Kalfa
Sibel Kalfa - 5 ay Önce

Harika bir yazi, emeklerine saglik..Hayatin ortopedik ayakkabi raharliginda oldugu gunler dilerim..