Demir almak günü gelmişse zamandan

Yahya Kemal  BEYATLI’nın dizeleri  ile başlamak istiyorum bu gün. Önceki gün yaşadığım duygulara tercüman olan dizelerle.

 Artık demir almak günü gelmişse zamandan,

Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan.

Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol;

Sallanmaz o kalkışta ne mendil ne de bir kol.

             Çok sevdiğim bir dostu, kardeşi, sırdaşı kuzenim Turan KABAOĞLU’nu kaybettim önceki gün. Bu fani dünyadan ayrılarak ebediyete intikal etti. İnsanın anavatanı çocukluğudur derler. Önceki günden beri o vatanın kocaman bir toprak parçasını kaybetmiş gibiyim. Birlikte büyüdüğüm, çocukluğumuzun çoğu anılarını birlikte biriktirdiğimiz her anıyı, hatırayı   onunla birlikte toprağa koymuş gibiyim. Bundan sonraki hayatımda bir yanım hep eksik kalacak. Birlikte kurduğumuz gelecek hayalleri bir başka bahara bile kalmayacak artık. Yokluğuna nasıl alışırım bilemiyorum.

    Çocukluğumuzda ilkbaharın çiçekli ve yemyeşil bir örtüye boyadığı köyümüzün kırlarında çıktığımız erik ağacının çiçekleri arasında o günlerin moda Cem KARACA şarkılarını bağırarak söyler karşı vadiden gelen akislerini dinlerdik.

   Şimdi ise sadece yine Cem KARACA’nın ‘’Çok yorgunum. Beni bekleme kaptan. Seyir defterini başkası yazsın. Çınarlı, kubbeli, mavi bir liman. Beni o limana, çıkaramazsın’’ adlı şarkısını terennüm ederim artık. Çünkü Beni bekleme kaptan der gibi aniden aramızdan ayrıldı. Beni bırakıp gittiği için ona kızmalı mıyım bilemiyorum. Seçme şansı olsaydı bizi bırakıp gitmezdi diye düşünüyorum. Gözü gibi baktığı, büyük bir özenle yetiştirdiği, bana : “onu gördüğüm her gün dünya yeniden kuruluyor’’ dediği dünya tatlısı tek çocuğu Ayberk’i bırakıp gitmezdi herhalde. Arkasından ağlamaya dermanı kalmamış  “Çok erken Turan, çok erken’’ diye  seslenen eşine de kıyamazdı. Böyle zamanlarda kader deyip dayanmaya çalışıyor insan. Hepimize bu duruma alışmak zor gelecek.

     Şimdi bizim için avunulacak şeyler onun örnek kişiliği ve bu fani dünyaya bıraktığı izler olacak. Kocaman bir yüreği olan, çevresindeki insanların kalbine dokunmayı kendine görev edinmiş, adanmış bir hayat hikayesiydi onunki. Onun çevresinde yaşamış, bir şekilde onunla hayatta yolu kesişmiş insanları dinleseniz bir insanın başka insanların hayatına nasıl dokunabileceğinin tüm cevaplarını bulabileceğiniz hikayeler dinleyebilirsiniz. Bunlardan konuşmayı hiç sevmez yaptığı iyiliklerin gizli kalmasını isterdi. Hayatına dokunduğu insanların çoğu onu son yolculuğuna uğurlamak için hazır bulundular önceki gün. Bilmediğimiz hikayeleri, mucizeleri kenarından, kıyısından elimize tutuşturmaya çalıştılar. Onunla ilgili bilmediğimiz öğrenmeye devam edeceğimiz ne çok hikaye varmış meğer. Şu kısacık hayatına ne çok mucize sığdırmış. İnsanın bu dünyaya bırakabileceği en büyük miras onurlu yaşanmış bir hayat ve hayatına dokunduğu insan sayısının fazlalığıdır diye düşünüyorum. O da bunu başarmış olarak aramızdan ayrıldı ne mutlu… Mirasına sahip çıkacak onurlu insanların çoğalması dileğiyle.

Güle güle, yolun açık olsun. Sonsuza dek yüreğimizde yaşayacaksın, ışıklar içinde uyu kardeşim.

Sessiz Gemi şiirinin son dizleri ile bitirmek gerek.

Dünyada sevilmiş ve seven nafile bekler; Bilmez ki, giden sevgililer dönmeyecekler.

Bir çok gidenin her biri memnun ki yerinden. Bir çok seneler geçti; dönen yok seferinden.

                                                                                                        ŞENOL KABAOĞLU 15.10.2020

YORUM EKLE