Demokrasi Yönetime Katılabilmektir

Ben Yeniçağ Gazetesinde okudum. Onlar da Cumhuriyet’ten alıntı yapmışlar. İyi Parti Genel Başkanı Sayın Meral Akşener, partisinin seçmen kırılımını açıklamış.

“Bizim seçmenin %7,1’i MHP’ye, %1,3’ü CHP’ye ve %1,5’i AKP’ye oy veren seçmen” demiş. Yani oylarımızı geçmişte bu partilere oy verenler oluşturuyor, demek istemiş.

Bu tespite katılmak mümkündür. Kendisinden daha iyi bilmem elbette mümkün değil ancak ben CHP oylarının daha çok, AKP oylarının ise sıfıra yakın olduğunu düşünüyordum. Bugün için geçmiş çok önemli değil çünkü İyi Partinin bir seçmen kitlesi vardır.

Fakat bundan sonra neler olacağı daha önemlidir. Pazarlamada, yeni müşteri bulmanın eldeki müşteriyi elde tutmaktan daha maliyetli olduğu söylenir. Neden böyle yazdım, anlatayım.

İyi Parti seçmemi temel anlamda “demokrasi isteyen” ve “partisinden vazgeçebilen” kişilerden oluşmaktadır. Bu durum, İyi Parti için avantaj gibi görünse bile aslında büyük bir risktir. Partiden ayrılanların ayrılış gerekçelerine baktığım zaman bu riski rahatlıkla görebiliyorum.

“Koltuk bulamadıkları için ayrıldılar” şeklindeki tespitleri son derece kibir içeren ve samimiyetten uzak buluyorum. İyi Parti muhtemelen büyümek istiyordur ama önce ayaklarını yere sağlam basması gerekir.

Mesela; beklemiyorum ama MHP genel başkanı değişse; %7,1’lik oyda geriye doğru hareketlenme olabilir mi?

Ya da son yerel seçimde büyükşehirleri kazanan CHP, geçmişte başka partilere kaptırdığı seçmeni ile arasını düzeltmiş olabilir mi?

Ya da sağda kurulacak yeni bir parti, etraftaki AKP oylarına da talip olabilir mi?

Benim ya da sizlerin cevaplarının çok önemi yok! Bu soruların muhtemel cevaplarını İyi Parti yönetimi düşünmelidir. Sonra da daha fazla demokrat olabilmenin yollarını aramalıdır.

Ben partide, teşkilatlanma problemi olduğunu düşünenlerdenim. Bu problemin kök nedeni ise parti yöneticilerinin “demokrasi” anlayışıdır. Zaman problemi olmadığına göre artık bahaneleri de yoktur.

Kurtuluş İlkokulu
Eski Adapazarlılar iyi bilirler.

Kurtuluş İlköğretim Okulu Adapazarının köklü okullarındandır. Bildiğim kadarıyla TBMM Vakfı’nın desteği ile kurulmuştur.

Binalarındaki deprem riski nedeniyle bir süredir sıkıntı çekiyorlar. Duyduğuma göre; yer (bina) sıkıntısı nedeniyle öğrencilerini farklı farklı okullara dağıtacaklarmış. Anladığım kadarıyla Adapazarının tarihi kurumlarından biri daha yok edilecek görülüyor.

Çocuklar, kendi mahallelerinin dışındaki uzak okullara dağıtılırsa hem kendilerinin hem de ailelerinin yaşayacağı zorluklar da çabası… Yetkililer, lütfen çocuklarımıza bunu reva görmesinler! Okullar, tarihleri ile şehre aidiyet kazandıran unsurlardır.

Atatürk Ortaokulu yok! Arifiye Öğretmen Lisesi yok! Bırakın Kurtuluş İlkokulu yaşasın!

Son söz: Bizim şehrin siyasetçileri, Ankara’dakileri Adapazarı’ndakilerden fazla seviyorlar. Belki de her seferinde bu yüzden kaybediyoruz!

YORUM EKLE

banner7

banner6