Deprem bir ilahi ikaz mı?

Her deprem sonrasında ortaya çıkan tartışma yine gündemde. Sosyal medyanın yaygınlaşması bu şekildeki saçma tartışmaların da yaygınlaşmasına ve daha kötüsü ciddiye alınmasına neden oluyor.

Paylaşım yapan pek çok sosyal medya kullanıcısının paylaştığı bir yorumda “ahlaksızlık bitmediği sürece, uyuşturucu ve fuhuş ortadan kalkmadıkça Allah depremlerle sizi uyarmaya devam edecek” yazıyor.

Peki canım kardeşim o zaman Avrupa’da her gün yıkım olması gerekmez mi? Hollanda mesela. Uyuşturucunun meşru sayıldığı yer. Yerle bir olması gerekmez mi oraların?

Las Vegas kumarın merkezi. Sürekli bir sarsıntı olması lazım değil mi? En basitinden Kıbrıs’ı alalım ele. Kumar ana geçim kaynaklarından bir tanesi. “Neden sürekli deprem olmuyor” demezler mi adama?

Bak canım kardeşim!

Deprem kesinlikle bir ilahi ikazdır. Çünkü Allah’ın yaptığı hiçbir şeyi nedensiz yaptığını düşünemezsin. Ama Allah insanlara doğrudan mesaj yollamaz. “Bunu yaptın onun için bununla karşılaştın” şeklinde bir mesajlaşma bekleme. Parmağını prize sokarsan çarpılırsın, yüzme bilmeden suya girersen boğulursun evet ama kumar oynarsan deprem olur, zina yaparsan sel yaşarsın tarzında bir doğrulama yapamazsın. Allah senin düşündüğün gibi mesajlar yollamaz.

Evet havada uçan kuştan, yerde gezinen sümüklü böceğe kadar, yağan yağmurdan esen rüzgara kadar her yerde O’nun izi ve hiç şüphesiz bir mesajı vardır.

Sen Allah’ı görmek istedikten sonra sana engel yok.

Sen ibadet etmek için, tövbe etmek için hiçbir fırsatı kaçırma. Ama Allah adına şifre çözücülük yapmaya da kalkma.

Hani yarım doktor candan yarım hoca dinden eder derler ya…

Onu yapma canım kardeşim. İbadetini et, tövbede bulun, deprem seni Allah’a bir adım daha yaklaştırsın. Bunlar güzel şeyler.

Ama şunu düşün, sen muhtemelen kumar oynamıyorsun, zina da yapmıyorsun, haram da yemiyorsun…

Bunları yapmadığın halde Allah seni uyarıyor da diğerleri hala mesajı alamıyor öyle mi?

Yapma güzel kardeşim! Allah aşkına, Allah adına yorumda bulunma.

Allah’ın yaptığı her şeyde bir mesaj vardır. Ancak senin okuduğun mesajın doğru olduğunun garantisi yoktur.

İnsanları sizin bakış açınızdan bakmaya zorlayamazsınız.

En azından dinde zorlama olmadığını biliyor olmalısınız…

Kuyuya taş atan deliler

1990’lı yılların hemen başında ev telefonları çaldı. Gecenin bir yarısı tanıdık tanımadık insanlar birbirini arayıp, “Bu gece deprem olacakmış” diye birbirini uyardı. Biz de panik halinde kalktık. Komşularımızın, sevdiklerimizin sevmediklerimizin de tabi kapılarını çaldık.

Uyandırdık. Giyindik kuşandık gece sabaha kadar deprem bekledik.

Çünkü telefondaki tanıdıklarımız heyecanla bizi ikaz ediyor ve mutlaka dışarı çıkmamızı salık veriyordu.

Sabaha kadar bizim köyde kimse uyumadı. Sabah namazında cami maksimum doluluğa ulaştı. Sanki deprem camide olmayacakmış gibi. Ya da muhtemelen “Ölürsek camide ölelim” diye düşündü insanlar.

Neyse o zamanki teknoloji ile depremin olup olmayacağının tahmin edilebilirliği bilinmiyordu. “Japonlar yapmış” dönemlerinden bahsediyorum. “Muhtemelen bunu da yapmışlardır” diye düşünüldü ve herkes sokağa döküldü.

Ancak 17 Ağustos ve 12 Kasım’ı yaşamış ve hatıraları her an diri olan bu insanlara 2019 yılında cep telefonlarından sesli mesaj atıp gecenin bilmem kaçında deprem olacağını söylemek gerçekten delinin kuyuya taş atması demek.

Bazı arkadaşlarımız arayıp “Dışarı çıkmamıza gerek var mı” diye sorarken, çıkmaya kendisi çoktan karar vermiş olan bazı arkadaşlarımız da bizi sabahlamaya ikna etmeye çalışıyordu.

Bu sesli mesajı ilk atan kişinin akli dengesi yerinde değil diyelim. Veya ülkedeki herkesle dalga geçmeyi keyif sayan bir sapkın…

Ona inanan insanların hiç mi suçu yok?

O hadi işini yapıyor. Eğleniyor!

Biz, onun eğlencesine alet olurken aklımızı askıya almamızı nasıl açıklayacağız?

Evet deprem yaşamış insanlar olarak depremden korkuyoruz. Dahası oturduğumuz binalara da güvenmiyoruz.

Ama bu aklımızı kullanmayacağımız anlamına gelmez ki!

 

YORUM EKLE

banner7

banner6