Deprem konusunu istismar etmeyelim

Dün bir bilim adamı çıkmış “Yakın zamanda yüzde 65 ihtimalle deprem bekliyorum” diye açıklama yapmış.

Yüzde 70 değil, 60 değil. 65… Biz buna destekli atmak diyoruz. Atarken küsurat kullanıyorsun ki geri kaymasın. Buna sokak jargonunda “destekli atmak” deniyor.

“Deprem popüler konu. Bilimsel bir kariyer yapma imkanım yok. Tutturursam dünya çapında bir adam olurum tutmazsa da üç beş gün konuşulurum” mantığı ile ortaya çıkılır mı?

Bunu haber yapan gazeteci de kısmen suçlu ama… Kendi kariyerini hiçe sayıp insanları tedirgin eden ve bunun üstünden prim sağlamaya çalışan bilim adamı olur mu?

Kardeşim bu bölgede deprem olma ihtimali deprem olmama ihtimalinden her zaman daha fazla. Matematiksel olarak her geçen gün depreme yaklaştığımızı zaten biliyoruz.

Sen madem bilim adamısın bu konularda alınacak önlemler hakkında bir çalışma yap. İnsanların deprem anında ve sonrasında nasıl davranmaları gerektiği üzerine çalışma yap. Depreme dayanıklı binaların nasıl olması gerektiğini anlat.

“Yakın zamanda yüzde 65 oranında deprem olmasını bekliyoruz” demek bilim adamlığımı yoksa felaket tellallığı mı?

Nasıl bir eczacı yanlış ilaç verdiğinde diploması tehlikeye giriyorsa kendi alanında bilerek hata yapan ya da emin olmadığı bilgileri toplumla paylaşan bilim adamları da cezalandırılmalı. İnsanların diploma sahibi diğer insanlara saygısı kalmıyor bu şekilde olunca.

Eczacı bir yanlış ilaç verirse bir kişi ölür. Ama bu tip adamlar çıkıp “Yüksek ihtimalle yakında deprem olacak” dediğinde bir toplumdaki huzur ölür.

O nedenle bu tip adamların söyledikleri sonuç çıkarsa “Kardeşim bunu nasıl bildin” diyip buldukları yolun bilimsel olup olmadığına bakmak lazım. Eğer yakın zamanda deprem olmazsa (İnşallah da olmaz) o zaman da bunların diplomasını iptal etmek gerekir. Hatta bunlara diploma veren sistem ve eğitim veren hocalar da tartışılır duruma gelir…

Senin bitirdiğin okul, sana toplumu tedirgin etme hakkı vermez ki.

Deprem üzerinden meşhur olan pek çok kişi oldu. Hatırlarsınız.

Değişik değişik insanlar ahkamlar kesmişti. Ne olur o günlere geri dönmeyelim. Bu konuda medya da duyarlı olsun. Meslek içi denetim mekanizmaları varsa onlar da harekete geçsin.

Bir Allah’ın kulu da çıkıp “Yüzde 65 ihtimalle deprem olacak” demenin ne kadar saçma olduğunu söylesin.

Allah aşkına ama…

Ders verecek din kültürü öğretmeni yok mu

Eğitim sistemi ile ilgili yazı yazınca pek çok konuda serzenişle karşılaştık. Din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmeni olan bir dostumuzla hasbihal ettik. Dedi ki, “Yazın güzel ama camianın içinde olmadığın için yaşanan sıkıntıları bilmiyorsun. Siyasi sıkıntıları, yapılan mülakatları falan herkes biliyor zaten. Ama son zamanlarda müfredata değerler eğitimi diye ders kondu. Bu dersi din kültürü öğretmeni değil, rehberlik öğretmeni değil, imamlar veriyor. Merakım şu ki bu dersi verecek din kültürü öğretmeni yok mu? Eğer yoksa din kültürü dersini de imamların vermesi gerekmez mi?”

Tabi ki bu soruların muhatabı biz değiliz.

Ama din ve ahlak temalı dersi din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmeni değil de imamların veriyor olması akılları karıştırıyor.

Pek çok mahalle imamının okullarda değerler eğitimi dersi verdiğini de bu şekilde öğrenmiş olduk. Ne diyelim! Hayırlısı olsun…

Kimin fındığı değer kazandı

Fındık sezonu geride kaldı. Ama ülkemizde fındık piyasası uzun süre kapanmıyor. Dünyada lider olduğumuz tek ürünün fiyatını da biz belirlemiyoruz. Fındığını emanete verenler sayesinde fındık piyasası da sürekli açık kalıyor.

Bir ürünü üretirsin, satarsın, parasını alırsın. Yeni döneme kadar sezon kapanmış olur. Ama fındık öyle değil. Fındık sene boyunca fiyatlanan bir ürün.

Turfandası falan olmamasına rağmen, serası bulunmamasına karşın fındık piyasası hep açık.

Fındık fiyatları bu aylarda genel olarak yükseliyor.

Ama piyasada fındık yok. Fındığı olan kim? Fındık parasına ihtiyacı olmayan. Yani tuzu kuru olan.

Geçimini fındıktan sağlayan adam, işçi parası vermek için, yaz aylarındaki ihtiyaçlarını karşılamak için, kışlık ihtiyaçlarını almak veya çocuğunu okula göndermek için fındığını satmak zorunda kalıyor. Ama diğeri fındığını ya kenara koyuyor ya da emanete veriyor. Bekliyor ki fındığın fiyatı artsın. Artınca da satıyor.

Yani?

Yani zengin hep kazanıyor. Olan hep fakire oluyor…

YORUM EKLE

banner7

banner6