Dersimiz iş güvenliği

Ekonomik kriz yaşandıktan sonra ekonomistlere, deprem olduktan sonra jeologlara kulak veren halk kitlesi olarak Hendek’teki patlama sonrasında da iş güvenliği uzmanlarına kulak vermeye başladık.

İş Güvenliği Uzmanları Sakarya Sorumlusu Fatih Altuntaş ile patlama sonrasında sohbet etme imkanımız oldu.

Kendi işyerlerimiz için de kendisinden danışmanlık hizmeti aldığımız için sorularımızı daha rahat sorduk.

İş yerleri az tehlikeli, tehlikeli ve çok tehlikeli olmak üzere üçe ayrılıyor. Her işyerinde az da olsa tehlike var. Kağıt üzerinde her iş yerinin de iş güvenliği hizmeti alma zorunluluğu bulunuyor. İş güvenliği firması işyerinize geliyor. İşinizin tehlike sınıfını belirliyor. Bunun karşılığında size almanız gereken önlemleri iletiyor. Olabilecek en küçük kaza ihtimallerine karşı size bir çalışma ortamı planı çiziyor ve zaman zaman da denetime geliyor.

İşyerinizin durumuna göre, kullanmanız gereken ekipmanın bulunduğu yerden çıkarılmamasına kadar detaylı bir planlama bu. İşyerinizin sıcaklık ve nem değerlerinden, zeminin planlanmasına kadar, hangi eğitim ve sorumluluktaki kişilerin hangi makine ve ekipmanı kullanabileceğine kadar her konuda size danışmanlık yapıyor. Bu şekilde olması muhtemel kazaları da yüzde 98’e kadar önleyebiliyorlar.

Ancak işin aksayan noktaları da var. İş güvenliği firması gelip sizi bilgilendiriyor, denetliyor ve sonunda raporu hazırlıyor. Raporun gereklerini yerine getirmek ise işyeri sahibinin inisiyatifinde.

İşyeri sahibi de genel olarak, “o kadar çatlak su kaçırmaz” diye düşünüyor. Eğer rapora uygun davranmazsa da bir cezai müeyyide uygulanmıyor.

Tıpkı yapı denetim firmalarının sıkı denetim yapanlarının piyasada müşteri bulmakta zorlandığı gibi iş güvenliği işini iyi yapan firmalar da aslında müşterileri ile sorun yaşıyor.

Para kazanmak elbette önemli. Ama insan hayatı söz konusu olduğunda daha duyarlı olmak zorundayız. Üstelik facia yaşandıktan sonra kazandığınız tüm servetiniz de gidiyor, huzurunuz da…

Onun için yaşanan her felaketten ders almak zorundayız.

Yapı denetim firmalarını da iş güvenliği uzmanlarını da düşman bellememeliyiz.

Sevgili MÜSİAD

Hendek’te yaşanan facia sonrasında MÜSİAD üyelerinden bazıları Sakarya’ya gelmiş. Yaşanan patlama ile ilgili bilgi aldıktan sonra da yemek yemişler. Gayet doğal. İnsanlar belli bir periyodda acıkıyor, neticede. Buraya kadar sorun yok.

Ancak yemek esnasında çekilen fotoğrafı sosyal medya hesabından paylaşıp, işyeri sahibi üyelerinin yanında olduklarına ilişkin bilgi vermişler.

Bunun haber olmasını istemeseler zaten kendi sosyal medya hesaplarından paylaşmazlar.

Gazetecilikte haber kutsal yorum hürdür.

Siz bu fotoğrafı paylaştığınız esnada pek çok kişi hastanede, pek çok evde cenazeler kalkmamış ve dahası bazı kişilerin cansız bedenlerine dahi ulaşılamamış.

Gazeteci sizin yemek yiyip, işadamına destek olduğunuza ilişkin açıklamanızı haber yapmış. Ardından elbette eleştiri alacaksınız. Siz yaptığınızın harfiyen doğru olduğunu ve yarın yine aynı şey olsa aynı şeyi yapacağınızı söyleyebilir misiniz?

Kimse sizin mesleki dayanışmanıza tepki göstermemiş. Siz bugünler için de varsınız. Birbirinizin acısını paylaşmayacaksanız neden meslek birliğisiniz?

Ama…

Aması var işte.

Hani yaralananlar, hani arkadaşlarını kaybedenler, hani ölenler, hani ölenlerin yakınları…

Neyse…

Birliğiniz daim olsun.

Protokol niyetine

Hendek’teki patlamanın ardından cenaze namazı kılınacakken bir bant çekilmiş. Protokol için yer ayrılmış yani.

Yakın zamanda halı üstünde namaz kılanların gündem olduğu vilayette şimdi de protokol cenaze namazı kılınmış.

Bu şekilde namaz kılanlar acaba, “Protokol niyetine” diye mi kıbleye yöneliyor?

HECATİ: Aslında tek kârımız “merhaba” ile “elveda” arasında bırakacağımız hoş sada…

YORUM EKLE