Devlet: Her sorunun ilacı mı, yoksa hastalığın sebebi mi?

                Günümüzde devlete yüklenen anlam ile devletin gerçekte olduğu şey arasında inanılmaz derecede büyük bir farktan söz edilebilir. Farklı devlet teorileri olmasına rağmen, benim de benimsediğim devletlerin güvenlik amacıyla bir sözleşme karşısında kurulmuş olduğu günümüz insanlarının birçoğu tarafından bilinmiyor.

                "Devlet" denilen mekanizmaya varlığının çok üstünde, insan üstü ve hatta doğa üstü anlamlar yükleniyor. Devlete ilahi sıfatlar yakıştırılıyor. Türkçede kullanımına baktığımızda da "Devlet ana" gibi kavramları görebilmemiz bu sebeple mümkün.

                Bu kadar büyük anlamlar yüklenen bir mekanizmadan doğal olarak her sorunu çözmesini beklemek de aslında şaşırılmaması gereken bir durum. Türkiye'de sokaktaki vatandaştan televizyondaki yorumcuya, sporcusundan sanatçısına kadar herkes sorunlarına devlet tarafından bir çözüm getirilmesini istiyor.

                Futbol sahasında Türk oyuncu görmeyince gece uyuyamayan insanlar "Devlet yabancı sınırı getirsin" diyor mesela. Ya da işsizlik, yoksulluk gibi temel tüm problemlere - bu problemlerin çoğunun devletin müdahaleleri sebebiyle arttığı gerçeğini görmezden gelerek- devletin müdahalede bulunarak çözüm geliştirmesini savunuyorlar.

                Devletin bu sorunların çözümüne yönelik giriştiği çözüm çabaları ise sanıldığının aksine istenmedik ve hesaba katılmamış zararlar doğuruyor çoğu zaman.

                Sinema salonlarında reklam gösterilmesinden rahatsız olan sözde bazı sanatçılarımızın devleti göreve çağırması sonucunda imzacısı oldukları sansür yasasını etkilerini yavaş yavaş hayatımızda hissetmeye başladık bile. RTÜK, artık internet üzerinden yayın yapan televizyon kanalları ve içerik ağlarını da denetimi altına aldı geçtiğimiz günlerde.

                Geçtiğimiz günlerde ise bir başka haber çıktı. Habere göre Türk sanat müziği sanatçısı  Muazzez Ersoy, sanat müziğinde yaşanan durgunluktan şikayetçi olarak Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı bu sorunu çözmeye davet etmiş.

                İnsan gerçekten hayret ediyor.

                Bir cumhurbaşkanının gençlerin pop değil de Türk sanat müziğine yönelmesi için elinden ne gelebilir? (kuruluşun ilk yıllarındaki anti-demokratik yöntemlere başvurmadıkça tabii) Ayrıca pop şarkılarla ilgilenmek kime ve neye göre kötü ve zararlı?

                Zümrüt Apartmanı isimli içinde pedofili ifadelerin bulunduğu kitaba sosyal medyadan büyük tepki gösterilmişti. Tepki haklıydı fakat yine göreve çağırılan devletti. Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Özgül Özkan Yavuz, bu çağrının ardından, "İçerik kontrol etmek sansüre girer" diye bir açıklama yapmak zorunda kalmıştı.

                Gerçekten de sansürden şikayet eden, özgürlüklerin kısıtlanmasına isyan eden insanların bir yandan da her sorunda devleti göreve çağırması akılla bağdaşmıyor.

                "Devlet" dediğimiz mekanizma, her soruna ilaç verebilecek bir eczane değil, varlığı bir ölçüde gerekli olsa da gerektiğinden fazla büyüdüğünde hepimizin ölümüne sebep olacak bir tümör hücresidir. 

                Her soruna çözüm için devletin kapısını çalanların bunu iki kez d

YORUM EKLE