Devlete saldırmaya yer aramayın

Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ilk kez bu kadar kapsamlı bir sorunla karşılaşıyor. Şimdiye kadar kalleş de olsa düşmanlarımıza karşı ne yapacağımızı biliyorduk.

Türklerin geninde çıkıp çarpışmak vardır. İlk kez saklanmak zorunda kalmak bize ağır geliyor. Genlerimize ters. İtiraf edelim ki hepimizin içinden “Nerede o virüs! Bir elime geçirsem” diye geçiyor.

Vatandaş bu kadar darlanmışken devlet görevlilerinin deneyimli olmasını ve hatasız bir şekilde bu süreci sürdürmesini bekleyemezsiniz. Burada bakış açınızı gözden geçirmeniz gerekir. Baktığınız yerden ne görüyorsunuz dahası ne görmek istiyorsunuz? Yarım bardak su hikayesi. Yarısı dolu mu yarısı boş mu?

Devlet tedbirleri alırken eksik kalıyor olabilir mi? Olabilir. Devleti idare edenler insan çünkü. Ama burada tartışılması gereken konu “Devlet önlemleri alırken art niyetli davranıyor mu?”

Eğer böyle bir şüpheniz varsa toplumda ayrışmaya sebep olursunuz. Her ne kadar insanlar tarafından idare edilse de devletin art niyetle, ayrımcılıkla yönetilmesi mümkün değildir. Devlet imkanları ölçüsünde vatandaşına destek olmak durumundadır. Nasıl vatandaş devletin var olması için mücadele ediyorsa devlet de vatandaşın refahını sağlamak zorundadır. Ancak imkanların ötesinde beklenti içinde de olmamak lazım.

Koronavirüsten herkes etkilendi. Hepimizin geliri azaldı. Kimimizin geliri hepten kesildi. Pek çoğumuz önümüze gelen faturaları nasıl ödeyeceğimizi düşünüyoruz. Ama hepimiz aynı durumdayız. Kimse diğerinin hakkını yiyor değil.

Her eleştiri kıymetlidir. Her görüş değerlendirilmelidir. Ancak birbirimizin iyi niyetinden şüphe etmek bize hiçbir şey kazandırmayacağı gibi elimizde var olan birliği de tehlikeye atmaktadır.

Lütfen siyaseti falan bir kenara bırakın. Hele devlete saldırmak için yer aramanın hiç zamanı değil…

Kütlesel büyüme

Evde kalanlar hareketsiz kalıyor. Bu kişiler için “Gel gidelum seninle ovalara dağlara eller büyür yukari benim yârim yanlara” türküsünü hatırlamak gerekiyor. İnsan evde durdukça bir şeyler tüketiyor. Ancak hareket etmek de istemiyor. Bu durumda Türkiye kriz sonunda bir hayli büyüyecek ama hacim olarak…

Karasu’dan karantinaya

Sakarya’nın dünyaya açılan kapısı Karasu Limanı. Buradan biz dünyaya açılırken dünya da bize açılmış oluyor. Karasu’dan giriş yapan pek çok kişi Sakarya’da karantinaya alınıyor. Karasu Limanı’nda bu konuda çok sıkı sağlık denetimleri yapılıyor. Gelen kişiler koronavirüs taşısa bile kimse ile temas ettirilmeden karantinaya kadar sağlıklı şekilde götürülüyor. Ancak bu kişilerin Liman’a yakın bir yerde, toplumdan uzak bir alanda sahra hastanesinde tedavi edilmesi daha uygun olmaz mı? Karasu’daki bir araziye bu şekilde bir yapı kurulsa, virüs riski taşıyanlar da orada karantinaya alınsa…

Yani ne kadar az yol kat edilirse o kadar güvenlik sağlanmış olur. Hem de ilin kuzeyinde bu şekilde bir merkez oluşturulması işleri kolaylaştırır.

Silah çekeydin

Yeni baba olduğumu sürekli okurlarımız biliyor. Koronavirüs var ama bir yandan da eşimin ve oğlumun rutin kontrollerinin de yapılması gerekiyor. Hastane kapısına geldik. Kapıda biri bize silah çeker gibi ateş ölçme aleti uzatıyor. Kardeşim zaten ağzında maske var. Ellerin eldivenli. Biz koşup sana hasretle sarılmayı planlamıyoruz. “Hoşgeldiniz. Ateşinizi ölçeceğiz” demek ve bize insanca muamele etmek varken hiç konuşmadan, ateşimizi ölçüp, “Geçin” demeniz… Hayır panikleyecek bir adam değilim ama karşımda yekten uzay kıyafeti giymiş bir görevlinin silah çeker gibi belirmesi insana bir “Ne oluyoruz” kardeşim dedirtiyor..

HECATİ: Kimi sihirbaz. Kimi sinirboz...

 

YORUM EKLE