Devletin gücünü sınamak

Yıl 1930, Kasım ayının 15’i Muhalefetteki Serbest Fırka lideri Fethi (Okyar) Bey Meclis kürsüsündedir,

Biz bütün demokrasi memleketlerinde ve bilhassa cumhuriyetle idare olunan memleketlerde mutat olan, kanunî olan, tabii olan hak ve hürriyeti istiyoruz.”

Tek Partili milletvekilleri hep bir ağızdan bağırırlar: “Bizde yok mu?!”

1968 yılının baharında dünya şiddetli gençlik hareketleri ile sarsılır, üniversitelerde işgaller ve boykotlar başlar. Türkiye’de de bir fakülte işgal edilir.

Ama devrimci öğrenciler tarafından değil.

Türkiye’deki ilk üniversite işgali ve boykotu, 15 Nisan 1968 günü Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde derslere başörtüsüyle gelmekte ısrar eden Hatice Babacan ve onun derslere alınmamasından dolayı hocalarıyla tartışan Mustafa Demirsöz adlı iki öğrenci üniversiteden atılmasıyla başlamıştır. Yani işgal ve boykotun sebebi de “başörtüsü” meselesidir.

İki hafta süren işgal boyunca Adalet Partili ve Cumhuriyetçi Köylü Millet Partili siyasetçiler işgalci öğrencilere destek ziyaretleri yaparlar. İlahiyat öğrenciler irticacılıkla suçlanır. Suçlamaların merkezinde de Milli Türk Talebe Birliği vardır

O yıllardaki Cumhuriyet gazetesinin başlığı ise,

“Dün boykotçular bir bildiri yayınlayarak boykotu bitirmek için şartlarını açıklamışlardır. Şartların başında dekanın istifası vardır.” der

İki haftalık fakülte işgaline rağmen, fakülteye polis sokulmamış, kimse gözaltına alınmamıştır.

Nihayet Ankara Üniversitesi yönetimi, iki öğrencinin ihraç kararının ağır bir yaptırım olduğuna karar verir. Boykotçuların istediği gibi dekan istifa eder. Mustafa Demirsöz okula geri döner,  Hatice Babacan ise DTCF’ye geçer ve oradan mezun olur.

Gelelim 1999 yılına. Bu kez Marmara Üniversitesi’ndeyiz.

İktidarda DSP- ANAP-MHP koalisyonu var. Başörtüsü yasaklarına karşı eylemler sürüyor

Gerisini Hürriyet gazetesinin haberinden okuyalım:

“Üniversitelerin açılmasıyla birlikte irtica yanlıları da türban gösterileri için düğmeye bastı. AK-DER türban yasağı nedeniyle mağdur duruma düştüklerini iddia ederek başta Amerika olmak üzere tüm dünyadaki insan hakları kuruluşlarına başvurularak Türkiye şikayet edilecek.  İstihbarat birimleri, irtica yanlılarının İstanbul'da düzenleyecekleri türban gösterilerine, aşırı sol örgütler ile PKK'nın da destek vereceğini belirledi”. Diye manşetler atarlar.

Sonuç Üniversitelerde Türban serbest.

Nasıl bir gençlik istiyoruz ? cevabı sayın Cumhurbaşkanı veriyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 19 Mayıs 2015'te nasıl bir gençlik istediğini de şöyle tarif etmiştir.

"Sakın kula kul olmayın. Sakın makam, mevki sahiplerinin önünde eğilmeyin, ister Cumhurbaşkanı, ister Başbakan, ister para babaları olsun. Şunu bilelim ki eğilmek, dalkavukluğu getirir ve bu milletin gençlerine asla dalkavukluk yakışmaz, yaraşmaz.”

Mayıs 2017' deki bir gençliğe hitabesinde de şöyle seslenmiştir.

"Bize sorgusuz sualsiz itaat eden bir gençlik değil, neyi niçin savunduğunu bilen bir gençlik lazım."

Ve yıl 2021. Cumhurbaşkanımızın aradığı gençlik Boğaziçi Üniversitesinde ortaya çıkıyor.

Bu gençler çok haklı olarak politikacı bir ismin “kayyım” anlayışıyla rektör olarak atanmasını protesto ediyorlar.

AKP Genel Başkanı Erdoğan gençleri teröristlikle suçluyor, mahkemeler aksini söylüyor.

Ama İçişleri Bakan yardımcısı Sayın İsmail Çataklı’da,

Kimseye devletin gücünü sınamasını tavsiye etmeyiz?”

Şarkılarla, türkülerle, hicivlerle protesto gösterisi yapan gençler devletin coplu, kelepçeli, tomalı, nezarethaneli gücünü sınıyor olabilirler mi? Mümkün mü bu ? muhtemeldir ki Anayasa’nın 34. Maddesindeki şu hükme güveniyorlardır bu gençler diye düşünüyorum.

Herkes, önceden izin almadan, silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir.”

Sayın Çataklı’nın kullandığı dil 28 Şubat’ta kullanılan dildir.  Bu dil tek parti döneminde kullanılan dildir.

Ya da “haddini bildirme” dilidir.

1930’dan buyana değişen sadece oyuncular, roller hep aynı kalmış.

 Değişen sadece gücün sahibiymiş.

YORUM EKLE
YORUMLAR
Ali Çatalbaş
Ali Çatalbaş - 4 hafta Önce

Tebrikler kenan kardeşim altın vuruş yapmışsın harfiyen katılıyorum.