DİYARBAKIRLI TÜRKMEN’İN İSYANI

Bazı yazılar vardır ki unutulmamalıdır. Sık sık okunmalıdır. Geniş kitlelere ulaşmalıdır. Bugün köşemi böyle bir yazıya ayırıyorum.

Yazının hikâyesi:

2009 Eylül ayının sonlarına doğru e posta adresime bir yazı geldi. Diyarbakır’ı Diyarbakır’ın tarihini ve Diyarbakır Türkmenlerini anlatan Koray Elbeyli imzalı bir yazı. Belli ki yazı müstear isimle yazılmış. Yazıyı okudum ve çarpıldım. Belki bir bölümü bildiğimiz konulardı ama yazının bir Diyarbakır’lı Türkmen’in kaleminden çıkmış olması önemli kılıyordu. Yazara ulaşmak için çabaladım. Nihayet ulaştım ve yazıyı bloğumda yayımlamak için izin istedim. Sağ olsunlar izni verdiler.  Yazıyı 1 Ekim 2009 tarihinde yayımladım.

Koray Bey daha sonra da, bu yazının devamı niteliğinde iki yazı daha gönderdiler.

İşte ilkyazı;

DİYARBAKIRLI TÜRKMEN’İN İSYANI

Koray ELBEYLİ

Yıkın On Gözlü Köprüyü, Ben-u Sen'i, Diyarbakır'da, nefret ettiğiniz Türk(men)ler'e ait bir şey kalmasın !

Akkoyunlu Hükümdarı öz be öz Diyarbakırlı Uzun Hasan'ı, yine Diyarbakırlı Karayülük Osman'ı zaten bilmiyorsunuz ama biliyorsanız da; kahramanlıklarını, Osmanlı'ya nasıl kök söktürdüklerini anlatmayın.

300 yıl Orta Doğu'ya hükmettiklerini resmi tarih bize anlatmadı.

Aksine Diyarbakır merkezli öz be öz Türkmen devleti olan Akkoyunlular resmi tarihe göre Osmanlı'yı arkadan vuran hain barbarlardı.

Her gün kadim şehirde onlarcasını gördüğümüz eserleri bırakan ve Diyarbakır'ı başkent yapan Artuklular'ı hiç yaşamamış sayın.

Diyarbakır ile ilgili en kapsamlı tarihi araştırma olan, 15. Yüzyılda yaşamış İranlı tarihçi Ebubekir Tıhrani'ye ait Kitab'-ı Diyarbekiriye'yi bulduğunuz yerde yakın çünkü o kitapta, Diyarbakır'ın dağını taşını yurt edinen Bayındır Türkmenlerinden dolayı yüzyıllarca Bayındıriye diye bilindiğini anlatır.

Bu bilgi sizin için sakıncalıdır.

Yakın! Osmanlı kayıt defterlerini çünkü aşiret aşiret, isim isim kayıtları vardır Diyarbakırlıların. Sizi şaşırtacaktır oradaki bilgiler, belki de kızdıracaktır.

Ulu Camii'nin, Anadolu coğrafyasının Orta Asya Türk mimarisine göre kiliseden camiye çevrilen ilk eseri olduğunu ancak sanat tarihçileri bilir, o nedenle tehlikeli bilgi değildir. Ama yine de sizin için tehlikeli ise orayı da yıkın.

Yedi Kardeş burcunu mutlaka yıkın çünkü orada öz Türkçe isimleri ile esere konu olan Diyarbakırlı yedi kardeşin ismi var, hem de taşa kazılı.

Kendini öz Türk zanneden bazı Batılı cahillerin dalga geçtiği, karaladığı Diyarbakır ağzını yasaklayın kimse konuşmasın.

Çünkü; tekmeye tepik, alkışa çepik, beze çapıt, merdivene gezemek, teyzeye dayze, amcaya ami, yiğit'e iğit, düğüne toy, tencereye kuşkana gibi Diyarbakır'a özgü en az beş bin yıllık binlerce bozulmamış kelime aslında Türkçe'nin bozulmuş hali olan İstanbul ağzına göre milyon kat daha öz Türkçedir.

Diyarbakır ağzının en güzel örneklerini veren Diyarbakırlı büyüklerimizi taşlayın gördüğünüz yerde.

Mektup yazdım yaz idi,

Kalemim kiryaz idi,

Da çok yazacaktım,

Mürekkebim az idi...

Gibi binlerce Diyarbakır manisini yasaklayın, unutturun öğretmeyin çocuklarınıza çünkü Dede Korkut Türk(men) çesi ile söylenir.

Hep şikâyet ettiğiniz sistem, Kürtçe isimleri yasaklattı siz de en az bin yıllık Türkçe isimleri yasaklayın Diyarbakır'da.

Mesela değiştirin Karacadağ ismini Türkçedir tehlikelidir. Değiştirin Bismil'in adını, çünkü akrabaları hala Orta Asya Harzem'de yaşayan Basmıl Türkmenleri'nden alır ismini.

Her gün küfredin Çermikli Ziya Gökalp'e, Süleyman Nazif'e çünkü onlar sürgün pahasına emperyalizme karşı Diyarbakır duruşu sergilemişlerdi.

Yok sayın Seyyid Nuh'u klasik Türk musikisine yüzlerce eser vermiş Diyarbakırlıdır. Yok olmaya yüz tutmuş Türkçe'nin asli kaynaklarını tekrar kazandıran Diyarbakırlı Ali Emiri'yi de küfürle hatırlayın. İhanet ile suçlayın Celal Güzelses'i, Cahit Sıtkı'yı, Orhan Asena'yı, Adnan Binyazar'ı, Özer Ozankaya'yı sizden farklı düşündükleri için.

Külliyen reddedin Diyarbakır'ın en azından bin yıllık tarihini, dost edinin elinden kan damlayan İngiliz'in, Fransız'ın sözüm o'na size dost görünenlerini.

Sisteme haklı öfkenizi, tarihinize ihanet ile gösterin. Unutturun Diyarbakır'ı, Diyarbakır yapan renklerinden dikkat buyurun Türk değil TÜRKMEN'e ait ne varsa külliyen yok sayın.

Size göre Diyarbakır'da Kürtler, Zazalar, Suryaniler, Keldaniler, Ermeniler herkes yaşadı.

Bir tek Türk(men)ler uğramadı bu kadim şehre burayı başkent yaparak dört devlet kurmalarına rağmen.

Bu devletleri kuran (Artukoğulları, İnaloğulları, Nisanoğulları, Akkoyunlular) on binlerce çadırlık Türkmen aşiretleri buhar oldu uçtu.

O zaman soralım 18. 19. yüzyılda yaşayan Ermeni ozanlar neden Diyarbakır ağzı ile Türkçe yazdı, Türkçe söyledi. Diyarbakır ağzı dediğimiz o muhteşem dilde mesela İstanbul Türkçesinde olmayan ama Oğuz diline ait binlerce kelime ve deyim var.

Çocuğu olmayan ailelere neden bir Diyarbakırlı 'kör ocak' der tıpkı Divan-i Lugat'i Türk'de olduğu gibi.

Neden bir Diyarbakırlı kelime başına gelen -Y- sesini okumaz. Mesela yılan değil ilan, yüksek değil üskek, yıldız değil ulduz der tıpkı Kaşgarlı Mahmut gibi.

Hatta mutlaka aranızda yapanlar olacaktır bu satırların yazarı hemşerinize küfredin, önemli değil o sizi önce tarihe ardından Allah'a havale edecektir.

Her nefesinde büyülü kent Diyarbakır'ı soluyan, başta Kürtler ve Zazalar olmak üzere bu kentin her rengini seven Koray Elbeyli

Diyarbakır'da yaşayan Türklere teknik anlamda Türkmenler demek daha doğru olur. Çünkü Diyarbakır Türk(men) leri dil, kültür ve fiziki yapı olarak Batı Anadolu, Kafkas, Balkanlar'da yaşayan Türkler'den ziyade Azerbaycan, Türkmenistan, Afganistan, Tacikistan, İran, Irak, Filistin, Mısır ve Suriye'de yaşayan Türkmenler ile aynı özellikleri taşırlar.

Yazıya pek çok yorum geldi. Ama Türk Dünyası Vakfı’nın kurucusu büyük Türk Milliyetçisi Rahmetli Turan YAZGAN’ın yorumu önemliydi.  Yazı işlerindeki arkadaşların anlayışına sığınarak Rahmetli Turan Hoca’nın yorumunu da paylaşmak istiyorum;

Bu yazının her satırını yüzde yüz doğru buluyor ve destekliyorum. Her konferansımda ve pek çok yazımda hep sormuşumdur: Akkoyunlular, Artukoğulları... Danişment Gazinin, Mengücek Gazinin torunları, Bayındır boyunun nesli ne oldu diye.

Yalnız Diyarbakır değil güneydoğu Anadolu, kahir çoğunluk olarak Türk vatanıdır. İlave olarak Bayatlar Elbeyliler Baraklar Karakeçililer... Bu bölgenin insanları değil mi?

Bu bölge hiç bir zaman ihmal edilmemiştir: Ömerli Mardin arası asfalt iken eğirdir Isparta arası şose idi. Benim güneydoğu gelişme planını hazırladığım dönemde bu bölgede okulsuz ve sağlık ocaksız bir tek köy yoktu. Ancak içlerini baskıyla katliamla boşalttılar.

Petrolün değeri anlaşıldığından itibaren maşa olarak kullanılacak topluluklar seçildi ve ajan okulları ve sözde misyoner fitneleriyle Türk düşmanları yetiştirildi ve Osmanlının daha sonra Türkiye Cumhuriyeti’nin bölünmesi için sandıklar dolusu altın kullanılarak sürekli isyanlar çıkarıldı ve Türkiye’nin tarihin kendisine lütfettiği hiç bir imkânı kullanmasına fırsat verilmedi. Tabii dâhili hainler bu fırsatları şahsi menfaatleri için çok iyi değerlendirdi.

Diyarbakır’da kullanılan kelimelere ve telaffuz şekillerine gelince, burada hemen belirtelim ki bunlar aynen benim memleketim olan Eğirdir’de de vardır. Türk Türkmen ayırımı doğru değildir. Geniş coğrafya içinde Türklerin dilinde adetlerinde çeşitlenmeler olması çok normaldir. Bu cümleden Yörük alevi gibi ayırımlar da her ne kadar vakıa ise de doğru değildir. Türk Türk’tür!..

Bir kaç satırı geçtim. Özür dilerim. Biz de bu yazıyı sitemize almak için izin istiyoruz.

Türk dünyası tarih kültür dergimizin 272. Sayısındaki sevgili okuyucular yazımı bir misal olarak sitemizden okuyabilirsiniz. Derin sevgilerimle ve saygılarımla,

Turan Yazgan - Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı

YORUM EKLE
YORUMLAR
Mehmet DENİZ
Mehmet DENİZ - 2 ay Önce

Mükemmel bir yazı.
Dahili ve harici ihanet merkezlerine karşı neden bu kadar hoşgörülü ve vurdumduymaz olmuşuz anlamak mümkün değil.

NECDET
NECDET - 2 ay Önce

Ağzına sağlık dostum, Diyarbakır tarihini bilmeyen Anadolu'nun tarihini bilemez, Koray Elbeyli kardeşimin bu yazısını yıllar önce okumuştum. Diyarbakır'ın Bin yıldan fazladır Türk yurdu olduğu Koray kardeşimin de dediği gibi 7 kardeşler burcunda yazılıdır. Eğer Osmanlı Akkoyunlu devletini yikmasaydi bugün Ortadoğu'nun haritası bambaşka olacaktı. Osmanlı Akkoyunlu devletini yıktık tan sonra sürekli batıya yöneldi ve Anadolu'daki Türkmenleri de gittikleri yerlere taşıyıp Anadolu'da Türkmen nüfusunun azalmasına sebep oldular. Akkoyunlu Devleti'nin yıkılışının nedenleri hemşerim olan rahmetli Vedat Guldoganin Diyarbakır'ın tarihi adlı araştırma eserinde teferruatlica anlatılır. Bir rivayete göre Uzun Hasan Osmanlıya yenilince Diyarbakır'dan ayrılıp erganinin şölen köyüne yerleşmiş ve ölene kadarda orda yaşamıştır.Tarihi bizlere Emin oktaylarla öğrettiler. Gerçek tarihimizi sizler gibi araştırmacı yazarlardan öğreniyoruz. Yüreğine sağlık dostum.

Tahir BAYINDIR
Tahir BAYINDIR - 3 ay Önce

Çocukluğumuzda Diyarbakır Türkçe'nin İstanbul'dan sonra en güzel konuşulduğu ikinci il denirdi. Şimdi gelinen nokta çok acı.

ALİ Ay
ALİ Ay - 3 ay Önce

Harika bir yazı( tarih )tekrar tekrar okunmalıdır.

Selahattin Coşkun
Selahattin Coşkun - 2 ay Önce

Başkanım gene yazı çok güzel zevkle okudum ama eleştiri için değil heralde dikkat çekmek için olsa gerek yazının başındaki Bazı yazılar unutulmalıdır,ı özellikle koyduğunuzu düşünüyorum.halbuki bazı yazılar unutulmamalıdır olmalıydı.çok teşekkürler Başkanım.

Musa Can
Musa Can - 2 ay Önce

Bir milleti yok edebilmek için ilk önce O milletin eserlerini kültürünü ve tarihini yok edeceksin sonra oraları hakimiyet altina alacaksın. Çok güzel bir konuya daha yer vermişsin Baskan kalemine yüreğine sağlık

Sinan Ulusinan
Sinan Ulusinan - 2 ay Önce

Zevkle okudum. Aydınlatıcı bilgiler için teşekkür ederim.

CAFER ORHAN
CAFER ORHAN - 2 ay Önce

Hepsine katılıyorum. Bu konuda daha sık yazılar yazmanız veya nakiller yapmanızı bekliyoruz. Elinize sağlık tebrikler