Doğru şeyleri doğru kişiler doğru zamanda ve doğru yerde söylemeli

Siyasette zamanlama çok önemli. Söylediğiniz şeyin doğru olması kitlede karşılık bulma açısından çok önemli. Ancak bunu söyleyecek doğru kişi olmalısınız. Yetmez. Bir de bunu doğru zamanda ve zeminde söyleyeceksiniz.

Ancak o zaman kitleleri peşinize takabilirsiniz.

Şimdi Atatürk hem “Ya istiklal ya ölüm” demiştir hem de “Yurtta sulh cihanda sulh…”

Şimdi siz Atatürk için “Sözünden dönmüştür” diyebilir misiniz?

Zaman değişmiştir, zemin değişmiştir, şartlar başkalaşmıştır ve sonunda Atatürk de zamanın zeminin doğrularına göre istikamet çizmiştir.

Hafta sonu Gelecek Partisi’nin kongresi vardı. Kongrede söz alan Ayhan Sefer Üstün Sakarya ile ilgili bazı şeyler söylemiş. Arifiye-Karasu arasındaki demiryolunun neden bitirilmediğine ilişkin eleştirilerde bulunmuş.

Hükümetin yolsuzluk bataklığına saplandığını söylemiş. Bunları söylemek gerçekten büyük cesaret. Söyledikleri ile ilgili delili olduğu halde mahkemeye gitmiyorsa bu da bir eksiklik elbette. Sonuçta çalınan bir para varsa hepimizin parası. Eğer elimizde belge varsa bunu sorgulamak da herkesin hakkı. Hatta sorgulamamak “Haksızlık karşısında susmak” anlamına gelir ki bu da Maun suresinde “Dilsiz şeytan olmak” olarak nitelendiriliyor.

Ayhan Sefer Üstün’ün milletvekilliği yaptığı dönemdeki tavrı ve tarzı ile şimdiki tavrı arasında da ciddi fark görüyorsunuz. 13 Eylül 2015’te seçildiği Ak Parti İnsan Haklarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı iken hiç girmediği konulara giriyor. İlçe ziyaretlerinde kendisine sorulan sorulara cevap vermediği şekilde eleştirilerde bulunuyor.

Demokrasi adına iyi şeyler bunlar da…

Keşke doğru yerde iken doğru zamanda iken yani etkin görevde iken bu konulara değinebilseydi.

“O zaman çok daha verimli olurdu” diye düşünüyor insan…

Yasal mı hayati mi

Temel ile Dursun aracı 5 metre yükleyip yola çıkmışlar. Yol üzerine bir tünele denk gelmişler. Üstte “Tünel yüksekliği 4.80” yazıyor. Temel etrafa şöyle bir bakmış ve Dursun’a “Etrafta polis yok devam et” demiş.

Gülmeyin aslında hepimiz bu şekilde yaşıyoruz.

Hendek’teki havai fişek fabrikası patlaması aslında bundan oldu. Bir şeyin yasal cezasının olması hayati sorumluluktan daha önemli bizim için. Biz yasadan korktuğumuz için kurallara uyuyoruz. Hayatımızdan endişe ettiğimiz için değil!

Eğer para cezası kesilecek olmasa maske kullanımı ne seviyede olurdu? Halen resmi üniformalı görevli görene kadar maske takmamaya çalışan insanlar var etrafımızda.

Bir şeyin yasal olmasını hayati olmasından çok önemsiyoruz. Hani sürekli “Askerde mantık yok” derler ya… “Aslında askerde mantık var, sende yok” diyemiyorsun adama. Askerde en düşük anlama düzeyindeki insanların bile anlayacağı şekilde izahat var. Gündelik hayatta ise ortalama zeka düzeyi baz alınarak kanunlar çıkarılıyor.

Ortalamanın üstündeki insanlar yasak olsun olmasın hayati konularda gerektiği gibi davranıyor. Ama ortalamanın altındaki adam maske takmadığında, fabrikada önlem almadığında, uyarılara rağmen denize girdiğinde ceza almazsa kendini zarardan kârda sayıyor.

Düşünsenize hem kurala uymuyorsunuz hem de ceza ödemiyorsunuz. Hey yavrum hey. Oturduğun yerden binlerce lira kâra girdin.

Sonunda bir gün elde ettiğin bu geliri hayatınla ödememen temennisi ile…

HECATİ: Böyle mi esecekti son günümde bu rüzgâr
Bütün kuşlar vefasız, mevsim artık sonbahar…

YORUM EKLE