Dokunulmazlar

         Derdime vâkıf değil cânân beni handân bilir

          Hakkı vardır şâd olanlar herkesi şâdân bilir

          Söylesem te'siri yok sussam gönül râzı değil

         Çektiğim âlâmı bir ben bir de Allah'ım bilir

​          FUZÛLÎ

​Günümüz siyasetinde demokrasi değil, genel başkan sultası hâkimdir. Kurulan ve kurulacak tüm partiler, bu eksenin dışında kurulamaz. Zira genel başkanlara hiçbir zaman dokunulamadı ve dokunulamaz. Genel başkanların gazabına uğramak, siyaset sahnesinden silinmek demektir.

​Genel başkanları güçlü hale getiren, parti tabanlarıdır. Siyasi rant elde edebilmek için, genel başkanları tabu haline getirmektedirler. Genel başkanlar akil oldukları için değil, siyasi gücü elinde tuttukları için onlara karşı durulamaz, onların sözünün dışına çıkılamaz, çıkanlar ise derhal siyaseten giyotine gönderilir.

​Genel başkanlar dokunulmaz olmaktan memnundur. Zira iktidarları böylece güç kazanır. Ondan sonra da genel başkanlar, büyük bir güçleri olduğunu vehmederler. O zaman da dediği dedik, kestiği kestik olur. Elli yıllık siyasi hayatımız içinde bunun dışında kalan genel başkan görmedik. Bu tarihi bir tespittir. Tarihe de böylece geçmelidir.

​Hasbelkader genel başkan olanlar, gördükleri tabasbus sebebiyle kendilerini vazgeçilmez zannederler. Onları bu makamlara taşıyanları azat kabul etmez, köle olarak görür ve asla onların görüşlerine alaka duymazlar. Bu hal ise siyaset ahlakı ile bağdaşmaz. Ama bizim siyasetimizde bu hal, kabil-i itiraz değildir.

​Oysa genel başkanlar da insandır. Kutsiyetleri yoktur. Eksikliklerinin olması son derece doğaldır. Bunu görmeden onlara tabi olanlar, gözü olduğu halde görmeyen, kulağı bulunduğu halde duymayanlardır. Zira siyasi menfaat, insanları şaşırtmaktadır. Var oluşun aksine, bu hal siyasileri, genel başkanlara bende haline getirmektedir. Onun için genel başkanların emirlerine itirazsız, kayıtsız, şartsız uyarlar.

​Siyasetimiz o hale geldi ki, siyasi partilerin tek hükümranı genel başkanlardır. Oysa onları genel başkanlık koltuğuna taşıyan, tabandaki partililerdir. Yoksa tüm siyasiler, genel başkanlar çok kabiliyetli oldukları için değil, siyasi makamdan menfaat elde edebilmek için düşüncelerinden sarfı nazar ederler ve genel başkanların emir eri durumuna gelirler.

​Genel başkanlar çok muhtevalı oldukları için değil, beceriksizliklerini kamufle etmek için, siyaseten erbabı hal olanları kendilerine yaklaştırmazlar. Zira o zaman genel başkanların foyaları ortaya çıkar. Tökezlenmeye başlar, diz bağları çözülür, yere yığılırlar. Böylece kendi saltanatlarına son verilir. 

​Nitekim genel başkanlarla yola çıkanların hemen hemen tamamı, genel başkanların kadrine uğramıştır. Kabiliyetli siyasiler uzaklaştırılmış, akledenler de sıra dışı tutulmuş, buna mukabil ‘efendim’cilere rağbet kapıları ardına kadar açılmıştır. 1950’de iktidar olan Demokrat Parti dâhil, sonrasında kurulan tüm partilerin hali pür melali budur. Menderes’e, Süleyman Demirel’e, Ecevit’e, Erbakan’a, Türkeş’e, Tayyip Erdoğan’a, Bahçeli’ye vs karşı olanlar ayakta kalabilmiş değildir.

​Bunlara karşı dik durabilmek için, dünyevi nimetlere iltifat etmemek gerekir. Dünyevileşme histerisinden uzak durmak gerekir. Bir de yiğit olmak gerekir. Yeri geldiğinde aslan kesilmek gerekir. Bunun sağlanması da siyasi ahlakla mümkün olur. Hak ölçülerine bağlı kalmakla mümkün olur. Feda-i can etmeye hazır olmakla mümkün olabilir. Genel başkanları, başka türlü hizaya getirmek mümkün değildir.

​Aksi hal, siyasi zevale sebebiyet verir. Haklılık ka’le alınmaz. Genel başkana asi olarak yaftalanır. Böylece siyasi emeğiniz zail olur. Bundan da genel başkanlar müstefit olur.

​Durum böyle olunca; “Son günlerin en geçerli duruşu, kafa yok, beyin yok, kalp yok, konuşma yok, her şeye eyvallah, sen ne dersen o bizim de doğrumuzdur.”

​Oysa ülkemizde kafa da var, yürek de var, vicdan da var, bilgi, birikim de var, ancak Elif gibi dik duracak cesaret yok. Onun için malayani konuşmanın ve yazmanın anlamı yok.         

​Rahman ve Rahim,

​Kadir ve Muktedir,

​Gaffar ve Settar olan Allah’a emanet olunuz. ​     

​Selam doğru yola uyanlara olsun. (Taha/47). Beylerbeyi – 14.09.2020

YORUM EKLE