Dünkü tebdili kıyafet bu günkü gizli müşteri

Osmanlı döneminde padişahlar yanlarına vezir ya da sadrazam alarak halkın arasına karışırmış. Bu şekilde hem istihbarat yapar hem de verilen emirlerin uygulanıp uygulanmadığını denetlermiş.

Duruma göre denetçiler de denetlendiği için herkes teyakkuzda olmak durumunda kalırmış.

Hepsi bu da değil tabi. Padişahın tebdili kıyafet ile denetime çıktığı sır olarak da saklanmazmış. Bu şekilde kurum ya da esnafa gelen vatandaşın sıradan bir kişi mi yoksa tebdili kıyafet gitmiş padişah mı olduğu anlaşılamazmış. Ama duruma göre padişaha davranır gibi davranılırmış.

Aradan yüzlerce yıl geçtikten sonra büyük firmalar da kendi bayilerini denetlemek için gizli müşteri gönderiyor. Bu şekilde müşteri gibi mağazaya giren firma yetkilisi ya da firma tarafından tutulmuş vatandaş gizlice denetim görevini yerine getiriyor ve bu şekilde firma kendini geliştirme yoluna gidiyor.

Buraya kadar bilmediğiniz bir şey söylemedim. Ama diyorum, hani olmaz ya…

Belediyelerimiz kendini geliştirmek istese. Kurum içinde gizli müşteriler oluştursa. Mesela bir gün sıradan bir işlem için belediye birimlerinden birini arasa ve orada çalışan görevlinin tavrını not etse, bir görevli yaşlı kartı ile toplu taşıma araçlarına binmeye çalışsa, bir başkası su ile ilgili derdini anlatsa…

Bu durumun sonuçları kamuoyuyla da paylaşılmasın.

En azından kurumun ne durumda olduğuna ilişkin bir harita elinizde oluşsun.

Siz kendi bakış açınıza göre ister batını “gizli müşteri” uygulamasını yapıyoruz diyin ister Osmanlı’nın “tebdili kıyafet” uygulamasını baz alıyoruz diyin. Ama en azından kendi yönettiğiniz kurum ile ilgili bir fikriniz olsun. 

Haber detayı suça teşvik eder

Habercilik aslında eczacılık kadar doktorluk kadar hassas bir iştir. Hatta onlardan farklı ve ağır bir durum da vardır. Çünkü doktor yanlış tedavi uygular ya da eczacı yanlış bir ilaç verirse bir kişiye zarar verir. Ancak haberci yanlış bir haber verirse çok daha geniş kitleleri felakete sürükler.

Mesela Körfez Savaşı’nın meşrulaşmasına sebep olan petrolün içindeki pelikan görüntüsünün Irak’ta çekilmediği ortaya çıkmıştır. Ama o arada savaş olmuş yüzlerce insan ölmüş, binlerce kişi yerinden yurdundan olmuştur.

Onun için habercilik çok ciddi bir hassasiyetle yapılmalıdır.

Geçenlerde okuduğum haberlerden birinde adamın ne şekilde intihar ettiği detayları ile anlatılıyordu. “Şuradan şunu aldı, şunu yaptı. Falan filan…” Peki bu ne demek? “Yarın öbür gün intihar etmek isterseniz işte bu yöntem sonuç veriyor” demek. O zaman bu haberin kime ne faydası var. “Adam intihar etti öldü” demek yerine detaylandırıp okur devşirmeye çalışmanın ölü soyuculuğundan ne farkı var?

Bir başka haberde bir cinayet anlatılıyor. Silahı nerden aldığı, ne şekilde bir silah kullandığı falan…

Son olarak dün okuduğum bir haberde insanların maddi olarak zorda kaldıklarında hatlarının üstüne telefon alıp bunların piyasada daha alt düzeyde bir fiyata bozdurduğu falan detaylıca anlatılıyor. Yani “zorda kalırsanız hattınızın üstüne telefon alabilir ve bu parayı taksitle ödeyebilirsiniz” alt mesajı veriliyor.

Onun için herkesin haberci olmaması gerekiyor. “Basın bilinçsiz ellerde çok ciddi bir silaha dönüşür” diyenler aslında bunu kast ediyor. Yoksa kimse kimsenin ekmeğine göz koymuş falan değil!

Hayatlar söz konusu…

YORUM EKLE

banner7

banner6