Eğitim Şart Ama Ne İçin?

Türkiye’de eğitim sisteminin iki problemi var. Birincisi eğitim, ikincisi sistem…

Bu esprili anlatım, aslında problemi tanımlamak için iyi bir başlangıç olabilir.

Sistem dedikleri; 4 + 4 + 4, 3 + 5 + 4, 8 + 0 + 3 gibi kategorize edilmiş ilk, orta ve lise sürelerinin ne şekilde olacağı, nasıl bölüneceği ne zaman başlayıp ne zaman biteceği falan (!) Ayrıca, imam hatip mi, Anadolu lisesi mi yoksa meslek lisesi mi tartışması… Belki bir de özel mi devlet mi tartışması… Ekonomik eşitlik kavramı ve sosyal adalet… Tabi bir de işin üniversite veya meslek yüksek okulu kısmı da var.

Eğitim dedikleri; nispeten içerik ya da müfredat… Sorular şunlar:

Ne öğretiyoruz? Neden öğretiyoruz? Karar verilenleri kim öğretmeli?

Veliler ile konuştuğumda aldığım cevaplar birbirine tıpatıp beziyor. Siz de deneyin, sorun bakalım: Çocuklarının büyüyünce ne olması gerekiyor? Aşağıdaki cevaplardan bir tanesine rastlarsanız bu yazımı yok sayabilirsiniz!

  • Çocuğum su tesisatçısı olmalı, elektrik ustası olmalı,
  • Sayacı olmalı, boyacı olmalı,
  • Pazarlamacı olmalı, minibüs sürücüsü olmalı,
  • Ya da otoparkçı olmalı, hatta güvenlik görevlisi olmalı,
  • Garson olursa çok memnun olurum,

Ya da;

  • Çarşıda mağaza açmalı,
  • Büfe açıp, sigara satmalı,
  • Lokanta işletmeli,
  • Bir temizlik şirketinde çalışmalı,
  • Tarlada çalışmalı, lahana yetiştirmeli,

Bu tür cevaplar duyamazsınız! Varsa yoksa mühendis, doktor, avukat, diş hekimi, falan…

Hangi sistem olursa olsun sonunda yukarıda örneklerini verdiğimiz meslekler birileri tarafından icra edilecek. Gençlerin çok az bir kısmı “popüler meslekleri” yapabilecek bir şansa (azme) sahip olacak. Çok çok daha azı yapay zeka kavramı içinde yer alan disiplinlerle uğraşır olacak.

On iki sene boyunca benzer hayallerin altında benzer bir eğitimden geçecekler ve sonra toplumun ihtiyacı olan işleri yapmak üzere dağılacaklar. Evrim teorisine istediğin kadar isyan et!

Meslek ile gelir arasında önemli bir bağlantı olduğu inkâr edilemez, meslek ile toplumsal statü arasında kemikleşmiş bir bağ olduğu da… O nedenle veliler haklılar. Şanslarını denemek zorundalar. Özel okullar, özel dersler, devasa bütçeler…

Çocuklarına özel ders parası kazanabilmek için iş arayan yaşı geçkin insanlar…

Fakat nitelikli liseler yaklaşık yüzde 10 iken nitelikli üniversiteler yaklaşık yüzde 1 (ilk 20.000) oranında olduğu sürece gençlerin çok fazla seçeneği yok. Elenerek ve çoğu zaman örselenerek geçen eğitim hayatları sonunda varacakları nokta az buçuk belli.

Aslında problem, bu durumun “kötü olduğu kabulü” üzerine kurulmuş toplumsal algı.

Mesele belki de sadece insana saygı!

YORUM EKLE

banner7

banner6