Eğitim Sistemi Günden Güne Göçüyor

Eğitim de, eğitim sistemi de günden güne göçüyor, göçertiliyor.
Şahsen, eğitim sisteminin çökertilmesine itirazım olmazdı; çünkü temeli “insanı insanlıktan çıkarmak” üzerine kurulmuş mevcut milli eğitimin ortadan kalkması gerektiğini düşünüyorum.
Fakat bugün eğitim sistemini çökerten politikaların amacının yerine daha iyi bir eğitim sistemi inşa etmek olmadığını gördüğüm için, gidişata itiraz ediyorum.
Bugün, eğitim sistemindeki değişikliklerin amacı, daha insani, daha ahlaki, daha erdemli, daha özgürlükçü ve daha doğru temeller üzerinde yeni bir eğitim sistemi inşa etmek değil.
Asıl amaç; kamu okullarının işlemez hale getirilmesidir, böylece eğitimin ranta açılmasının, özelleştirilmesinin de önünü açılmış oluyor.
Onlarca yıldır devletin tektipçi ideolojik baskıcılığının pedagojik kurumları olan okullar; şimdi de kapitalizmin tektipçi ekonomik baskıcılığının pedagojik kurumlarına dönüştürülüyor.
Bir yanda devlet, kendisine sadık makbul vatandaşlar yetiştirmek isterken, diğer yandan piyasa kendisine bağımlı tüketiciler yetiştirmek istiyor.
Böylece devletin siyasi, kapitalizmin ekonomik amaçlarına uygun şekilde kurgulanan eğitimin içinde ne insanlık kalıyor, ne de toplumsal dayanışma…
Bugün toplum, özellikle gençlik, ciddi bir kimlik ve kişilik krizi yaşamaktadır.
Zaten eğitim sistemi de, bu krizlerin içinden doğru cevapları bulmuş nesillerin çıkmasını engellemek üzere kurulmuştur.
Şayet düşünen, sorgulayan, eleştiren, itiraz eden, isyan eden, başkaldıran kuşaklar oluşursa; bu iktidar sahiplerinin çıkar düzenlerini temellerinden sarsma iradesinin de ortaya çıkması demektir.
İşte bu sebeple, zorunlu eğitim; çağdaş firavunların halkı ahmaklaştırarak, hâkim düzene kul-köle kılmak üzere tasarlanmıştır.
Günümüzün siyasi ve iktisadi piramitleri de bu kölelerin omuzlarında yükselmektedir!
Eğitim sistemi, düzene uygun köleler, sisteme memur zihinler yetiştirmek üzere işletilmelidir.
Kulların, kölelerin kimliğinin ise düzenin efendileri için gerçekten çok bir farkı yok.
Geçmişte ‘kemalist’, günümüzde ise ‘dindar’ nesil yaratma iddiasıyla geliştirilen politikaların birbiriyle örtüşüyor olması gerçekten ibret vericidir.
Dün de, bugün de, eğitim; iktidara bağımlı bir kitleselliği inşa sürecine indirgenmektedir.
Milli eğitimdeki hâkim zihniyet bunun için değişmemiştir.
Bu zihniyetin, ifsad etmekten başka bir sonuç üretmediği de ortadadır.
İşte bu sebeple, mevcut gidişata karşı ‘artık yeter’ demenin vakti çoktan gelmiştir!
Başka bir eğitim, başka bir eğitim sistemi şart olmuştur.
Bu şartı yerine getirmek içinse, öncelikle tüm sistemi sorgulayan bir tavra ihtiyacımız var. O halde, tavrımızı; eğitim sürecini kendi menfaatlerine uygun şekilde kurgulayan devlet ve kapitalist sermayenin, hayatımızı kuşatan bütün politikalarına karşı geliştirmek zorundayız.
Emeğin sömürüldüğü, insanların modern kölelere dönüştürüldüğü, ağır çalışma şartlarına karşı asgari ücret altında ezildiği, madenlerde, inşaatlarda iş cinayetlerine kurban gittiği, siyasi iktidarın etrafına çöreklenmiş rantiyeci bir azınlığın gittikçe azgınlaştığı bu düzenle yüzleşmek kaçınılmazdır.
Nasıl ki, İslam’ın mesajı, dönemin saraylarını temellerinden sarsmıştır, bugün bizim mesajımız da yeni sarayların yükseldiği temelleri derinden sarsmalıdır.
Yeniden kurulacak bir eğitim sisteminin en temel gayelerinden biri de insanı insana köle değil; insanı insana kardeş, arkadaş, sırdaş, paydaş, yoldaş kılmak olmalıdır.
 

YORUM EKLE

banner22

banner21