Eğitim ve toplum 2

Bir önceki yazıma devam ediyorum. Eğitim politikalarımız nasıl olmalı? Sorusunun cevabını genel bir çerçeve çizerek cevaplamaya çalışacağım. Eğitim sistemimiz çocukları okula başlamadan zeka testlerine tabi tutmalıdır. Sonuca göre durumuna uygun okullara başlatmalıdır.

          Okul öncesi ve İlkokul eğitimi süresince zeka, beceri ve özel eğitim gruplarına ait birimlerde eğitim almalarını sağlamalıdır. Bu sayede kişi ve gruplara eğitim veya özel eğitim verilmesinin önünü açılarak ortaöğretimde zeka gelişimleri ve ulaştıkları bilgi, beceri durumuna göre sınıflandırmanın temeli atılmalıdır.

       Ortaokul seviyesine gelen çocukların ortalama yüzde otuzunun durumu eğitim camiası tarafından bilinmektedir.

Bu çocuklar ile ilgili en iyi çözüm bilgi ve becerilerine göre okula devam ederken belirli günlerde sahada pratik yaptırarak (iki gün okul , üç gün saha);  çıraklık eğitimine tabi tutulmalı, çıraklık eğitim merkezlerinde lise seviyesinde eğitimleri tamamlatılmalı bu sektörlerin çeşitli seviyelerinde diplomalı (Tamirci, boyacı, tesisatçı hizmet sektörünün ihtiyacı olan diğer vb.)  meslek sahibi yapılmalıdır.

        Tahmini yüzde kırkını ise lise seviyesinde mesleki ve teknik eğitime tabi tutarak sanayi üretim sektörünün ihtiyacını karşılayacak olan teknik ve kalifiye eleman haline getirerek istihdam etmelidir. (Bu liselerde eğitim gören istisna çocukların akademik eğitime geçiş için önü açık olmak üzere)

Kalan tahmini yüzde otuzu ise lise seviyesinde uygun eğitim programlarından (Bilgi, beceri, ilgisine uygun liseler) geçirerek aldığı eğitime uygun üst akademik eğitim programlarına sınavsız yerleştirerek üniversitelerde (akademik) eğitimini tamamlamaları sağlanmalıdır.

Eğitim sistemimizi yeniden inşaa ederken ülkemizin kültürel, sosyal, siyasal yapısını yeraltı, yer üstü kaynaklarını, bölgesel(komşularımızın) dinamiklerini gelecek vaat eden sektör ve ihtiyaçlarını iyi analiz etmeli bunun paralelinde bize özgü eğitim politikalarını hayata geçirmeliyiz.

İlk yapılacak iş öğretmen yetiştirecek kurumları reforme etmektir. Öğretmen liseleri ve eğitim fakülteleri kesintisiz uzmanlaşmayı sağlayacak şekilde bir bütün haline getirilmelidir. Ülkemizin   temelden başlayarak öğretmene her türlü mesleki donanım bilgi ve beceriyi, tecrübeyi kazandıracak, sahada uzun süreli pratik yaptırılacak yapıyı ve bunların kurumlarını tesis etmesi gereklidir.

Ülkemizin şimdiki ve gelecekteki şartları dikkate alınarak öğretmen çeşitliliğini ihtiyaca göre planlayıp en donanımlı şekilde yetişmelerini sağlamak en önemli önceliğimiz olmalıdır. İhtiyaçtan fazla niteliksiz personel yetiştirmek kurum tesis etmek kaynak israfına yol açacak ve olumsuz sonuçlar doğuracaktır ki bugün bunları yaşıyoruz.

Temel eğitim düzeyi hayata ve vatandaşlığa hazırlayıcı olması yönünden ülke geneli düşünülerek düzenlenmelidir. Orta öğretimde ise erişilen zeka düzeyi, bilgi, beceri dikkate alınarak yönlendirme yapılmalı akademik eğitime hazırlayıcı ve meslek okulları keskin bir çizgi ile birbirinden ayrılmalıdır. Bölgesel ihtiyaçlar göz önüne alınarak ortaöğretim ve meslek liseleri yerel olarak düşünülüp, sanayi ve diğer sektörlerle yakın ilişkiler içinde planlanıp akademik eğitimin dışında kalacak tüm çocuklarımız (tahmini yüzde yetmiş) bilgi becerilerinin yanında meslek sahibi yapılmalı, bölgelerindeki ihtiyaca göre sanayi, hizmet ve diğer sektörlerin ihtiyacını karşılayacak şekilde yetiştirilmelidir.

 Üniversitelerimiz ise bilime, sanayiye, teknolojiye hizmet eden özerk bağımsız bir kimliğe sahip, siyasi güncel endişelerden arındırılmış, ihtiyaçları karşılanmış AR – GE çalışmaları yapıp ileri teknoloji üretebilecek enstitülerle tesis edilmiş bir yapıya kavuşturulmalıdır.

Bölgesel eğitim politikalarına Sakarya: otomotiv, otomotiv yan sanayi, şeker pancarı, mısır, fındık, turizm vb. sektörlerde ağırlığı olan bir ildir.

Sakarya’da akademik eğitime hazırlayacak liselerin yanı sıra Sakarya’nın sanayi, hizmet ve üretim sektörlerine kalifiye eleman yetiştirmek için meslek liseleri çıraklık eğitim merkezleri Sakarya’ya özel planlanıp sanayi bölgelerinin yakınında(Öğrencilerin pratik ve uygun stajı yapmaları için) açılmalıdır.

Sakarya’daki üniversitelerde ise bu sektörlere destek vermek, geliştirmek, ileri teknoloji ile donatmak, rekabetçi kılmak, ilave katma değer yaratmalarını sağlamak için AR–GE üretecek enstitüler ve birimler oluşturulmalıdır. Unutmamamız gereken diğer konu yirmi birinci yüzyılda gıda üretimi ve tedariği en önemli ihtiyaç olacaktır.

Ülkemizin bu konudaki potansiyeli kullandığında (Konya büyüklüğündeki Hollanda’nın tarım ihracatının beş yüz milyar olduğunu düşünürsek) neler olabileceğini siz düşünün.  Ülkemizin diğer bölgelerinde de eğitim yukarıdaki örneğe benzer şekilde bölgesel kaynaklar ve dinamikler dikkate alınarak il ve bölge düzeyinde düzenlenmelidir. Ülkemizde dört duvar inşa ederek üzerine tabela asıp okul sorununu çözmüş olma anlayışından vazgeçilmelidir.

Dünyamızın bugünü ve geleceği paralelinde eğitim politikalarını da bir sonraki yazımda irdeleyeceğim.

                                                                                     Şenol KABAOĞLU 26.11.2020

YORUM EKLE
YORUMLAR
Sinan Ulusinan
Sinan Ulusinan - 2 ay Önce

Şenol Bey, yazılarınızı zevkle okuyorum. Maalesef eğitimi bina yapmak zanneden bir zihniyet sekiz defa bakan değiştirmeyi de reform zannediyor.

Şenol KABAOĞLU
Şenol KABAOĞLU @Sinan Ulusinan - 2 ay Önce

Teşekkür ederim Sinan ağabey.Bir önceki yazımın devamıydı.Bir sonraki yazım ile konuyu tamamlayacağım.Üç yazıyı birlikte okuyan okuyucularımın bir bakış açısı elde edeceklerini ümit ediyorum.. Saygılarımla.