Eğitim ve toplum 3

Dünyamızın bugünü ve geleceği paralelinde ülkemizin eğitim politikaları ve kriterleri neler olmalıdır bu yazımda ele alacağım.

Okullarımızı çocuklarımızın ruhsal, bedensel, zihinsel ihtiyaçlarına cevap verecek sosyalleşmelerini ve hayata hazırlanmalarını sağlayacak, bilgi, becerilerini geliştirecek sistemlerle donatmalıyız. Her derecedeki okulları türüne uygun donanımların tesis edileceği  kampüs mantığı ile inşa etmek önceliğimiz olmalıdır.

Ülkemizde mantar gibi çoğalan özel okulların birçoğunun da dört duvar tabela mantığıyla tesis edildiğini ve bu şekliyle sisteme katkıları olamayacağını belirtmeden geçemeyeceğim. Çünkü okullarımızda öğretimin (akademik gelişim) yanında; eğitiminde (davranış gelişimi ve hayata hazırlama) aynı değer ve öncelik olarak düşünmeliyiz ki bu konuda eksiğimiz olduğunu düşünüyorum.

    Bu da okullarımızın sahip olduğu imkanlara ancak mümkün olabilir. Genel manada ilk aklımıza gelenler dinlenme, eğlenme, spor tesisleri, müzik odaları, laboratuvar, kütüphane, işlik, atölye, konferans birimleri, bilişim odaları, internet, bilgisayar, akıllı tahta, projeksiyon, dil öğrenme sınıfları oluşturulmalıdır.

      Bölgesel yerel programlı okullarda da bölgeye has birimler oluşturulmalı ve burada sayamadığımız ihtiyaç olan tüm donanımları sağlanmalıdır. Dört duvar ve tabelalarımız ancak bu sayede okul olabilir.

Bu imkanlar yerel, özel, devlet kaynakları  ayırt edilmeksizin harekete geçirilmeli bir an önce ve top yekün ülkemizin en ücra köşelerine kadar götürülmelidir. Halkımız ve özel sektörümüz devletin yetişemediği yerlerdeki eksikleri tamamlama yoluna gitmekte tereddüt etmemelidir. Çünkü hızla gelişen değişen dönüşen dünyada kaybedilecek vakit yoktur ve ancak bu sayede sorun çözülmüş olacaktır.

Bulunduğumuz coğrafyanın durumu ve dünyanın gittiği yer dikkate alındığında ülkemizin Tarım, sanayi, bilişim, tıp, askeri teknolojiler, uzay teknolojileri vb. alanında rekabet etmesini sağlayacak nitelikli insan gücünü bu günden yetiştirmesi gerektiğini anlamak açısından bu günün gelişmiş ülkelerinin geçmişte ve bu güne nasıl hazırlandıklarını, bu gün nasıl devam ettiklerini, başarılı olduklarını örnekle açıklamak gerekirse…

Geçtiğimiz yüzyılın ortalarında Rusya ülkenin en zeki çocuklarını belirli merkezlerde toplayarak eğitmiş, projeler geliştirmelerini sağlamış, bilim adamı olarak yetiştirdikleri bu çocukların hazırlamış olduğu ‘’Sputnik’’ projesi ile 1957 yılında içinde hayvan bulunan ilk uyduyu uzaya göndererek uzay çağını başlatmışlardır.

    Güney Kore eğitim reformuna ilk adım olarak üniversite kampüslerine benzeyen her türlü donanımı sağlanmış dev okullar inşaa ederek bu işe başlamış; Samsung, L.G, Hyundai, Daewoo, KİA gibi dünya markalarını yaratmıştır.

İngiltere namı diğer  ‘’Üzerinde Güneş Batmayan İmparatorluk’’ ise şimdilerde üniversitelerinden mezun ettiği alanında uzman  öğrencilerini gelecekte ülkelerini ve dünyayı yöneteceklerini varsayarak  ekonomik, sosyal, siyasal bilgilerinin derinleşmesi için ayrıca bir eğitim programına tabi tutmakta ve hayata geçirmektedir.

Hindistan bilgisayar yazılımında lider olmayı hedeflemiş ve bu konuda liderliğe oynamaktadır.

Amerika’nın silikon vadisinde yer alan Microsoft, Google, Facebook, Apple, İntel Çin’de ortaya çıkan Huweai  Xiaomi vb.gibi   bilişim şirketlerinin piyasa değeri ülkemizin gayrisafi milli hasılasının kat kat üzerindedir.

İnsanlık tarihi Dördüncü Endüstri devrimi ile yeni bir çağa girmiştir. Kuşağımızın dünyanın baş döndürücü hızına nasıl şahit olduğunu anlamak için süreç içerisinde ülkemizde elli yıl önce gaz lambalı bir evde doğmuş çocuğun bu gün elindeki küçük bir bilgisayarla – telefonla dünyanın her yerine ve bilgiye birkaç saniye içinde ulaşıyor olması yeterli örnektir. Malesef bu hıza ulaşan dünyaya ülkemizin katkısı pek fazla değildir. Ülkemizin acilen 21. Yüzyılda yarışın gerisinde kalmamak için kendine özgü ‘’Meiji Restorasyonu’’na (25 Eylül tarihli Kültür Medeniyet Uygarlık başlıklı köşe yazıma bakınız) ihtiyacı vardır

Bilginin stratejik kaynak haline geldiği ve enformasyon toplumunda teorik bilgiyi piyasada ürünlere ve hizmetlere başarılı bir şekilde dönüştürebilenlerin ve eğitim araştırma-geliştirme (AR-GE) harcamalarına en fazla yatırım yapan işletme ve toplumların başarılı olacağı yadsınamaz bir gerçektir.

 Ülkemizin ileri teknoloji Endüstriye sahip olmasının ortaya çıkaracağı imkanlara sahip olması veya olmamasının gelecekteki durumumuzu belirleyecek en önemli kriter olduğunu unutmamalıyız.

Toplumumuzun Kuantum bilgisayarı, Yapay zeka, Blockchain, Bulut teknolojisi, gen teknolojisi, kripto para burada ismini sayamadığım ileri teknolojileri ve imkanlarını bilmesi ve   farkında olması gerekmektedir. Devamında kazanımlarını elde etmek istiyorsak eğitim sistemimizi acilen bu kriterlere göre reforme etmenin çaresine bakmalıyız.

 Ülkemizde kuruluş çalışmaları devam eden Bilişim vadisi ( Yüksek Teknoloji Üreten Sektörlerin bir arada olduğu yer) bizi heyecanlandırmaktadır. Bu merkezde çalışacak beyinlerin seçilmesi için ilkokuldan başlayarak her dereceli okullarda taramalarla bu beyinlerin belirlenmesi, seçilmesi ve gerekli imkanların sağlanarak bu merkezde tesis edilmesi ve kaybedilmemesi çok fazla önem arz etmektedir.

Eğitimdir ki, bir milleti hür, bağımsız, şanlı, yüksek bir toplum halinde yaşatır veya kölelik ve yoksulluğa terk eder. M.Kemal ATATÜRK

                                                                                         Şenol KABAOĞLU 03.12.2020

YORUM EKLE