Eğitim ve toplum

Eğitim konusunda özgün düşüncelerimi ve devamında önerilerimi yansıtmak için konuyu üç ayrı yazıda dile getirmek istiyorum. Bu haftaki yazım genel bir bakış olacak.

Toplumlar geleceklerini garanti altına almak zengin, müreffeh, bağımsız bir ülkede yaşamak istiyorlarsa çağın ve rekabet ettiği ülkelerin gerisine düşmemelidir.

Eğer bu günden hazırlıklarını yapamıyorlarsa yarınlarını da kaybedebilirler.

 Dünya, gelinen noktada öyle baş döndürücü bir hızla değişmekte ve dönüşmektedir ki neredeyse hızına ayak uydurmak imkansız gibi görünmektedir. Bir ülke vizyon sahibi, iddialı milli benliğini koruyarak, gelişmiş ülkeler arasında yerini almak istiyorsa değişen dünyada değişimin ve dönüşümün gerisinde kalmamak için mücadele etmek zorundadır.

Bunun için en önemli ve en kestirme yol, eğitimde klasik yöntemleri terk etmek, bilim ve teknolojinin baş döndürücü hızına ayak uydurmak, bilginin kolay erişildiği, hızla dolaştığı fırsat dolu bir dünyada bilişim, iletişim çağının gerçeklerini dikkate alarak, ileride ihtiyaç duyulacak nesilleri yetiştirmek için bugünden ülke ve toplum olarak konsensüs sağlayarak eğitimde gereken reformları hep birlikte yapmak ve hayata geçirmek olacaktır.

 Bu konuya örnek teşkil edecek aklımıza ilk gelen ülke Güney Kore’dir. Seksenli yıllarda Türkiye ile aynı ekonomik hatta daha kötü bir döngü içinde olan Güney Kore, gelinen noktada teknoloji üreten, uluslararası markaları olan, bunu pazarlayan, rekabet eden üstünlük sağlayan, yüksek dereceli katma değer üreten zenginleşen bir ülkedir. Yirminci yüzyılda dünyada, az gelişmiş ülkeler arasından, gelişmiş ülke statüsüne geçebilen tek ülkedir Güney Kore. (Bu ülkenin mazisindeki insan hakları ihlallerini, çocuk işçiliği sorununu ve askeri cuntayı unutmamak gerek)

  Ülkemiz ise bugün öne çıkan uluslararası markası olmayan, gelişmiş ülkeler ile yarışabilecek teknoloji üretemeyen, bunları ithal eden ve bunun sonucunda hala uluslararası sermayenin ve şirketlerin üretim taşeronu ve pazarı konumundan kendini kurtaramamış bunun sonucunda yüksek cari açık vererek orta gelir tuzağında kalmış bir ülke olmaktan kendini kurtaramamaktadır.

   Peki Güney Kore nasıl başarmıştır? Durumu anlamak için Güney Kore’nin son elli yılda uygulamış olduğu devlet ve eğitim politikalarına incelemekte yarar vardır. AR – GE (araştırma geliştirme) ve ekonomik mucizeye eşlik eden eğitim politikalarını çok iyi analiz etmek gerekmektedir.

Analiz sonucunda temel göstergenin devletin katı bir anlayışla uyguladığı sanayi, teknoloji ve bilişim politikaları ile eğitimde yaptığı uygulamaların etkili olduğu görülecektir. (Güney Kore eğitim modelini bize örnek olsun diye yazmadım. Biz kendi özgün eğitim politikalarımızı inşa edersek ancak başarılı oluruz)

Güney Kore’yi örnek vermemdeki en büyük neden 20’nci yüzyılda imkansızı başarmış olmasıdır. Ülkemizin de de gerekli adımları attığı takdirde 21’inci yüzyılda aynı şeyleri başarmasının önünde engel görmediğim içindir.

Ülkemizde ise durum her on yılda bir hala yap boz tahtası gibi değişen, eğitimcilerin dışında her kesin karar verdiği, yüz öğrenciyi liseden mezun edip, yirmi beşini üniversiteye alan ve kalan yetmiş beşinin ne olacağı sorununu tam ve gerçekçi olarak hala çözemeyen bir eğitim sistemi ile devam edilmektedir.

Üniversitelerimiz ise özerk ve bağımsızlığını sağlayamamış bilim, teknoloji ve proje üretmekten uzak, sanayi ve bilişim ve diğer sektörlere hizmet ve proje üretemeyen, dünya üniversiteleri arasında ilk beş yüze bile birkaç üniversitesi ile girebilen bir ülkedir.

Yani yüzde yirmi beşin gittiği kurumların durumu da bu haliyle geleceğimizi garanti altına almaktan uzak gibi görünmektedir.

Haliyle bu yapıdaki üniversitelerden ihtiyacımız olan ve yüksek katma değer yaratan teknoloji üretmelerini, milli gelire ve ihracata katkı sunacak uygulamalara imza atmalarını beklemenin şimdilik gerçekçi olmayacağını düşünüyorum.

Bu konu ile ilgili düşüncelerimi bir sonraki yazıda paylaşmaya devam edeceğim.

YORUM EKLE
YORUMLAR
Sinan Ulusinan
Sinan Ulusinan - 1 hafta Önce

Şenol bey, ekonomik gelişmeyi Güney Kore örneği ile güzel anlatmışsınız. Teşekkürler...

Şenol KABAOĞLU
Şenol KABAOĞLU @Sinan Ulusinan - 4 gün Önce

Teşekkür ederim Sinan ağabey, konu ile ilgili görüşlerimi devam yazısı ile paylaşmaya devam edeceğim.