Eğitimin Özgürleşmesi Şart

 Yeni bir eğitim ve öğretim yılı başlamadı.
Yine bir eğitim ve öğretim yılı başladı.
Böyle söylememin sebebi, her yılın bir önceki yılın tekrarına dönmesi, ta ki 1924’ten beri…
Şüphesiz arada geçen zaman zarfında çok şey değişti.
Okul sistemi, öğretmenlik algısı, eğitim durumları, ölçme ve değerlendirme yaklaşımları, teknoloji…
Fakat tüm bu değişimlere rağmen, eğitim sistemine şeklini veren ruh hep aynı kaldı.
Hatta aynı kalsın, değiştirilmesi teklif dahi edilmesin diye de “devrim kanunu” kılıfı altında 1982 darbe anayasasında koruma altına alındı.
Ama artık yeter!
Eğitimde özgürleşmenin yolunu açmak gerekiyor.
Bunun için ilk atılacak adım da belli:
Tevhid-i Tedrisat Kanunu kaldırılmalı!
Nedeni basit; bu kanun, ülkemizdeki toplumsal, kültürel ve dini farklılıkları, eğitim sisteminde yok sayılmasına yol açıyor.
Devlet, bir yandan eğitimi zorunlu tutarken, diğer yandan okullar aracılığıyla toplum mühendisliği yapma hakkını kendinde görebiliyor.
Topluma dilediği gömleği giydirmek için okulları kendi ideolojik aygıtı gibi kullanabiliyor.
Başka kimseye de başka bir eğitim yapma fırsatı tanımıyor.
Cumhuriyet kurulduğu günden bugüne aktörler değişse de, maalesef eğitim sistemine biçilen bu rol hiç değişmemiştir.
Başta öğretim programları ve ders kitapları olmak üzere, tüm faaliyetlerin genel amacı, her bireyi devletin küçük bir prototipine dönüştürmek olmuştur.
Böylece tüm toplum, adeta tek tip bir zihniyete büründürülmek istenmiştir.
Bu anlayış artık değişmelidir.
Eğitimdeki bürokratik vesayet bitmelidir.
Kabul etmek gerekir ki, mevcut sistem toplumun ihtiyaçlarına karşılık verecek nitelikte değil.
Ne aileler, ne de çocuklar onlarca yıl maruz kaldıkları bu zorunlu süreç sonunda isteklerini ve beklentilerini karşılayabiliyor.
Yanlış temeller üzerine kurulmuş mevcut eğitim sistemi değişmek zorunda.
Merkezine, iktisadi ya da siyasi güçlerin çıkarlarını değil, toplumu alan yeni bir eğitim sisteminin inşası kaçınılmaz.
Bunun için de; başta Tevhid-i Tedrisat Kanunu olmak üzere eğitimi şekillendiren tüm temel kanunlar kaldırılmalı, yerine insani ve toplumsal hakları, ilkeleri ve değerleri özümsemiş bir eğitim sistemi kurulmalı.
Tabi bu zor ve zahmetli bir süreç, bir günde, bir dönemde olmaz.
Fakat bu istikametin seçildiğini göstermek için atılabilecek bazı ufak adımlar var.
Birkaç tanesini hatırlatmak istiyorum:
Öncelikle, zorunlu eğitim anlayışından vazgeçilmek zorundadır. Hiç kimse gönüllülük esasına dayalı eğitim gibi bir sürece devlet eliyle zorlanmamalıdır.
Devlet ya da özel ayrımına gidilmeksizin, anadilde eğitim hakkı tanınmalı ve anayasal güvence altına alınmalıdır. Bu, toplumsal barışın ve kardeşliğin tesisi açısından da hayati önemi haiz temel bir insan hakkıdır.
Millî Eğitim Bakanlığına bağlı okullarda, ortaokul ve lise öğrencilerinin kılık ve kıyafetlerini düzenleyen yönetmeliğe göre başörtüsü hâlâ yasaktır. Yönetmelikteki “başı açık” ibaresi derhal çıkarılmalıdır.
Öğretim programlarından insan haklarına aykırı ya da tek tip bir devlet ideolojisini dayatan her türlü dersin, kazanımın ve içeriğin çıkarılması gerekmektedir.
Hiç kimse inanç temelli dersleri almaya mecbur tutulmamalıdır.
Ne öğrenciler ne de öğretmenler, resmi bayramlara, törenlere, kutlamalara ve programlara katılmaya zorunlu tutulabilir. Bu tür etkinliklere katılmamayı disiplin suçu sayan yönetmeliklerin kaldırılması gerekmektedir.
Şayet bu adımlar atılırsa, 2014-2015 eğitim-öğretim yılı için yeniliklerden bahsetmemiz söz konusu olabilir.
Olması içinse sivil toplumun harekete geçmesi şart.

 

YORUM EKLE