Ekonomi

Değerli okurlar. Yeni yıl ile beraber bu ilk köşe yazısında sizlerle birlikte olmaktan çok mutluyum. Öncelikle yeni yılda sağlık başta olmak üzere, ekonomi göstergelerini pozitife çevirecek bir çok reformun hayatımıza girmesini temenni ederek yazımıza başlıyoruz..

Reform diyoruz çünkü görünen o ki, dolar kurunu dizginlemek için 2018 yılından bu yana milyarlarca doların piyasaya sürülmesi maalesef ki doların ateşini söndüremedi çünkü eksik olan bir şey vardı. Bu eksiklik; artık kabul ediliyor ki bir çok konuda yapılması gereken köklü reformlardı. Merkez Bankası’ndaki yönetsel değişiklik ve son dönemde atılan adımlar ekonomi alanında bazı değişikliklerin olduğuna işaret ediyor ki son faiz artışının beklentinin üstünde olması da buna bir gösterge. Biliyoruz ki FAİZ, ENFLASYON, DÖVİZ birbirinden ayrılmaz, üçgenin birer köşesi, bir sonucu olan matematik denkleminin değişkenleri gibi. Bu denklemin de aynı zamanda serbest piyasada, piyasanın serbestisi ile ortaya çıkardığı sonuçları vardır. Denklemin bu değişkenlerine yapılacak piyasa dışı tüm baskıların mutlak surette doğal bir sonucu vardır. Bu sonuç yüksek ya da düşük kur, enflasyon ve faiz şeklinde gerçekleşir. E bugün de görüyoruz ki olması gerekene doğru sıkılmış ipin çözüldüğü görüntüsü var. Umarım bu gelişmeler; samimiyeti ve ciddiyeti ile birlikte ekonomimizin orta ve uzun vadede refahı için birer mihenk taşı olur.

Maalesef tüm dünya için 2021 yılının, 2020 yılından çok farklı geçeceğini düşünmeyenlerdenim. Piyasaya sürülen aşıların (Normalde 8-10 yıllık çalışmalar ile bir aşının elde edilebildiğini bildiğimiz durumda) hükümetlerin baskıları ile (Özellikle ABD tarafından), piyasaların yüksek belirsizlikten bir nebze olsun kurtulması için üretildiği aklıma gelmiyor değil ! Dünya nüfusunun çoğunluğunun aşılanmasının da tamamlanması ne kadar sürecek emin değilim. Bu süreçte de gelişmiş ülkelerin öncelikli, gelişmekte olanların daha sonra, gelişmemiş ülkelerin ise uzun bir sürede ancak aşılamayı tamamlayabileceğini düşünürsek, bulaşı seviyesi yüksek olan Covid 19 virüsünün, mutasyonları ile birlikte hayatımızdan kısa sürede çıkması çok zor. Bu sebeple de 2020 yılında ekonomi gelişmelerinde ne görüyorsak 2021 de de aynı şekilde devam etmeyeceğine yönelik hiçbir gösterge yok. Buna göre önlem, hazırlık yapmamızda fayda olacaktır.

Ek olarak, yağışların beklenenden az olması ile birlikte olası kurak geçecek mevsimlerin sonucu olarak tarım ürünlerindeki arz talep dengesinde ciddi bir kayma yaşanacağı ortada. Ekonomi dilinde açıklamak gerekirse, tarıma bağlı ürünlerde enflasyon göstergeleri yukarı yönlü olacak. 2021 ilk çeyreğin yüksek bir enflasyon ile kapanacağını tahmin ediyorum. Bu arada bu köşe yazı serisinde her hafta herkesin bir şekilde alışveriş yaptığı bir marketteki standart tip bir peynirin kg satış fiyatını takip edeceğiz. Bir çok etkin maliyet unsurunu içinde bulundurarak, gerçekleşen enflasyonu bize en iyi anlatacak ürün olan “PEYNİR” i.. İçinde Tarım, Hayvancılık, Sanayi ve Ticaret, Lojistik, Enerji, Makine, İşçilik… gibi bir çok ana maliyet kalemlerini ihtiva ediyor. Bu takip ile birlikte Peynir fiyatı ile gösterge enflasyonu karşılaştıracak, vatandaşlarımıza da ceplerinde hissettikleri enflasyonu soracağız. Bu yılın başı itibariyle enflasyon takibi için seçtiğimiz ürünün 02.01.2021 tarihli referans reyon satış fiyatını 37,38 TL/Kg KDV dahil olarak not alıyoruz..

……….

YORUM EKLE
YORUMLAR
Kenan Çatalbaş
Kenan Çatalbaş - 2 hafta Önce

Emre bey aramıza hoş geldin