Ekonomide Sorunların Çözüm Yollarını Tıkamak

                              

                Bir ülkede zenginlik ve refah nasıl artar? İşsizlik nasıl azalır? "Asgari ücret"e olan ihtiyaç nasıl ortadan kalkar? Vatandaşlar nasıl daha refah içerisinde yaşayabilir?

                Bütün dünyanın tartıştığı ve çözüm aradığı tüm bu soruların cevabı aslında oldukça basit: üreterek. Mal ve hizmet üretimini sağlayarak, artırarak. İnsanların ihtiyacından fazlasını üreterek.

                Bu üretimi yapacak olan girişimcidir. Cebinde parası olan kişidir. Bu kişinin parasını değerlendirmek için yapacağı yatırımlar, hem o ülkenin gelişmişlik düzeyine hem de o ülkede yaşauan insanların ihtiyaçlarına karşılık olarak dönecektir.

                Tüm bu sebeplerden dolayıdır ki girişimciler, ülkelerdeki aslında en önemli insanlardır. Çünkü eğer bir ülkeye yatırım yapılmıyor, ülkenin zenginleri parasını değerlendirmek için farklı ülkeler ya da farklı sistemler arayışına giriyorsa, o ülkenin ekonomisi kötüye gidiyor demektir. Tıpkı şu anki Türkiye gibi. (Bakan bey duymasın)

                Peki Türkiye'deki tüm olumsuzluklara rağmen ülkede yatırım yapmayı deneyen, sürdüren, düşünen yani ülkede istihdam yaratan, milli geliri yükselten girişimcilere karşı devletin tutumu ne? El üstünde tutulması gereken bu davranışın sonucu ne?

                Çoğu zaman sonuç büyük bir pişmanlık. Öyle ki, devlet gerek vergiler aracılığı ile olsun, gerek de saçma sapan uygulamalar ile girişimcinin elini kolunu bağlamak için adeta and içmiş durumda.

                Sayısız örnek verilebilir. Hepimiz kendi sosyal hayatımızda gözlemliyoruz bunları. Çevrenizde yatırım yapan, girişimci olan insanlarla konuşun. Hallerini görün. El üstünde tutulması gereken insanların çığlığına kulak verin. Çünkü her sene saçma sapan vergiler uydurarak ya da herkesi kamuda işe alarak hiçbir sorunu çözemez, tam tersine var olan sorunu daha da büyütür ve derinleştirirsiniz. 

Eğer Bu Halk Had Bildirirse

                Geçtiğimiz günlerde TBMM'de ilginç bir tartışma yaşandı. Tartışma esnasında konu eski başbakan Bülent Ecevit'e geldiğinde AKP Milletvekili Özlem Zengin'in sözlerine sinirlenen Sakarya CHP Milletvekili Engin Özkoç, meclis başkanına Özlem Zengin'i kast ederek "Bu kadına haddini bildirin" dedi.

                Hepimizin kulağının aşina olduğu, Merve Kavakçı'ya zamanın başbakanı Ecevit tarafından söylenen ve daha sonra bir utanç vesikası olarak hatırlanan bu sözün TBMM'de tekrar dillendirilmesi, bunu dillendiren kişinin ise Sakarya gibi mütedeyyin insanların yaşadığı şehrin bir milletvekili olması herkesi haklı olarak öfkelendirdi.

                Sayın Özkoç, Genel Başkanınız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu'nun partiyi dönüştürmek için gerçekleştirdiği tüm çabalara, hoşgörü politikasına ve özeleştirilerine rağmen sizin bu açıklamanız hem maskenin altını bir kez daha hatırlattı, hem de bu şehrin bir milletvekili olarak size hiç ama hiç yakışmadı.

                Eğer bu millet size had bildirmeye kalkarsa, bir dahaki seçimlerde bırakın milletvekili olmayı, bu şehirde muhtar bile olamazsınız.

YORUM EKLE

banner7

banner6