Ekonomiyi durduk yere sıkıntıya sokuyorlar

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu, “Finansal Piyasalarda Manipülasyon ve Yanıltıcı İşlemler Hakkında Yönetmelik” yayınladı. Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren yönetmelikte “Bir finansal aracın arzına, talebine veya döviz kuru ve faiz dahil fiyatına ilişkin yanlış veya yanıltıcı izlenim uyandıran ya da uyandırabilecek olan ya da bu fiyatın anormal veya yapay düzeyde tutulmasını sağlayan ya da sağlayabilecek olan yanlış veya yanıltıcı bilgi veya söylentileri, internet dahil herhangi bir kitle iletişim aracı yoluyla ya da başka bir yolla yaymak” manipülasyon kapsamına alındı. Oysa Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu’nun, basın özgürlüğünü denetleme ve düzenleme yetkisi yoktur. Anayasa ve yasayla düzenlenen bir konuda, BDDK’nın hüküm vermesi söz konusu bile edilemez ama ediliyor.

Devletin çivisini gerçekten çıkardılar. 15 Temmuz darbe girişimini lehine kullanarak, devletin sistemini değiştiren, demokrasiden “ılımlı otokrasi”ye geçen ve basın üzerinde hapis, para cezası gibi tahakküm yöntemleri uygulayan iktidar, bu şekilde özgürlüklere darbe vurduğunun farkında değil.

IMF’nin Dünyanın Ekonomik Görünümü Nisan 2020 Raporuna göre küresel sistemde yüzde 3,03 oranında bir küçülme olması öngörülüyor. Küçülme oranı gelişmiş 55 ekonomide ortalama yüzde 6,11 dolayında tahmin edilirken gelişmekte olan 155 ekonomide ortalama yüzde 1,05 oranında büyüme bekleniyor. Türkiye ekonomisinin de küresel ekonomide Covid-19 pandemisinin yarattığı çöküşten ciddi darbe alacağını tahmin etmek gerçekçi bir yaklaşım olur.

Ülke yönetiminde kurduğunuz  sistemlerin, bünyesi zayıfsa ve bir hamleyle vurulup yıkılıyorsa, haksız kazanç elde edilebilir görünüyorsa, saldırıya açıktır. Saldırması caziptir, onu affetmezler. Spekülasyon için de manipülasyon için de iştah açıcıdır.

Ucurduğunuz ekonomik sistem “ manipüle” edildim. Uzaydan belirsiz bir cisim yaklaştı, yaklaşıyor” diye feryat ediyorsa bu aczin ilanıdır. Ekonomi yönetimi demek, ülkenin her türlü manipülasyona karşı korumasını, varlığı söylenen hainleri ve bilhassa karanlık güçleri defetmeyi sağlamak demektir.

Türkiye ekonomisi yüksek dış kaynaklı borçla ayakta durmaktadır. Ekonomimiz 2009 seviyelerine gerilemiş olsa da kişi başına milli gelirimizi bu haliyle korumak için dahi dışarıdan para bulmak mecburiyetimiz vardır. Toplamda 430 milyarı Dolar’ı aşan ve her yıl da ana parasıyla faiziyle 170-175 milyar dolar civarında bağlanan borç paketimiz bunun eseridir. Ödemesi büyük derttir. Bir de devletin geçen yıldan 840 milyar TL iç borcu vardır.

Borçlanmak yanlış değildir, gereklidir ve akıllı borçlanılırsa büyüme için büyük bir fırsattır. Ekonomiyi yönetenlerin mahareti, uzun vadeli,  ucuz ve kaliteli borçlanabilmektir. Dünya sıfır veya çeyrek puanla borç para verecek yer ararken, biz dolara 6-7 puan faiz ödemekteyiz. Bu kadar pahalıya aldığın parayı betona, gösterişe değil katma değerli ve rekabet edici sektörlere yönlendirmek ekonomi yönetimidir.

Yani borç konusunda iki küçük kusurumuz vardır. Pahalı borçlanıyoruz ve o parayı borcumuzu kapatacak sektörlere değil yine borç gerektiren yerlere harcıyoruz.

Niye pahalı borçlanıyoruz? Çünkü demokrasimiz gerileme dönemindedir ve hukuk sistemimiz güven vermiyor. Böyle olunca ucuz para gelmiyor, pahalı olanı da naz yapıyor. İstekleri bitmek bilmiyor. Şeffaflık, öngörülebilirlik, kurallı ekonomi, hesap verebilirlik hatta güvenilir istatistiklerimiz yokta ondan.

Dehşet içinde öğreniyoruz ki bu dış güçlerin o kadar paraları var ama gözleri hala doymuyor.  Mübarek günde üşenmeden üç-beş kuruşumuza manipülasyon yapıyorlar. Güzelim ekonomiyi durduk yerde sıkıntıya sokuyorlar.

 İnsanın en çok da ağırına bu gidiyor!

YORUM EKLE
YORUMLAR
Ali al
Ali al - 6 ay Önce

ilahi kenan, güldürdün bizi.
Allah'da seni güldürsün

Sinan Ulusinan
Sinan Ulusinan - 6 ay Önce

Kenancığım, güzel bir konuya değinmişsin. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunun aldığı bu karar ANAYASAYA aykırıdır. Hukumçu değilim ama kararın hükümsüz olduğunu ve ANAYASA MAHKEMESİNE başvurulunulursa iptal edileceği düşüncesindeyim.