Elazığ deprem raporu ve Sakarya

Dün Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesi  Deprem Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından Elazığ Depremi ardından bölgede yapılan inceleme raporları basın mensupları ile paylaşıldı.

Merkez Müdürü Dr. Ögr. Üyesi Osman Kırtel, Dr.Ögr.Üyesi İsa Vural, Dr.Ögr.Üyesi Yusuf Sümer, Dr.Ögr.Üyesi Elif Boru, Dr.Ögr.Üyesi Ali Sarıbıyık,  Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Naci Çağlar başkanlığında düzenlediği toplantıda, Elazığ depreminde yıkıma neden olan etmenler konusunda bilgi verdi.

Verilen bilgiler bir hayli ilginç olup, deprem bölgesi üzerinde kurulan ilimizin, depreme hazırlığı ve alınacak tedbirler konusunda önemli noktalara parmak bastığını söylemem mümkün. Yaklaşık 1,5 saat süren sunum ile ilgili ayrıntıları haberimizde okuyacağınız gibi, ben burada benim gözlemlerim ve dikkati çeken noktaları belli başlıklar halinde sizlerle paylaşmak istiyorum. Özellikle ilimizin yaşadığı depremlerin periyodik takvimine göre hareket edecek olursak, bu başlıkların ne kadar önemli olduğunu  vurgulamak isterim.

Merkez Müdürü Dr. Öğretim Üyesi Osman Kırtel’in bir ifadesi oldukça dikkate çekiciydi. 1999 depreminde merkez üssünün Gölcük olarak belirtilmesine rağmen, bu depremin ivmesinin en fazla etkisini gösterdiği bölge ise ilimiz olduğunu vurgulayan Kırtel, yıkımın etkili olmasının nedeninin toprak yapısı ile alakalı olduğunu vurguladı.

Öte yandan Kırtel, yıkımların fazla olmasının nedenlerini de sıraladı. Elazığ depremi sonrası yapılan incelemeler sonucu yıkım nedenlerini araştıran merkezin tespitleri arasında  ilk sırada Beton  Başınç Dayanımı geliyor. 1975 yılında bu dayanım gücünün minimum 18 mega pascal  olarak belirlendiği, 1997 yılında ise bu limitin 20 mega pascal olarak baz alındığı, en yapılan düzenlemeler ile 2018 yılında ise 25 mega pascal  belirlendiği yapılan toplantıda belirtildi. Elazığ depreminde yıkılan binaların ise  bu ortalamanın altında olduğu vurgulandı.

Yıkıma neden olan diğer bir etmen ise işçi ve denetim eksikliği olduğu vurgulanırken, diğer etmenler olarak Binaların mimari dokusuna sonradan yapılan müdahaleler ile riskli hale gelmesi ve son olarak binanın taşıyıcı elemanlarına yapılan müdahaleler olduğu sıralandı.

Raporda yer alan bu veriler dikkate alındığında ve ilimizle ilgili mukayese yapıldığında, olası bir depremde ilimizde ki yıkımın ne kadar fazla olacağının görmek mümkün.

Bu nedenle hızla yeni bir depreme il olarak yaklaşırken, bu raporda yer alan bilimsel verileri dikkate alarak, acilen Sakarya olarak gerekli tedbirleri almamız gerekiyor.

Özellikle ilimizde yapı stokları tekrar gözden geçirilerek olası can ve mal kaybının önüne geçilmesi için  gerekiyor.

Toplantıda söz alan SUBÜ Rektör Yardımcısı  Prof. Dr. Naci Çağlar ise ilimizin depreme hazırlıklı olması konusunda şu tavsiyelerde bulunuyor. Rektör Yardımcısı Çağlar, “Beton dayanım konusunda yapıların ele geçirilmesi gerekiyor. 1967 ve 1999 depremini yaşamış olan binaların ele alınması  ve 4 kat üzeri binaların gözden geçirilmesi gerekiyor” şeklinde ki ifadeleri, dikkate alınarak ilimiz için harekete geçirilmesi şart gözüküyor

YORUM EKLE

banner22

banner21