Eleştiri zor iştir…

Dost meclislerinde, özellikle müfettiş, gazeteci ve politikacı arkadaşların bulunduğu sohbetlerde biraz gerçek, biraz şaka, biraz da bu dostları kızdırmak için sık sık tekrarladığım bir sözüm vardı;  “Türkiye’de üç mesleği yapmak çok kolaydır; köşe yazarlığı, müfettişlik ve muhalefet partisinde siyaset yapmak.” Söz konusu üç meslek de eleştirme temellidir. Bu yanlış, şu olmamış, öteki mevzuata aykırı, beriki ahlaki değil, diğeri plansız-programsız. Diyerek yapılan her şeyi eleştirmek çok kolay. Ama yapmak, çok ama çok zordur… Çalışacaksınız, üreteceksiniz, risk alacaksınız… Ama o işi nasıl ve hangi şartlarda yaptığınızı bilmeyen veya dikkate almayan birisi çıkacak, bu olmamış diyecek, sizin günlerce yaptığınız işi yok sayacak…

Kırk yılı aşkın süre, temel işlevi eleştirmek olan bir mesleği icra ettim. Müfettiş olarak görev yaptım… Yıllarca denetlediğim birimlerde, son kelimeleri “malıdır, melidir” ile biten cümlelerle gördüğümüz eksikleri raporladım… Yanlışları eleştirdim… Denetlenen birimde çalışanlar da sonu “caktır, cektir” ile biten cümlelerle raporları cevapladılar.  En tepedeki insan teftişin önemine inanıyorsa, teftişin yol açıcı, yönlendirici, yanlışları düzeltici ve yönetime ışık tutucu fonksiyonu devreye girdi… Sonu “caktır ve cektir” ile biten cümleler hayata geçirildi… Denetim birimlerini yönetimin önünde engel olarak gören yöneticiler döneminde ise raporlardaki eleştirilerin gereği yapılmadı. “Cektir ve caktır” ile biten cümleler dosyalarda unutuldu… Müfettişliğim sırasında, rapor yazmanın zorluğundan bahseden, rapor yazarken zorlanan meslektaşları hiç anlayamadım… Yıllardır mesleğin içinde bulunan, mevzuatı takibeden, neyi nerde bulabileceğini bilen birisi, az çok Türkçe’ye de hâkimse, rapor yazarken nasıl olur da zorlanırdı?

Emekli olduktan sonra, Sakarya Yeni Haber gazetesinde köşe yazarlığı teklifi alınca, “Tamam, eleştirmeye devam. Tanrının şanslı kuluyum vesselam” diye düşündüm. Ama yazmaya başladığımda kazın ayağının öyle olmadığını,  “Türkiye’de üç mesleği yapmak çok kolaydır; köşe yazarlığı, müfettişlik ve muhalefet partisinde siyaset yapmak.” Şeklindeki değerlendirmemin hiç de doğru olmadığını, eleştirmenin de yapmak kadar zor bir eylem olduğunu daha iyi kavradım…

Köşe yazısı deyip geçmeyin. Öncelikle gündemi takip edeceksiniz. Gündemden kopmayacaksınız. Yazınızın konusunu tespit edeceksiniz. Tespit ettiğiniz konuyu araştıracaksınız. Konuyu kaleme alacaksınız. Tekrara ve başkasını taklit ediyor duruma düşmemek için yazınızın başka bir yazarın yazısıyla benzerlikler taşıyıp taşımadığını araştıracaksınız. Benzer bir yazı yazılmışsa yazıyı yeniden kaleme alacaksınız. Bunları yapmadan da köşe yazarlığı yapılır mı? Yapılır… Biraz oradan, biraz buradan “Kes, kopyala, yapıştır” al sana köşe yazısı… Veya kulaktan duyma bilgilerle (!) ahkâm kesen yazılar da yazarsınız… Onların da okuyucusu bulunur…  Ama kendinize öz saygınız, okurunuza saygınız varsa ve yaptığınız işi önemsiyorsanız yazıya emek vereceksiniz… Her zaman olmasa da, okura; bu adam bu bilgilere nerden ulaşmış? Ne güzel kaleme almış. Gerçekten de güzel yazıyor. Dedirteceksiniz… Yani köşe yazısı yazmak için bilgi, emek ve tecessüs sahibi bir beyin gerekli imiş… Yazıların iktidarı rahatsız edecek cinstense, biraz da cesur olacaksın...

Şimdi düşünüyorum da müfettişliği adam gibi yapmak da kolay değildi.  Mesleğini sevmeyen, mevzuatı iyi takip etmeyen, araştırıcı kişiliği olmayan, Türkçeye hâkim olmayan ve çalışmaktan hoşlanmayan müfettişlere, özellikle raporlama dönemi çok zor gelir, yanlarına konuya vakıf bir müfettiş alabilmek için ne taklalar atarlardı… Ama mesleğini adam gibi yapan meslektaşlarımı “müfettişlik kolay” diyerek kızdırdığım günler aklıma geldikçe hâlâ üzülürüm…

İlk bakışta muhalefet yapmak da kolay. İktidar ne yaparsa yapsın yanlış demek, her eyleme, her projeye karşı çıkmak gerçekten de kolay…  Ama kazın ayağı öyle değil… İyi muhalefet yapabilmek için de; bilgi gerekiyor, araştırma gerekiyor, toplumu tanımak ve neye nasıl tepki vereceğini bilmek gerekiyor, gündemi takip etmek değil gündem oluşturmak gerekiyor, doğru zamanlama gerekiyor, konuya vakıf danışmanlardan yardım almak gerekiyor, iktidarın doğru yaptığı işlere gocunmadan doğru demek gerekiyor, toplumun temel kabulleriyle çelişmemek gerekiyor, topluma dokunmak, onun gerçek sorunlarını bıkmadan usanmadan dile getirmek gerekiyor, kendi mahallende pislik oluşmasını engellemek gerekiyor ve topluma güven vermek gerekiyor. Özetle çalışmak, çalışmak gerekiyor… Bunları yapamayınca da, Ak Parti yirmi yıldır hata üstüne hata yapmasına rağmen, iktidarını tüm gücüyle sürdürüyor…  Ve bu beceriksizlik ve yetersizlik, “Türkiye’nin iktidar sorunu yok muhalefet sorunu var” diyenleri haklı çıkarıyor…

Demek ki neymiş? Adam gibi eleştirmek zor zanaatmış…

YORUM EKLE
YORUMLAR
Necdet
Necdet - 2 hafta Önce

Türkçe yi çok iyi kullanıyorsun tespitlerin harika, yolun ve bahtın açık olsun dostum.

Ayhan Turhal
Ayhan Turhal - 2 hafta Önce

40 yil sonra biraz fikir değişirmişsiniz ancak yinede eleştirmek eksik bulmak daha kolay bence

Mehtap inan
Mehtap inan - 2 hafta Önce

Ne kadar doğru cümleler. Sadece bugün değil önceki yönetimler ve muhalefetler için de geçerli olduğuna inanıyorum. Eleştirmek cidden zor zanaat. Güneş gibi; yeterli doz d vitamini -ki burada bahsettiğim şiddeti değil karşı tarafın eleştiriye açıklığı- fazlası güneş yanığı.... Yeterli ve dozu güzel tutulmuş. Zaman zaman cesur bir şekilde yazılmış yazılarınızın takipçisiyim... Eleştiri yerinde doğru ve bir şeyleri değiştirme gücü ile yapılmalı.... iş olsun diye değil.

Hasan Akbulut
Hasan Akbulut - 2 hafta Önce

Müfettişler olarak bizler sadece eleştirmekle kalmıyoruz, yapılması gerekeni de öneriyoruz, dolayısıyla öyle kolay iş değil, kaldı ki soruşturmalarda adil kararı bulabilmek ve verebilmek de hiç kolay iş değil, 40 yıl donra doğruyu görebilmek güzel ama,

Mehmet DENİZ
Mehmet DENİZ - 2 hafta Önce

Tebrik ediyorum. Tespitler ve ifade mükemmel.

Abdullah soy
Abdullah soy - 2 hafta Önce

Başkanım, tebrik ederim. Müfettişlikteki "işin ehli", "zanaat ehli" olma özelliğinizi, köle yazarlığında da sürdürüyorsunuz.

yaşar bağ
yaşar bağ - 2 hafta Önce

Bir ülkede görsel ve yazılı basın, çıkarlar uğruna karayı ak gösterirse, iktidarlar 20 yıl değil 50 yılda sürer. Fazlı Köksal Bey çok derin analizler içeren bir yazı kaleme almış görünüyor.

Berna Çatalbaş
Berna Çatalbaş - 1 hafta Önce

Yürekten katılıyorum, ben de köşemde getirdiğim eleştiriler ile birlikte şahsi çözüm metodlarımı ve orta yolları işaret etmeden hiçbir konuya muhalefet getirmemeye çalışıyorum. Dediğiniz gibi muhalefet hakkıyla yapılırsa oldukça zor zanaat...Kaleminize sağlık...