Estetik mi, depreme hazırlık mı?

Büyükşehir Belediyesi dün bir haber geçti.

Kent Estetiği Dairesi Başkanlığı kuruluyormuş.

Daire bünyesinde Tarihi Mekânlar ve Kent Estetiği, Proje Geliştirme, İzleme ve Değerlendirme, Araştırma ve Kaynak Geliştirme Şube Müdürlükleri bulunacakmış.

Bu daire marifetiyle mevcut ve yeni yapılar için şehircilik, mimarlık, kentsel tasarım ve peyzaj konularında estetik çözümler üretilecekmiş.

Yerinde bir karar.

Ancak ondan önce Depreme Hazırlık çalışmalarını yürütecek ve koordine edecek bir Daire Başkanlığı kurulması gerekirdi.

Başkanlık olmuyorsa bir Şube Müdürlüğü kurulmalıydı.

Geçen hafta İstanbul’da yaşanan ve hepimizde, yeniden büyük deprem kaygısı yaşatan 5.8’lik deprem sonrası İMO Şube Başkanı Hüsnü Gürpınar bu konuda bir açıklama yayınladı.

Sakarya’nın fay hatlarının kavşak noktası üzerinde kurulduğuna vurgu yapan Gürpınar Belediyeleri depreme hazırlık konusunda duyarlı olmaya davet etti.

Gürpınar depreme hazırlık adına Deprem ve Zemin İnceleme Şube Müdürlüğü kurulmasını önerdi.

Ben Daire Başkanlığı’nda ısrarcıyım.

Gerçi İmar ve Şehircilik Dairesi bünyesinde bir Kentsel Dönüşüm Şube Müdürlüğü var.

Ancak bugüne kadar bu müdürlüğün bir faaliyetini biz görmedik…

Tamam estetik gerekli.

Şehrimiz estetik açısından pek sorunlu.

Daha yeni restore edilen Uzuçarşı’da bile estetik kaygılar gözetilmedi.

Şehrin prestij caddesi olduğu söylenen Çark Caddesi ve bağlı sokaklarda estetiği ara ki bulasın…

Yeni yapılan binalarda da bir estetik yok denecek kadar az.

Bu nedenle şehir estetiği adına yapılacak çalışmaları destekliyorum.

Estetik mi, depreme hazırlık mı, diye sorulacak olursa her zaman hem de yüksek sesle depreme hazırlık diye cevap veririm.

Çünkü Hüsnü Gürpınar’ın vurguladığı gibi Sakarya bir deprem kenti.

Yapacağınız estetik çalışmaları, sağlam yapılarda değil de çürük binalarda yaparsanız hiçbir anlamı olmaz.

Olası bir depremde şehir yerle bir olduğunda, şehrin estetiğine kimse bakmaz/bakamaz.

Bu nedenle Büyükşehir Belediye Başkanı’na belediye bünyesinde, depreme hazırlık çalışmalarını yürütecek bir daire başkanlığı kurmasını ve en çok bu başkanlığı önemsemesini öneriyorum.

Sadece nostalji olmayacak galiba!

Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem Yüce bir süre önce Yenicami ve yapımı devam eden Millet Bahçesi arasında bir nostalji tramvayı çalıştıracaklarını açıkladı.

Bu açıklamadan kısa bir süre sonra da Güney Kore’ye giderek, raylı taşıtlar üreten fabrikaları gezdi.

Yanında Acun Ilıcalı’nın amcası , AKP eski Milletvekili Prof. Dr. Mustafa Ilıcalı vardı.

Yüce Güney Kore’ye yaptıkları ziyareti değerlendirirken şunları söyledi:

Ulaşımı geniş bir çerçevede ele alıyoruz.

Yeni duble yollar, kavşaklar ile şehrimiz yol ağını genişleteceğiz.

Raylı sistemler ile de hem modern ve konforlu ulaşımı sağlayacak hem de şehir içi trafiğine rahatlık kazandıracağız.

Kararlılıkla raylı sistemler noktasında yapabileceklerimizin üzerine eğiliyoruz.

İşte bugün de bu sistemi en iyi şekilde yapan Seul’de raylı sistemlere ilişkin hamlelerde bulunduk. İnşallah şehrimize güzel haberlerle döneceğiz.

Doğrusu nostaljik tramvay açıklamasını duyduğumda büyük bir üzüntü yaşamıştım.

“Sakarya’da hiç tramvay olmadı ki neyin nostaljisi. Sakarya ulaşımına katkısı çok az olacak bu proje için boş yere milyonlar harcanacak” diye düşünmüştüm.

Bu son açıklama beni toplu taşımada raylı sisteme geçiş umudumu arttırdı.

Evet raylı sistemler konusunda Güney Kore bir hayli ilerlemiş bir ülke.

Hatta bizim TÜVASAŞ’ı da bir anlamda Güney Koreli Erotem firması taşeron gibi kullanıyor.

TÜVASAŞ bahçesinde hızlı tren fabrikası(!) kuran Eurotem üretiminin büyük bölümünü TÜVASAŞ tezgahlarında, TÜVASAŞ çalışanları aracılığıyla gerçekleştiriyor.

Ekrem Yüce’nin tramvay için Güney Kore’ye gittiğini duyanlar “Burada TÜVASAŞ varken neden oraya gitti?” yorumlarını yapıyor.

Ben işin bu noktasını çoktan aştım.

Sakarya’da toplu taşımada raylı sisteme geçilsin de bunu kim yaparsa yapsın…

Burada dikkat edilecek iki husus var.

Birincisi; yürütülen tüm çalışmalar şeffaf ve rekabete açık olmalı. El altından birileri bu işten rant elde etmemeli.

İkincisi; raylı sisteme geçiş, yolcu taşımacılığıyla uğraşan esnafla işbirliği içinde gerçekleştirilmeli. Esnafın kazanılmış hakları ellerinden alınmadan, onlar da projeye dahil edilerek yeni bir taşıma sistemi kurulmalı.

Günün sözü

Dünya’da ortalıkta dolaşan bir sürü berbat yalan var. En kötüsüyse yarısının doğru olması.

Winston Churchill

YORUM EKLE

banner7

banner6