Evlilik kararı nasıl alınır?

Bu karar pek çok kişi için stres nedenidir.

Ilişkiye dair arzusu yoğun olanlar için mesele yok.

Onların isteği zaten o imzayı atmak.

Ancak,

Bu yönelimde kişinin hedefi evlenmek değil,

karşı tarafla bir araya gelmek, onun tarafından kabul görmek, bağlanılmak ya da ilişkiye dair kaygıların giderilmesidir ve bu nedenle alınan kararın evlilikle ilgili bir karar olduğu hususu tartışılırdır.

Onların evlilik kararıyla ilgili kaygıları başkaca endişeler tarafından manüple edilmiş, görmezden gelinmiş, bilinçaltına itilmişir.

Ertelenen/görmezden gelinen/bastırılan bu kaygılar,

genellikle evlilik sonrasında (zamanı kişinin beklentilerinin tükenmesine bağlıdır) pişmanlık olarak ortaya çıkar.

Evlilik kararının kaygı oluşturan 3 ayağı var gibi görünüyor;

Kişinin “kendisiyle” ilgili,

“Karşısındakiyle” ilgili,

ve

“İlişkisiyle” ilgili kaygıları.

Evlilik kararının kişiye dair kaygı yaratan sorgulamalarda;

Yaş, ekonomik durum, aile, askerlik, okul, iş, memleket, ev/araba sahibi olmak ya da olmamak gibi kriterler söz konusudur.

Bu kriterler kişiye ait gibi görünse de temelde çevrenin telkini/dayatmasıyla oluşmuş algılardır.

Örneğin,

kaç yaşında evlilik kararı almak doğrudur?

20 mi 30 mu 40 mı yoksa

50 yaş bile evlilik için erken mi?

Yine örneğin,

İşsizken evlilik kararı alınır mı, yoksa önce iş sahibi mi olunmalı?

Bu soruların altına daha pek çok soru ekleyebilirsiniz…

Diğer husus,

karşımızdaki kişiyle ilgili bizde kaygı yaratan durumlardır.

Burada soru “kiminle/nasıl biriyle evlenmeli” olarak ortaya çıkar.

Kiminle evlenmeli?

Ilk başlıkta açılan tüm kaygı alanlarını buraya ekleyip, altına şu sorular da sıralanabilir;

Aynı dinden, dilden, ülkeden, aynı milliyetten biriyle mi evlenmeli?

Türk, Kürt, Manav, Laz, Boşnak, Arnavut, Rum, Çerkez vs algılamalar ve sünni, alevi gibi mezhep algılamalar da bu başlığın altına eklenieblir.

Üçüncü bahisse ilişkiye dair kaygı alanıdır.

Örneğin,

Evlilik kararı için flört etmek gerekir mi?

Flört gerekli ise ne kadar süre flört etmek gerekir,

1 ay mı 3 ay mı 6 ay mı 1 yıl mı 5 yıl mı hangisidir doğru olan?

Kişiler bir süre birlikte yaşayıp mı karar almalı, yoksa birlikte yaşamak evlilik kararını manüple mi eder?

İlişkilerde tartışmaların, tartışma konularının kesilmesini mi beklemek gerek evlilik kararı almak için,

yoksa tartışmanın olmamasını mı sorun olarak görmek gerek?

Sorular, sorular, sorular…

Var mı ki cevabı!..

***

Hadi şimdi bunların hepsine tek tek cevap vereyim!

Bu sorulara ilişkin kişisel cevaplarım, yorumlarım var elbette..

Lakin,  

herhalde okur benim kişisel düşüncelerimi, algılamalarımı, yorumlarımı değil, mesleki birikimimden gelen analizlerimi bekler.

Şimdi,

şunu söyleyip, bütün bu soruları çöpe atayım;

Yukarıdaki kriterlerin hiçbirinin nesnelliği yoktur, bu cevaplar görecelidir, kişiseldir.

Bu soruları çöpe atacak ikinci husussa şudur;

Evlilik kararıyla ilişkili gibi duran ve kriter gibi algılnan tüm bu sorular,

aslında bir kriter arayışı değil soruyu soranın kişisel kaygısıdır.

Ne demek mi istiyorum?

Yani aslında kişi

“ne zaman evlenmeliyim” sorusunu sorarken, arkada yatan farkında olmadığı başkaca bir kaygısını dile getirmektedir.

Yaşla ilgili kriter ararken, ileride duygularının değişmesiyle ilgili ya da aile kurmak için geç kalıp kalmayacağıyla ilgili kaygıları dile getirir.

Din/etnik köken/yaşam biçimi gibi konularda kriter ararken, farklılığın yaratacağı çatışmalarla ilgili kaygıları dile getirir.

Ilişkinin süresi, biçimiyle ilgili kriter ararken, ileride pişman olmakla ilgili kaygılarını dile getirir.

Alt alta toplarsanız temel kaygı;

Evlendikten sonra işlerin yolunda gitmemesi nedeniyle yaşanacak olası boşanma durumunun zorlanmalardır.

Peki,

evlilik kararının kaygısından nasıl kurtulunur?

İçi dolu bir soru gibi görünür, oysa boş bir sorudur bu!

Kaygıdan kurtulmaya çalışmak, kurtulmanızı sağlayan şeye kaygıyı transfer etmektir.. kaygıyı ancak; onu tanıyıp, anlayıp, direnerek üstesinden gelirsiniz.

“Evlilik kararı ne zaman alınır” diye bir soru yoktur!

Bu soru, kaygı tolerasyonu arayışıdır, bu sorunun cevabıyla kişi yaşadığı stresten kurtulmaya çalışmaktadır.

Yapılması gereken;

Bu sorunun peşine takılıp cevap aramaya çalışmak yerine açık açık endişe duyulan şey ortaya konulmalıdır ki kaygı, ifade edilirse zaten yavaşlayacaktır.

***

Kişisel fikrimi merak edenler içinse görüşüm şudur:

Evlilik bir tecrübedir.

Bunu deyimlemek istiyorsanız, deneyimleyin.

Kaygılarınızın arzu ettiğiniz deneyimi ertelemesine izin vermeyin.

Yaşınıza paranıza pulunuza ilişkinizin ayına gününe birlikte olduğunuz kişinin dinine cinsine milliyetine tiltine diplomasına eğitimine bakmadan;

Deneyimlemek istiyorsanız tecrübe edin.

Mantıklı gibi görünen bu kaygıların hiçbirine takılmamaya çalışın.

Takılıyorsanız,

emin olun yarın, öbür gün, başkasında ya da bir başkasında her zaman takılacak bir şeyler bulacaksınız;

Birinde sizin aşık olmamanızı bir başkasında karşınızdakinin aşık olmamasına takıldığınız gibi.

Sorun takıldığınız şeyde değil, sizin takılıyor oluşunuzdadır, yani kaygınızdadır.

Görüşmek üzere.

İyi haftalar…

YORUM EKLE
YORUMLAR
Son Osmanlı
Son Osmanlı - 1 ay Önce

Hoppala
Bu nasıl bir yönlendirmedir ya
Öylesine gelişigūzel akalım evliliklere
diyorsunuz anlaşılan...
Haydi rastgele