Eylüller güzel de 12’si olmasa

Bir sağdan bir soldan asıp dengelerin bulunduğu, inanan inanmayan herkesin tam kalbinden vurulduğu, canların yandığı ve yaralar iyileşse de izlerinin unutulmadığı bir dönem 12 Eylül…

İzahı yok! Hoş bir hatırası yok!

Seveni yok! Savunanı yok!

Anlatanı yok! Anlayanı yok!

Darbeler yönetim şekline göre yapılmaz. Yönetilen şekline göre yapılır. İngiltere mesela. Monarşi ile yönetiliyor. Krallık yani. Bildiğin eski sistem. Ya da Japonya. Kraliyet devam. Ama demokrasi başka bir şey. İnsan hakları falan…

İnsan haklarının en başında gelir yaşama hakkı! Biz ona bile müsaade etmemişiz.

İdam mesela. Geri gelsin diyoruz. Canımız yanıyor, bir çocuğa tecavüz edildiğini öğrendiğimizde. Bir askerimiz şehit edildiğinde!

Peki ya iftiraysa.

Ya komploysa…

Ki bu ülke yakın zamanda ne iftiralar, ne komplolar gördü…

Geri alınabilir, özür dilenebilir bir karar değil idam. O nedenle hakimler idam kararını imzaladıktan sonra kalemlerini kırarlar. Karar geri alınamaz olduğu için. Bir de kahrederler. “Bu kalem bir daha başka bir şey yazmasın” demektir.

“Hakim kalemini kırdı” deyimi oradan gelir. “İdam aldın” demektir o. Ne acı bir cümle.

Düşünsene o eylül kaç kalem kırıldı. Kaç geri alınmaz karar verildi. Kaç kişinin yaşam hakkı elinden alındı.

Şimdi bazılarına iade-i itibar yapılıyor.

Yani “pardon” deniyor. “Biz sizi yanlışlıkla asmışız…”

“Biz sizi yanlışlıkla asmışız…”

Bir kişi asıldığında bir kişi ölmez asla. Ailesi, sevenleri, dava arkadaşları…

Umutları, hayalleri, geleceği…

Ve dahası duyarsız kalan toplumun duyguları da ölür.

Gelecekten beklentiler ölür. Hepsi idam edilir.

Bir darbe yapıldığında…

Durumu eskisinden daha iyi yapmayacak her girişim hainliktir.

Kendinizi, ülkenizi düşünmüyorsanız çocuklarınızı torunlarınızı düşünün.

Darbe yapan bir adamın torunları da darbecinin torunu olarak anılıyor.

Ve siz darbe yaptığınızda, birini idam ettiğinizde sadece bir kişi, bir nesil değil, demokrasi ölüyor. İnsan değil insan hakları ölüyor.

İnsan değil insanlık ölüyor…

 

Başka ülkede yaşayamam

İnternette dolaşırken bazı fotoğraflar görürsünüz altında “Başka ülkede yaşayamam” yazar.

Buna benzer bir olay geçtiğimiz hafta sonu bizim başımıza geldi. Müsaadenizle paylaşmak istiyorum.

Söğüt’te düzenlenen şenliğe katıldık. Otoparkta yer olmadığından değil de çıkarken kolaylık olsun diye de aracı yolun kenarına park ettik.

Programdan ayrılıp gazetedeki mesaimize yetişmek durumunda olduğumuz için de (Evet pazar günleri de çalışıyoruz. Yoksa pazartesi günü nasıl gazete çıkacak) biraz erken ayrıldık.

Aracın yanına geldiğimizde ise küçük bir sürpriz bizi bekliyordu. Aracımızın arkasına başka bir araç park etmişti ve çıkmamıza imkan yoktu. Birkaç manevra yapıp bu duruma ikna olduk. Sonra ben “Bu adam bu şekilde park etmiş de telefon numarası koymamış mı” diye aracın sağına soluna bakarken ön camın iç tarafından numara olduğunu tahmin ettiğim rakamlar dizisi gördüm.

05 551 94 ve iki rakam daha…

Bu şekildeki diziyi telefonunuza girdiğinizde haliyle iki rakam eksik kalıyor.

Arkadaşlar biraz daha sinirlendi. Adam aracın arkasına park ediyor oraya bıraktığı telefon numarası eksik, anons ettirecek yer de yok durum da…

Zamanında gazetelere bulmaca hazırlamış bir kardeşiniz olarak, telefon sapığı konumuna düşmeyi de göze alarak şöyle düşündüm. Bu numara eksik olduğuna göre, bunun ya başında ya sonunda bir tahminde bulunmak lazım. Son rakamlarda tahminde bulunacak olursa 99 deneme hakkımız var. Ki o zamana kadar zaten adamın gelmiş olması gerekir.

Ama baş tarafında tahminde bulunacak olursak sadece “0” ve “5” eklemek gerekecek. “En azından bir deneme yapmalıyım” diye düşündüm ve aradım.

Telefonu açan adama da oldukça kibar bir şekilde (telefon sapığı olduğumu düşünmesin diye elbette) “Kardeşim kusura bakmayın. Bizim aracın arkasına bir araç park etmiş. 26 plaka. Telefon numarası da sizinkine benziyor” dememe kalmadı adam “Geliyorum abi” dedi ve telefonu kapattı.

Gerçekten de 10 dakika kadar sonra geldi.

“Yahu güzel kardeşim aracın arkasına park ettin tamam, güneşin altında on dakika beklettin tamam… Bulmaca çözer gibi numara koymak nedir” dedim. Adam, “Abi alt tarafı ilk iki rakamı ekleyeceksin hepsi bu” demesin mi!

Çaresiz helalleştik. Ve aklımıza yine o cümle geldi. Bu insanlar varken başka ülkede yaşayamam…

YORUM EKLE