Faili meçhul katliam

Bir iki gündür Sapanca Gölü’ndeki hayalet ağ mevzusunu konuşuyoruz. Sapanca’da biri misinadan yapılmış ve yaban hayvanları tarafından fark edilemeyen hayalet ağ kullanıyor. Sonra ağı suda bırakıyor ve daha sonra da kontrol etmiyor. Ağa ördek, balık ne varsa takılıyor.

Ölen canlılardan gelen kötü kokular sayesinde durum ortaya çıkıyor. Bu hayalet ağlar ile ilgili bir düzenleme yapıldı mı bilmiyoruz. Ancak yakın zamana kadar bunların üretimi ve satışında sıkıntı yoktu. Kullanılması yasaktı. Şimdi düzenleme yapıldı mı bilmiyoruz.

Yapılmamış olma ihtimali de yüksek.

Çünkü bu ağı kullanan kişiler bu ağları evlerinde imal etmemiştir. Bir fabrika ya da atölye bunları üretiyor olmalı. Ürettiği yerde satıyor olmadığına göre bunların bir satış yeri de olmalı.

Bunların kullanım alanı da aslında belli. Demek ki suçun son halkası ile uğraşmak yerine ilk aşamadan engel koysanız sorun ortadan kalkacak.

Yakın zamana kadar av bayilerinde paraşüt, hayalet ağ falan satılıyordu. Son olaydan sonra satılmıyordur diye ümit ediyorum.

Konumuz aslında o da değil. Hayalet ağı suya bırakan, bıraktıktan sonra nereye bıraktığını unutan, hatta durumu umursamayan kişiler var bu şehirde. Katil olduğunu kendisi bile bilmiyor şu anda.

Umursamazlıklar katliama neden oluyor.

“Ne olacak ki” diye düşününce olan onca masum cana oluyor.

Bir katliam düşünün. Faili bile olaydan bihaber…

Belki de bizimle birlikte okudu haberi ve bizimle birlikte üzüldü. Ama yarın olsa yine yapar muhtemelen.

Allah ıslah etsin.

İntihar haberleri

Ben intihar haberlerinin çok fazla verilmesine karşıyım. Detaylandırılmasına ise tahammül edemiyorum. Neticede kişi intihar etmiş. Detaylandırmalar aslında insanlara intihar hakkında fikir veriyor. Hani “Eşeğin aklına karpuz kabuğu getirmek” diye bir deyim var ya… Teşbihte hata olmazsa durum ona dönüyor.

İntihar aklında olmayan adama idam ipinin bağlanmasını anlatırsanız “Dur bir deneyeyim” diye düşünebiliyor. Onun için intihar haberlerinin haber değeri vardır ancak özellikle intihar şeklinin detaylandırılması doğru değildir.

Sektörde kriz TOKİ’de sıra var

Sakarya’da inşaat sektörü zorda. İnşaat sektörü diyince aklınıza sadece müteahhit gelmesin. Kalfası, ustası, işçisi, demircisi, tesisatçısı, kalıpçısı, şoförü, malzeme satanı… Bir inşaatın yapılabilmesi için elektrikçiden sucuya, doğalgazdan çatıya yüze yakın kişi girip çıkıyor. Bu kadar kişi bu sektörden evine ekmek götürüyor.

Durum bu halde iken Sakarya’da pek çok ev satılık. Pek çok müteahhit yeni inşaata başlamıyor. Tabiri uygunsa piyasa eve doymuş durumda. “Mal elde şişti” dedikleri durumdalar. Tam da bu esnada TOKİ bir kampanya düzenledi. Şehirde yeni toplu konutlar yapmaya başladı. Biz “Bu ne perhiz” diye düşünürken talepler toplandı. O kadar ki çekiliş yapılması zorunlu hale geldi.

Dün başvurular sona erdi. Onun için gönül rahatlığı ile yazıyorum. Size de sektörün krizde olduğu bu dönemde bu kadar başvurunun yapılmış olması enteresan gelmedi mi?

Neden at göremiyormuşuz

Önceki gün at eti satanlara yönelik yazımızda “Bu kadar atı nereden buluyorsunuz” başlığını kullanmıştık. Bir okurumuz aradı, “Sizce neden etrafta hiç at yok? Bulduklarını kesiyorlar demek ki” dedi.

“İzahı olmayan şeylerin mizahı olur” diye bir söz duymuştum. Ne kadar da doğruymuş…

Borcumuz borç

Sosyal Güvenlik Kurumu’na borcunuz varsa bir gün bir şekilde ödeyeceksiniz. Kaçarınız yok. Bir süre önce borcunuz olduğunda sağlık hizmetlerinden sigortalı olarak faydalanamıyordunuz. Borcunuzu ödediğinizde de zaten sağlık hizmetine ihtiyacınız olmamış oluyordu. Bu aslında adaletli bir yaklaşım değildi. Bu sene sonuna kadar borcunuz olsa da sağlık hizmetlerinden yararlanmaya devam edebileceksiniz. Zaten kriz var, grip salgını var.

Vatandaş “Borcumuz borç. İşler düzelince öderiz. Sen bizi sağlıkta yalnız bırakma” demiş, devlet de “Ne demek! Biz kötü gün dostuyuz. Ama borcunu da ihmal etme” hatırlatmasında bulunmuş oluyor.

Haber dili

Haberlerde kullanılan dil haberin gerisini tahmin etmemize neden oluyor. Mesela bir haber başlığında “Yabancı uyruklu” ibaresi gördüğünüzde aklımıza “sınır dışı” geliyor. “Suriyeli” diye başlıyorsa bir haber ya yangın oluyor ya da bir kavga hadisesinden bahsediliyor. Yani haberin başlığını gördüğümüzde sonucunu anlamamız da mümkün oluyor.

HECATİ: Eskiden eşyalar kullanmak insanlar sevilmek içinmiş. Şimdi eşyaları seviyor, insanları kullanıyoruz…

YORUM EKLE

banner22

banner21