Fareler

Geçen hafta, yaşanan ekonomik gelişmelerin üzerinde durmaya çalıştım. Yazımın yayınlandığı günden bir gün sonra dolar, euro, altın kontrolsüzce yükselmeye başladı.

Elbette bu bir tesadüf değil, bomba patlamak üzereydi zaten.

Ekonomi adına, tutarsız ve mesnetsiz her hamlenin bir bedeli olacaktı, öyle de oldu.

Döviz ve altının bu sıçrayışına rağmen 2 gün hükümetten hiçbir yetkiliden ses çıkmadı. Bekledik aslında, prompter tamir edilmiştir, Sn. Cumhurbaşkanımız çıkar; dış güçlerin bize karşı oynadığı oyunlardan, dünyanın bizi kıskandığından, dünyaya nasıl meydan okuduğumuzdan falan bahseder de milletçe rahatlarız diye…

Nitekim, birkaç gün gecikmeli de olsa çıktı Sn. Cumhurbaşkanımız, hem de daha yeni ibadete açtığı Ayasofya’da, dedi ki: “Biz çok iyiyiz, ekonomimiz uçuyor, bakın beyaz eşya, buzdolabı satışları ne kadar çok artmış..!”

Artık bu insanların aklıyla dalga geçmeyin!

Ben dahi, kendi çevremde, artık adı telaffuz edilmese de bu devalüasyondan etkilenip de ufak ya da büyük çaplı yatırımlarını durduran birkaç kişi tanıyorum.

İşsizlik, yoksulluk, yolsuzluk, hukuksuzluklar, kadın cinayetleri… Daha birçok şey. Başımızı kaldırdığımız her yerde bu gibi acı olgularla karşılaşıyoruz.

Yaşadığımız şehirde, son zamanlarda, istisnasız her gün; adam yaralama, kavga, cinayet, hırsızlık gibi haberler okuyoruz.

Nereye gidiyoruz..?

Gittiğimiz yol belli. Yaşanan ekonomik çöküntünün, halkımızı bunalıma, buhrana sürüklediği çok açık.

En basit ifadeyle, evine ekmek götüremeyen bir babanın, eşinden şiddet gören bir kadının, yıllarca dirsek çürütüp işsiz kalan üniversite mezunu gencin, personelinin maaşını ödeyemeyen üreticinin, emeğinin karşılığını alamayan çiftçinin psikolojisi ne olacaktı ki..?

Yapılmaya çalışılan şeyi görmemek için kör olmak gerek.

Henüz ülkeyi yönetirken bir gazeteci, Kaddafi’ye bir soru yöneltiyor:

“Efendim, 40 yıldır ülkeyi yönetiyorsunuz, hiç kimse baş kaldırmıyor, sükunet içerisinde halk. Bunu nasıl başarıyorsunuz?

Kaddafi şöyle cevap veriyor:

“Bir grup fareyi kese kağıdına koyun. Orada tutmaya çalışın. Bir süre sonra farelerde biri kese kağıdını delecek ve dışarıya çıkacaklardır fakat bu kese kağıdını sürekli sallarsanız fareler sersemleyecek ve asla başaramayacaklardır.”

Bu anlayış, 18 yıldır Türkiye’de de başarıyla uygulanıyor. Torba sallanırken dahi dışarı çıkmak isteyen olursa da başı kesiliyor tabir-i caizse.

Bereket ki; artık yönetenlerimizin bizi sallamaya da mecali kalmadı. Büyüyen kar topları yuvarlanarak çığa dönüştü ve saklanamıyor.

Yol belli, değişim şart. Artık üzeri örtülen tüm sorunları yüksek sesle haykırmak ve direnmek zamanı.

Daha fazla zarar görmeden, bir olup, birlik olup, o torbadan çıkma vakti; umut ve emekle…

Saygılarımla,

YORUM EKLE
YORUMLAR
Vrnfsr
Vrnfsr - 2 ay Önce

Bence sen başka dünyadasın ne krizi kardeş herkez tatilde her evde araba ne anlatıyorsun kalemin adaletli olsun kalemin yan yazmaz insAllah

Okur
Okur - 2 ay Önce

Tutarsız ve mesnetsiz hangi hamleler yapılmış? Açıklar mısınız? Hangi hamleler yapılması gerekiyordu? Sizin öneriniz nedir? Yazı boş. Rakam yok. Kitabın ortasında cümleler. Bence ekonomiden anlayan birinin elinden çıkmamış. Köşeyi doldurmak için yazı yazmayın. Yazının içini doldurun. Şu yazı için 3 dk mı verdim. Bana şu ömürde 3 dk borçlusun.