Fark edelim

Farkındalık; farkında olma ya da bir şey hakkında bilgi sahibi olma, kendisinin ve çevresinin bilincinde olma halidir.

Aslında bu konu beni aşar diye düşünmüştüm. Fakat bir arkadaşım şöyle dedi; "Seyhan, hep kendimizi aşan diye tanımladığımız şeyleri yaptıkça büyüyoruz, yetkinleşiyoruz" cesaret geldi bana!

Yapıcı ya da eleştirel her davranış bize bir şeyleri fark ettirir. Önce kendimizi. Kişisel farkındalığımızı kazanmada, yaşadıklarımızın ve çevremizin üstümüzdeki etkileri önemlidir. Sadece pozitif değil, negatif olanlar da etkendir.

Farkındalığımız artıkça, anlayışımız artacak, sıradan gibi görünen olaylar, daha anlamlı gelecektir. Böylece yaraları görecek, iyileştirmek isteyeceğiz.

"Allah neylerse güzel eyler" diyebiliriz. İçindeki dersi almakla alakalı bu. Yoksa ders tekrarlanıp durur. Hayatın bana verdiği dersleri, hep geçmek için çabaladım. Tüm kitaptan bütünlemeye kalmak hep korkutmuştur beni. Bazen kaytarsam da, dersleri iyi dinledim, gözlemledim. Çok iyi öğretmenler verdi hayat bana. Başardılar. Ve ders hala devam ediyor. Fakat ben artık farkındayım. İyi yada, kötü ders yok. Sadece öğreti var.

Kendimizi, fark etmekle başlar her şey. Aslında bir uyanıştır. Bilinçlenmektir. Kişinin kıyametidir. Yıllarca bildiğin doğruları çöpe atmaktır. Egonun rahatlığından çıkmaktır. Bana en zoru, spor yapmak geldi. Birde, oğlak inadımı bırakmak.

Farkındalık; bize dayatılan bilgileri, sınırlamaları aşıp, gerçeğe ulaşmak demektir.

Kim olduğunu hatırlamak demektir.

Bilinç sıçraması demektir.

Karanlıkta kaybolmuş kendini bulmak demektir.

Ben iken "BİZ" olmayı öğrenmek demektir.

Yaradana bağlanmak, onunla bütün olmak demektir.

Bu dünyaya, ev araba almak için gelmediğimizi hatırlamak demektir.

Acaba; Ferrarisini satan, bilge avukat gibi Hindistan’a gidip aydınlanmak mümkün mü? Ya da, aydınlanmamız için her gün yaşadığımız olaylara farklı mı bakmalıyız? Görmeli miyiz? Sorgulamalı mıyız ?

Bugünler, farkında olmanın tam zamanı. Çünkü zor günler geçiriyoruz. Ve dibe vurmadan sıçrama olmaz derler. Nelerin içinden geçtik. Ve şu anda geçiyoruz. Fark etmek, farkında olmak, mükafatıyla bu durumdan çıkmamızı sağlayacaktır. Çıktığımızın farkına bile varmadan.

Sen fark etmeye başla, gerisi zaten gelecek.

--------------       

ZORUNLULUK  - Stefan Zweig

Yazar, bu kitabında ülkesindeki savaştan kaçıp, İsviçre'de yaşayan Ferdinand kimliğiyle, sanki kendisini yazmış. Çünkü Zweig'te savaşa katılmamış, hatta Avusturya vatandaşlığını bırakıp İngiltere vatandaşlığına geçmiştir.

2. Dünya Savaşı dönemi. Ferdinand evli bir ressamdır. Almanya, kudurmuş gibi her yöne  savaş  açtığında "insan" öldürmemek için İsviçre'ye firar etmiştir.

Hitlerin, yapabileceklerinin farkındadır. Kan ve kaosla beslenen bir liderin, peşinde olmak istemez. Çünkü bireysel farkındalık kazanmaya başlamıştır. Zor bir dönem. Tüm bildiği değerleri sorgulamak, ezberlerini bozmak, eski yaşadığı döneme ihanet gibi gelir ona.

Bir tarafı rahat değildir. Vatanından kaçışı, onu vatandaşlık görevini aksattırdığını düşündürür. Bir tarafı, dünyadaki on adamın kararıyla, çıkan savaşta rol almamak adına direnir. İnsan canı almak, ona göre değildir. Savaşlar çıkaran o canavarın, bir parçası olmamak adına, özgür iradesini kullanmak çok zordur. Genç yaşamların öldüğü, insan özgürlüğünün hiçe sayıldığı, kişinin özel bir problemi olmadığı savaşlara, alet edilmek onun ruhuna aykırıdır. Ülkesinin onun adına ve diğer gençlere güvenerek karar vermesi, doğru değildir. Onun yaşamı, insan öldürmek adına girdiği bir savaşta yok olmamalı. Daha yüce bir yaşamı olmalı. Daha yüce birşeye hizmet etmeli o. Şeytana değil.

Mekanikleşmiş duyguları, her an savaşa gitmek ister. Ruhu, bunun doğru olmadığını bilse de, savaşı kendinledir artık.

Yanlış olduğunu bildiği bu yolda, kim kazanacak sizce? Zorunluluk mu? İrade mi ?

Savaşın, ne büyük bir insani yıkım olduğunu gözler önüne sermiş, bu sefer Zweig. Savaş alanında ki kadar, savaş dışında kalanlarında acısını ve korkusunu yazmış. Dünyada savaş çıkaran on adama ve o on adama, hizmet eden siyasilere parmak basmış. İnsanı "hiç" gören bu savaş canavarlarının halkalarına takılmamak için "dünyaya geliş amacımızı" sorgulattırıyor bize. Bir kişinin bu düzene karşı çıkmasının, tek bir zincirin halkadan çıkmasıyla mümkün olacak değişimin altını çizmiş. Çark, tek bir halka boşalınca çalışmayacak. Ve; onu başka halkalar takip edecek. Bireysel farkındalığımızla bunu başarabiliriz.

 Bilinçlenme bulaşıcıdır.

YORUM EKLE
YORUMLAR
Sabiha ozkerem
Sabiha ozkerem - 3 hafta Önce

Arkadasim farkindiga cok guzel ornek vererek deginmisin farin,da olmak hatalari,yanlislarimizi duzelmek en guzel

Hüzeyme Avcı
Hüzeyme Avcı - 3 hafta Önce

Harika olmuş yorumun. Yüreğine sağlık Seyhan ablacım.Dilerim güzelliği barışı fark
ederek dünyanın hiç bir yerinde savaşlar olmaz..Bireysel farkındalık ve sevgi her insanın yüreğinde çiçekler açtırsın.

Nurhan Aydın
Nurhan Aydın - 3 hafta Önce

Seyhan cım yuregine sağlik

Nihal Akhan
Nihal Akhan - 3 hafta Önce

Uzman Psikolog Kızım Meltem'ciğim ile Farkındalık üzerine, bir çok konuşmalarımız olmuştur. Derinlik ister, Bilgi ister, Hoş görü ister Farkındalık. Tabii ki Tecrübelerle de Sabitlenir. Demem o ki ; Konu güzel.

Filiz
Filiz - 3 hafta Önce

Toplumun birikmiş negatif enerjisi savaş olarak ifadede bulsa da bireyin farkındalıklı gücünün seçimler yapma iradesini güzel özetlenmiş. Yorumunuza sağlık

GÜREK RAMAZAN
GÜREK RAMAZAN - 3 hafta Önce

Seyhan arslan yıl 2020 olmuş bazılarına beyazlan siyağı. Ne sözlü nete yazılı. Anladamassin .yeniden formatlama yabsan bile ANLAMAZLAR ALALHA EMANETSİN.

Meltem Özbay
Meltem Özbay - 2 hafta Önce

Farkındalığın önemini böyle güzel vurguladığınız için teşekkür ederiz.
Umarım tüm bireylerin bu bilince eriştiği bir dünya yakındır.

Önder Doğan DOĞANAY
Önder Doğan DOĞANAY - 2 hafta Önce

Mükemmel bir yorum.Emeğinize sağlık.