Fındık gerçeği

Bu günlerde fındık fiyatlarında görülen anlaşılmaz gerileme üzerine fındık üreticisi olarak yazmak ihtiyacı hissettim. Sakarya ve Karadeniz bölgesinin yaşayanların çoğunun geçim kaynağıdır fındık. Hiç bir dış girdiye ihtiyaç duymadan yıllara göre Türk ekonomisine iki üç milyar dolar gibi en büyük döviz girdisi sağlayan tek ihraç üründür.

Fındık yalnız üretenin değil bu bölgelerde yaşayan esnaf, sanatkar, hizmet sektörü ve sanayicinin ve bu hareketten vergi elde eden devletinde gelir kapısıdır. 2020 sezonu başında 24.50 TL olan piyasa fiyatı dolar artışına ters orantılı olarak yıl sonuna doğru 21.00 TL düzeyine gerilemiştir ve bunu anlamak mümkün değildir. Anlamak isteyince de aşağıda bahsedeceğim tekelci firmalar önünüze çıkar.

Fındık konusunda eleştiri yapmak yerine durum tespiti yapmak isterim. Alternatif politikalar ve bakış açıları konusunda fikirlerimi beş başlık halinde sunmaya çalışacağım. Sunacağım politikalar içinde devletin kasasından beş kuruş para çıkmayacaktır ve doğrusu da budur.

1. Fındık Politikalarını Belirleyen Kurumlar

Ulusal Fındık Konseyi: Dokuz üyesi bulunmaktadır. Altı üyesi tüccar, üç üyesi çiftçi kökenlidir. Sanayi Bakanlığı: Devlet kurumu ve etkisini herkes bilir. Tekelci Firmalar: Serbest piyasa yalanının arkasına sığınan, fındığı stoklayan, speküle ederek rant elde eden, paylaşan, çiftçiyi sömüren yapılardır. Bu yapılardan bu güne kadar çiftçi lehine karar çıkmadığını yaşayarak gördük.

Fındık Tanıtım Grubu: Fiyat adına etkisi olmasa bile Türk fındığını dünyaya tanıtmada etkin rol oynamakta ve desteklenmesi düşünülmektedir. Bu politikalar değiştirilmeli fındık üreticisinin temsilcilerinin de etkin olacağı, sömürülmeyeceği, emeğinin karşılığını alacağı ve paydaşların eşit pay elde edeceği uzun vadeli fındık istikrar politikaları üretilmelidir.

2. Fındık Fiat İstikrar Fonu Kurulması

Fiyat istikrarını sağlaması için kurulması yararlı olacağı düşünülmektedir. Fındık ihraç ürünü olması nedeniyle fındık ticaretinin tamamı kayıt altındadır. Üreticiden kilo başına 1 TL kesinti yapılarak yıllık ortalama üretim 600 bin ton olarak düşünülürse 120 milyon TL kaynak elde edilebilir. Bu kaynak fındık istikrar fonunda toplanabilir ve her üç yılda ortaya çıktığı varsayılan arz fazlası (Bu konu tartışmalıdır) sonucunda 360 milyon TL kaynak arz, talep dengesizliğinde pazardaki arz fazlası fındığı piyasadan çekmek tekellerin eline geçmesini önlemek için için kullanılabilir.

3. Lisanslı Depoculuk Sisteminin Yaygınlaştırılması

Üretici; işçi ücretleri, okul masrafları borç vadesinin gelmesi gibi zaruri nedenlerden dolayı hasadın hemen sonunda mahsulünü pazara indirmekte satmak zorunda kalmaktadır. Pazarda aşırı arz fazlası olduğundan tekelci kurumlar bu durumdan faydalanmakta, üreticinin malını ucuza kapatmakta, kendi taraflarına geçince de fiyat yükselterek devasa karlar elde etmektedirler.

Devletin veya özel sektörün oluşturacağı lisanslı depolarda fındık depolansa, karşılığında üreticiye ürünü kadar sertifika verilse, üretici bu sertifikayı bankaya ipotek ederek ihtiyacı kadar kredi kullansa, pazarda arz fazlalığı yaşanmayacak; ürün tekelcilerin, stokçuların eline geçemeyeceği için ortaya çıkan rant çiftçinin lehine olacaktır. İstediği fiyatı bulduğunda ise hem depodaki fındığını satıp emeğinin karşılığını alacak   hem de bankaya borcunu ödeyecektir. Bu arada birde emanet sorunu vardır. Çiftçi satmayacağı ürünü asla ve kata emanet vermemelidir.

4. Marka Olarak FİSKOBİRLİK Gerçeği

Fiskobirlik Türkiye’nin seksen yıllık tecrübeye sahip dünyada en çok tanınırlığı olan fakat değerlendirilemeyen tek fındık markası olan kurumudur. Yıllar itibariyle güncel politikaların kurbanı olmuş, hantal hale getirilmiş, işlevselliğini yitirmiştir.

Bugünkü haliyle de fiyat oluşumuna ve çiftçi lehine hiçbir politikası ve faydası bulunmamaktadır.  

Fiskobirlik devlet, çiftçi ve paydaşları eliyle tam profesyonel bir yapıya kavuşturulup geçmiş tecrübesi ve imkanları ile piyasa düzenleyici, AR-GE, depolama, pazarlama, ürün geliştirme, lojistik, dağıtım ağı kurma vb  benzeri görevleri yerine getirebilecek  bir duruma, yeteneğine  ve işlevselliğine  kavuşturulursa ülkemizin tekelcilerle  rekabette önemli bir boşluğunu dolduracaktır.

5.Rekabet Şartlarının Oluşturulması

Son yıllarda iç piyasada İtalyan Ferrero (Nutella üreticisi) Singapur(An Olam Comp) gibi yabancı kökenli oyuncular  Türkiye’nin yerli köklü fındık firmalarını (Başkan Fındık, Oltan Fındık, Pro Gıda vb ) satın almalar yoluyla ele geçirmişler  ve tekelleşmişlerdir. Fiyatlarla istedikleri gibi oynamaktadırlar. Bu arada üreticiye verilen milyonlarca lira tutarındaki  “Alan Bazlı Destek” rekabete bir faydası olmadığı gibi  Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin cebinden dolaylı olarak dünyadaki  fındık tüketicisini sübvanse etmesi gibi bir durumu da ortaya çıkarmaktadır. Sanayi hammaddesi olan fındığın emtia piyasalarında alınıp satılır hale gelecek güce ve öneme sahip olma potansiyeli taşıdığını söylemeden geçemeyeceğim.

Konunun anlaşılması bakımından bir örnekle bitirmek istiyorum. Dünyanın en büyük muz ihracatçısı (Üreticisi değil) Ekvator’dur. Dünya piyasalarına 1 ton muzu 380 dolara satmaktadır. Ekvatorlu olmayan muz tedarikçisi tekel firmalar 380 dolara aldıkları 1 ton muzu 1300 dolara satmakta 800 doları cebe indirmektedir. Nasıl  oluyor derseniz  finans, tedarik, depolama, lojistik ve dağıtımı sürekli hale getirip piyasalara 12 ay güven vermekte ve herkesin muz ihtiyacını karşılamaktadırlar. Belki zaman alacaktır.

Türkiye fındığını ucuza kaptırmak istemiyorsa, sanayicisi ve üreticisini ve bu üründen elde edilecek rantı korumak istiyorsa, dünyanın en büyük fındık üreticisi ülkesi olarak şimdiden uzun vadeli fındık politikaları üretmeli bu sayede hem çiftçisi hem sanayicisi ve diğer sektörleri para kazanacaktır.

Bugün Türkiye piyasasında satın almalar yoluyla piyasayı kontrol eden Alman, İtalyan ve uzak doğu menşeili fındık tekelleri elinde tuttuğu dünya fındık ticareti  sayesinde muz firmaları  örneğinde olduğu  gibi Türk fındığını ucuza kapatmakta elde ettiği rantı tek başına almakta en büyük fındık üretici olan Türkiye ise fındık politikası olmadığı için çiftçisi, sanayici ve iç paydaşları bu duruma seyirci kalmaktadır.

YORUM EKLE
YORUMLAR
Cevat Birgül
Cevat Birgül - 3 ay Önce

İyi akşamlar. Ferroro, Oltan fındığı aldıktan sonra Tarım bakanı "Tekel oluşturulur ise, müdahele ederiz." diye açıklama yapmıştı. Her hangi bir müdahele oldu mu? TMO piyasayı dengelemek için piyasaya sokuldu diye düşünülebilir. O zaman da şu soru aklıma geliyor. Sezon başında tüccardan daha düşük fiyat açıklayan, alım noktaları üreticiden uzakta bulunan ve randımanı tüccardan daha düşük çıkaran TMO fiyatı dengelemekte midir, yoksa aşağı mı çekmektedir?

Ali çatalbaş
Ali çatalbaş - 3 hafta Önce

Her kelimesine katılıyorum. Bu bilince ulaşamadık. Fındık borsası halen Almanyanın Hamburg şehrinde iken......