Furkan’a ulaşanlar

        Allah Kur’an-ı Kerim’de (Enfal 29), Allah’a (O’nun bildirdiklerine yani kitaplarına ve gönderdiklerine yani peygamberlerine) doğru bir şekilde iman edip ittika ederseniz, diyor. Yani Allah’tan hakkıyla korkarsanız, sakınırsanız, O’na bağlanırsanız, vahyin ışığında sorumluluk bilinciyle hareket ederseniz, sorumluluk alırsanız, sorumluluklarınızı yerine getirirseniz,  bu durumda Allah size:

       İyi ile kötüyü, doğru ile yanlışı, hak ile batılı ve güzel ile çirkini (yani ahlaklı olanla olmayanı) ayırt edecek bir özellik olan furkanı vereceğini müjdeler. Böylece inanan kişi kendi yaptıklarını doğru yapmayı, başkalarının yaptıklarını doğru anlamayı sağlayan bir muhakeme gücünü kazanır. Bu da onun Kur’an’ın (Furkan 1-2 ) verdiği formüllerle sınırsız bir sorun çözme yeteneği ile donatır. Üstelik Allah bazı hatalarını da örter ve bağışlar.

       Ama insanlar ve bir kısım Müslümanlar ne yaptılar? (Furkan 3)Allah’tan başka ilahlar (tanrılar) edindiler. Yani birilerinden, bir şeylerden,

1-Allah’tan korkar gibi korktular,

2-Allah’tan umut eder gibi umut ettiler,

3-Allah’ı sever gibi sevdiler,

4-Allah’tan yardım ister gibi yardım istediler,

5-Allah’ın hükmüne boyun eğer gibi onların hükümlerine boyun eğdiler.

       Böylece insanlar yeryüzünde ifsat edici işler yaptılar (Rum 42) veya ifsatçılara uydular veya onlara göz yumdular veya onları düzeltmek için gayret etmediler. Allah da onlara yaptıklarının bir kısım sonuçlarını tattırdı (tattırıyor-tattıracak). Bazen bir virüs ile bazen de ummadıkları başka belalarla.

       Şu da yadsınamaz bir gerçektir ki, iyilik-doğruluk- güzellik sürekli bir çaba gerektirir. Bu durumda yaptıklarımızdan sorumlu olduğumuz gibi yapmadıklarımızdan da sorumluyuz. Hayat boşluk kabul etmez. İyilikle-güzellikle doldurmadığınız her alanı kötülük dolduracaktır. Hani eski bir devlet büyüğünün dediği gibi: “İyiler de kötüler kadar gayret etmedikçe hiçbir şey düzelmez.” Dünya kendimiz ve yakınlarımızın hayatını cennete çevirme yeri değildir çünkü bu ancak başkalarının hayatını cehenneme çevirmekle olur. Hâlbuki bu dünya paylaşma, yardımlaşma, adaleti ikame etme gibi unsurlarla bizi bir sınava tabi tutarak olgunlaştırmak istiyor ki cennete uygun hale gelelim. Unutmayalım ki cehenneme de kendi yakıtımızı kendimiz götüreceğiz, yaptıklarımızın veya yapmadıklarımızın bir bedeli olarak.

        İnşallah son dönemlerde yaşananlar ışığında hakkı görür, güvendiğimiz dağlara kar yağdığını anlamış oluruz. Yoksa işler biraz düzeldiğinde aynı hamam, aynı tas mantığı ile devam edersek kırk hamamda, kırk tas su ile kırk defa yıkansak kurtulamayabiliriz, Allah korusun. Allah bize gerçek bir hidayet, hakkı gören bir feraset ve doğru olanı her halükarda yapabilen bir dirayet nasip etsin. (Amin).

YORUM EKLE