Gazetecilik suç değildir

Sayın İçişleri Bakanı Soylu hakaret içeren konuşmasını hayretler içinde dinleyince, ne olmuş da sayın bakan böyle hiddetlenmiş bu ahlaksız kim diye araştırdığımda karşımıza duayen gazeteci Saygı Öztürk çıktı, ne yazmış diye araştırdım size kısaca özetleyeyim.

Trabzon’daki Kamulaştırma davalarında, Devleti soymak için kurulan bilirkişi çetesini , bu çeteyi ortaya çıkartan Cumhuriyet Başsavcı ile İl Emniyet Müdürünün nasıl sürüldüklerini sürülenlerin yerine gelenlerin  soygun çetesini nasıl akladıklarını, Trabzon Bölge Adliye Mahkemesine yapılan kırkdokuz partili atamayı, bu atamalardan Yazı İşleri Müdürü kız kardeşini, idari işler müdürü kardeşini, diğer bir yazı işleri müdürü oğlunu, zabıt katibi eşini, diğer bir zabıt katibi de eşini, savcılık yazı işleri müdürü hem oğlunu hem kızını işe nasıl aldıklarını.

Trabzon AKP kadın kolları başkan yardımcısının kağıt üzerinde Diyarbakır Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü Özel Kalem Müdürlüğüne atanıp, ertesi gün Trabzon Valisi’nin onayıyla Aile Çalışma ve Sosyal Hizmetler İl Müdür yardımcılığına, oradan da İstanbul Valiliği’nde önemli bir göreve atanarak sınavsız devlet memuru olarak koşar adımlarla yürüdüğünü, bir önceki Belediye Başkanı tarafından atanan 10 adet özel kalem müdürünün daha sonrada daire başkanı olarak  terfi edilişlerini, (Sayıştay’ın özel kalem müdürlüğünden daire başkanı olmaz talimatına rağmen) Trabzon Belediyesi TRABEL şirketinde işçi olarak çalışan bir kişinin, AKP ilçe sekreteri ile olan gönül ilişkisi sonucu, işçinin eşini boşayıp bayan ilce sekreteriyle evlenmesini, (kadın ve erkek önce dost olur, sevgili olur, çok yakın olur, sonrada evlenirler bundan normal ne olabilir ki, bunu yazmak veya söylemek ne zaman namussuzluk oldu ? ) Bu sekreter bayanını daha sonra AKP İl kadın kolları başkanı ve ardından da Trabzon AKP Milletvekili olmasını, işçi eniştenin başka bir belediyede özel kalem müdürü, oradan da Trabzon Kültür Turizm İl Müdürü, eşi Milletvekili olunca Ankara Kültür Turizm İl Müdürlüğüne atanmasını yazmış.

Yani,

Partili akraba atamaları, partili evlenmeler, evlenince yükselmeler, bilirkişiler, bilirkişi raporları, raporlarda yüksek tutulan ücretler, soyulan devlet, soygunu görüp harekete geçtikleri için sürülen başsavcı ve emniyet müdürünü yazmış.

Ülkemizdeki olumsuzlukları yazmaktan normal ne olabilir ki? Ülkemizde yaşanan siyasi olumsuzluklar geçmişte de olduğu gibi genelde iktidar partilerinde olur. Ülkenin muhalefet partileri, gazeteciler ve haberciler bu olumsuzlukların peşine düşer. Kimi oy devşirir, kimi de traj peşinde koşar, buna da “Demokrasi” denir.  

Yazılanlarda eksik ya da fazla, olmamış bir şeyi olmuş, olmuş bir şeyi olmamış gibi anlatılmışsa hukuk devletinde herkes yaptığının hesabını verir. Herkes kendi cezasını kesmeye kalkarsa hukuk devleti yok olur eğer bu tür söylemler devleti temsil edenler tarafından sarf edilirse hukuk ve demokrasiden kimsenin söz etmeye hakkı olmaz.

Yeniçağ gazetesi yazarı, Orhan Uğuroğlu sayın Soylu’yu sarf ettiği sözlerden dolayı bakın nasıl eleştirmiş.

Saygı Öztürk’ü "namussuzluk" ile suçlamak ne Süleyman Soylu'nun ne de bir siyasetçinin ne de bir bürokratın haddi değildir. Meslek hayatım boyunca bu makama gelen çok sayıda siyasetçi tanıdım. Ve diyebilirim ki sarayın ataması Süleyman Soylu denen bu kişi o bakanların hiç birinin yerini asla dolduramaz.

Ey Soylu; Bir bakan olarak böyle bir hakareti bırakın bir gazeteciyi bir insana nasıl yaparsın? Partini terk edip AKP'ye geçen sen değil misin? İstifa etmeyi bile beceremeyen sen değil misin? Sen namus timsali bir gazeteciye, "namussuz" diyerek sadece kendini küçük düşürmekle kalmadın, Türk polisine, Türk jandarmasına layık bir bakan olmadığını da gösterdin. Cumhurbaşkanlığı kabinesine layık bir bakan olmadığını da ispatladın. Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin en önemli makamlarından birini hak etmediğini de ispatladın… Bakan oldun diye vatandaşlara hakaret etme hakkı mı kazandın. Erdoğan'ın nezdinde kaybettiğin itibarını bu hakaretinle yeniden kazanmaya ve tekrar gözüne girmeye mi çalışıyorsun? İstifa ile AKP'liler arasında kaybettiğin prestijini namus abidesi gazeteciye saldırarak kazanmaya mı çalışıyorsun?” diye yazmış.

Hiçbir bakanının haber hoşuna gitmedi diye gazeteciye küfür etme hakkı yoktur.

Hoşuna gitmeyen haberi yapan gazeteciye bağırıp çağırıp tehditler savurmak, devleti temsil edenlere yakışmaz.

Gazetecilere yapılan saldırıları, yargısız infazları, siyasi yargı kararlarını hazmedemiyorum.

Gazetecilik suç değildir.

YORUM EKLE
YORUMLAR
Sinan Ulusinan
Sinan Ulusinan - 3 ay Önce

Kenancığım, tebrik ve teşekkürler. Bu tür siyasilere hadlerini, haklarını ve neerden nasıl geldiklerini hatırlatmak lazım.

Berna
Berna - 3 ay Önce

Yarın aynı medya onlar için de haksızlıkları dile getirecek, nasıl göremiyorlar!

kerim sarı
kerim sarı - 3 ay Önce

Çok güzel bir yazı.Tebrik ederim.LİYAKATIN neden mumla arandığı bir kez daha anlaşılmıştır