Gelecek bugündür

Geçenlerde seyrettiğim bir belgesel bana umut verdi. Dünya genelinde, ormanların yandığı, denizlerde yok olan büyük balıklar, doğadaki büyük cüsseli hayvanlar, kuş türlerinin yok oluşu ekoloji sistemimizi bozdu.

Tüm yaşamların birbirine bağlı olduğu, yaşam destek çarkına bağlıyız.

İnsan eliyle bozulan bu ekosistem, dünyanın sonunu getirebilecek korkunçlukta ilerliyor. Ve, biz sadece seyrediyoruz.

94 yaşındaki belgeselci Davit Attenborough şöyle bir öneride bulunmuş. "Bugün dünyaya gelseydim, sebze ve ağaç dikerdim. Et yemezdim."

Okyanuslar ve ormanlar karbon döngüsünde olmazsa olmazımız.

Türkçesi; ormanlar yanarken bu sistem de çöküyor. Dünyanın akciğerleri yok oluyor. Okyanuslar, hayvanlar ve biz. Gelecek!

Solucanlar bile o omurgasız vücutlarıyla çok büyük yük taşırlar. Topraktaki canlılığı, her şeye rağmen sürdürmeye çalışırlar.

Ekolojik dönüşüme ilk adımı atmalıyız artık. Geç olmadan.

(Bu konu burada bitmez.)

KOLERA GÜNLERİNDE  AŞK

(Gabriel Garcia Marouez)

Tam elli üç yıl, yedi ay, on bir gündür kavuşamamış sevgililerin hikayesi.

Vahh-vahh demeyin. Bu süre zarfında, kimse ölmedi. Yaşadı. Ama ölmüş gibi yaptı, yaşamamış gibi yaptı. Özdemir Asaf'ın dediği gibi, kimse kimseyi beklerken ölmüyor.

Aslında, Fermina Daza ve Florentino Arizo'nun kavuşmasını beklerken, geçen bu yıllardaki değişiklik, teknoloji ve sanayide ilerleme, ara konu gibi görülse de en önemli kısım bence.

Karayipler'in, sömürgeden kurtulması, halkın fakirliği, kolera salgını, kırsal kesimlerin çete saldırıları, parayla alınan ünvanlar, ahlaki kokuşmuşluk... vb.

Ve bunların yanında dik durmaya çalışan, yaşayabilen karakterler. Aslında, ne ararsanız var bu kitapta.

Nobel ödülünün hakkını vermiş yazar. Kitap, elli üç  yılın uzunluğunda, öyle akıcı ki. Bu yılları öyle uzun ve okunası anlatmış ki, hayran kaldım 

İnsan karakterleri üzerindeki, psikolojik betimlemeleri "vayy" dedirttirdi.

Doğa katliamına da parmak basmış yazar. Deniz ayılarının, timsahların öldürülmesi, ağaçların yok edilmesi... Nehir taşımacılığının bu elli yıldaki geri gidişi. Nehir kenarındaki ormanların yok olması, suyun azalmasına sebep olup, yağmur yağmaması. Ve bu zincirin devamı, nehir hayvanlarının yok olması.

Ekolojinin bozulmasının, doğaya verdiği zararları, hele ki buna şımarık ve açgözlü insanoğlu eli değmişse, neler kaybedeceğimizi göz önüne sermiş yazar.

Kitabın adındaki, kolera salgınını okurken irkildim. Şehrin alt yapı bozukluğumu yoksa, halkın altyapı bozukluğumu, daha tehlikeli bilemedim?

Konu akışı, on dokuzuncu yüzyıldan, yirminci yüzyıla geçiş sürecinde her alanda hissediliyor. Kıyafetlerde, sanayide, fikirlerde, cesarette, özgürlükte, doğada maneviyatta...

Okunmalı diyorum. Maroguez güzel yazıyor.

YORUM EKLE
YORUMLAR
Dr. T. Sibel Yılmaz
Dr. T. Sibel Yılmaz - 3 ay Önce

Bundan böyle devrimcilik çevreciliktir. 0 atık konusunda hepimizin yapabileceği çok şey var. Beton aşığı yeşil düşmanlarına Sertap Erener' in son şarkısını dinlemelerini öneririm. Çünkü kalırız bir avuç toprak. Dikkat!!!

Selen
Selen - 3 ay Önce

Çevre konusuna değinmeniz harika

Hakan AKÇA
Hakan AKÇA - 3 ay Önce

Seyhan ana fikir halkın alt yapı bozukluğu.

Hüzeyme Avcı
Hüzeyme Avcı - 3 ay Önce

yüreğine sağlık Seyhan ablacım. Harika yorumlarin Yorumlarını okurken okuma isteğim daha çok depreşiyor.Cok teşekkürler.

Ender Özden
Ender Özden - 4 hafta Önce

Özellikle son yüz yıllarda, hızla artan nüfusun ihtiyaçlarını karşılayabilmek için denize düşüp yılana sarılmış insanoğlu. Tüm bunların ana sebebi her ne kadar açgözlülğk olsada asıl kaynağın tohumu bu. Şimdi o yılanın insanlığı kurtaramayacağını anlayan insanoğlu bu kezde nüfusu dünyaya uydurmanın derdine düştü kanımca. Nasıl mı? Sizinle olan sohbetlerimizde bolca değindiğimiz gibi. Nüfusu azalmak çabası gibi insanlık dışı bir politikayla=covid19

Ender Özden
Ender Özden - 4 hafta Önce

Özellikle son yüz yıllarda, hızla artan nüfusun ihtiyaçlarını karşılayabilmek için denize düşüp yılana sarılmış insanoğlu. Tüm bunların ana sebebi her ne kadar açgözlülğk olsada asıl kaynağın tohumu bu. Şimdi o yılanın insanlığı kurtaramayacağını anlayan insanoğlu bu kezde nüfusu dünyaya uydurmanın derdine düştü kanımca. Nasıl mı? Sizinle olan sohbetlerimizde bolca değindiğimiz gibi. Nüfusu azalmak çabası gibi insanlık dışı bir politikayla=covid19