Gerçek gündem...

Önce GERÇEK GÜNDEMİ yazalım. Yerimiz kalırsa SUNİ GÜNDEMLERE de değiniriz.

Bugün 17 Ağustos… Hepimizin yaşadığı bir felaketin yıl dönümü. Coğrafyanın gerçeği. Ülkemizde yine MARAMARA DEPREMİ gibi büyük depremler olacak. Yine on binlerce insanımızı kaybedeceğiz. Yine yüzbinlerce insanımız enkaz altında kalıp yaralanacak. Ve yine o depremleri yıldönümlerinde anacağız. Tıpkı 17 Ağustos’ları andığımız gibi. Ve sonunda da unutacağız. Tıpkı diğer depremleri unuttuğumuz gibi. Kaybettiklerimize rahmet diliyorum ama sormadan edemeyeceğim? Akıllandık mı?

21 sene öncesinin deprem görmüş hasarlı binalarının hala kullanıldığını ve çarpık yapılaşmayı görünce akıllanmışız desem de inanmayacaksınız. O zaman demeyeyim. En iyisi sorayım. 20 senedir toplanan DEPREM PARALARI nerede?

DASK’ı hepimiz biliyoruz. Doğal Afet Sigortaları Kurumu. Buraya sigorta paralarını yatırırız. Deprem gibi herhangi bir doğal afet olduğunda da zararımızın tamamının DASK tarafından karşılanacağını bekleriz. En azından öyle zannederiz. Boşuna beklemeyin. Bugüne kadar olan deprem ve sel gibi doğal afetlerde zarara uğrayan vatandaşların tüm zararlarının karşılandığını görmedim. Kısacası DASK var. Ama sadece para toplamak için. Vermek için değil. Allah göstermesin ama başınıza doğal afet geldiğinde ne demek istediğimi daha iyi anlarsınız.

Ekonomide GERÇEK GÜNDEM…

431 milyar dolar dış borç. 13 milyon emekli.  %92’si borçlu. Emekliliği hak kazanmış ama emekli olamayan 6 milyon EYT’li. Tamamı borçlu. 4.5 milyon kamu personeli. %87’si borçlu. 2 milyona yakın esnaf. Tamamına yakını borçlu. 1.2 milyon çiftçi. %84’ü borçlu. 5 milyon üniversite mezunu evladımız. Tamamı KYK borçlusu. 13 milyon asgari ücretli. Resmi rakamlara göre 12 milyon gayri resmi rakamlara göre 22 milyon işsiz… Özetle 45 milyon borçlu vatandaş. 32 milyon icrada bekleyen dosya.

Dolarla mı maaş alıyorsun diye dalga geçen birisine cevap vermesine veririm de kayınpederinden çok korktuğum için cevap vermeyeyim. En iyisi zeytinin kilosunun 6 dolar, beyaz peynirin kilosunun 6.5 dolar, kaşar peynirinin kilosunun 7 dolar, kıymanın kilosunun 7.5 dolar olduğunu söyleyeyim yeter.

Hala ne demek istediğimi anlayamayan varsa bir Papua Yeni Gine parasının 2.10 TL ve satılan buzdolabı sayısının bizden fazla olduğunu söyleyeyim de EKONOMİDE nasıl çağ atladığımızı daha iyi anlasınlar.

Siyasette GERÇEK GÜNDEM…

Moda oldu. Sanki çok biliyorlarmış gibi herkesin dilinde MAVİ VATAN ve MÜNHASIR EKONOMİK BÖLGE…

Sene 2004…

KOFİ ANNAN PLANI devrede. Kuzey Kıbrıs ile Güney Kıbrıs’ı birleştirip AVRUPA BİRLİĞİ’NE teslim etme operasyonu. Türk tarafında yapılan referandumda başta Erdoğan ve AKEPELİLERİN gayret ve destekleri ile EVET çıkmıştı. Allah’tan Rum tarafında yapılan referandumda HAYIR çıktıda Kıbrıs’ı Avrupa Birliği’ne devretme projesi gerçekleşmedi.

İşte o referandumda…

‘‘Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku sözleşmesine göre Kuzey Kıbrıs’tan doğan MÜNHASIR EKONOMİK BÖLGE hakkımızı yani su ve rüzgar enerjisi de dahil olmak üzere petrol ve doğalgaz gibi tüm deniz kaynaklarımızı AVRUPA BİRLİĞİ’NE devir ediyoruz. Bu bir ihanet projesidir’’ diyerek Kofi Annan planına karşı çıkmıştı Rahmetli RAUF DENKTAŞ.

Derdini anlatmak için Türkiye’ye gelip şehir şehir dolaştığında ‘‘… git ülkende siyaset yap…’’ diyerek de Rahmetli Denktaş’’a karşı çıkmıştı Erdoğan. Unutmadık…

Şimdi sormak lazım… Öğrenildi mi MÜNHASIR EKONOMİK BÖLGENİN ne demek olduğu? Öğrenildi mi MAVİ VATAN? veya şöyle sormak lazım. Öğrenildi mi RAUF DENTAŞ’ın BİLGELİĞİ ile ileriyi gören ZEKASI? Daha doğrusu öğrenildi mi DENKTAŞ’ın nasıl bir LİDER olduğu?

Unutmadık derken…

Yunanistan burnumuzun dibinde Ege Adalarına yerleşiyor denildiğinde ‘‘Mangal yapıyorlar. Ne olacak ki?’’ diyen gaflet ve delalet içinde olan siyasetçileri de unutmadık.

Neymiş?

Mavi Vatan ve Münhasır Ekonomik Bölge imiş. Türkiye’nin hakları imiş. Bak hele sen. Ne kadar çok şey biliyorlar. Atı çalan çoktan Üsküdar’ı geçti haberleri yok.

Bir başka gerçek gündemde İSTANBUL SÖZLEŞMESİ…

Önce İstanbul sözleşmesinin içeriği…

11 Mayıs 2011’de Avrupa Konseyi tarafından İstanbul’da imzaya açılan, ilk imzayı Türkiye’nin attığı ve 1 Ağustos 2014 tarihi itibarı ile 45 devlet ve Avrupa Birliği tarafından imzalanarak yürürlüğe giren İSTANBUL SÖZLEŞMESİ başta aile içi şiddet ve cinsel istismar olmak üzere KADINLARA ve ÇOCUKLARA yönelik her türlü şiddet ve cinsel istismarın ÖNLENMESİ, MAĞDURLARIN KORUNMASI ve SUÇLULARIN hak ettikleri GEREKLİ ve YETERLİ CEZAYI almalarını sağlayan bir İNSAN HAKLARI sözleşmesidir.

Şimdi birde kim karşı çıkıyor ona bir bakalım.

Tecavüzcüler var… Sapıklar var… Sapkınlar var… Katiller var… Vandallar var… Mankurtlar var… Fetöcüler var… Din tüccarları var…  İç güçler var… Dış güçler var… Ve birde içeriğini okumadan sırf laf olsun diye karşı çıkmak için karşı çıkanlar var…

İşte şimdi anladınız mı bazılarının neden karşı çıktığını?

İçeriğini okumadan sırf laf olsun diye karşı çıkanlara İSTANBUL SÖZLEŞMESİ’Nİ okumalarını tavsiye ederim. Okurlarsa eminim tıpkı bizler gibi onlarda da İstanbul Sözleşmesi’ne karşı çıkanlara karşı çıkarlar.

Gelelim SUNİ GÜNDEMLERE…

Ayasofya bitti. Tıpkı beka meselesi olan diğer gündemler gibi. Ama fazla sevinmeyin. Çünkü ince ince siyaset var suni gündemimizde. O zaman bizde yazalım.

Adam AKILLI…

Tıpkı ADAMIN KAZANDIĞINI anladığı gibi bir daha CUMHURBAŞKANI ADAYI OLAMAYACAĞINI anlayınca kendi açısından yapması gerekeni yapıyor. Daha doğrusu Sayın İMAMOĞLU ile Sayın YAVAŞ’ın kendisinden birkaç adım önde olduğunu bildiği için son kozunu oynuyor da diyebiliriz.

Neye rağmen? Tüm CUMHURİYET DEĞERLERİNİ ve SİYASİ GEÇMİŞİNİ ayaklar altına alma pahasına. İşte tüm siyasetçileri bitiren HEP BEN EGOSU yok mu? Ahh bir kurtulabilsek bu BEN VARSAM SİYASET VAR hırsından her şey daha güzel olacak.

Aslında kabahat onda değil KILIÇDAROĞLU’nda. O kadar çok CUMHURBAŞKANI ADAYI olabilecek kapasitede hatta daha bilgili insanlar varken YSK’nın önüne bile gidemeyen bir siyasetçiyi ADAY yaparsa olacağı bu.

Ve siyaset yapmaya zorlanan bir takım isimleri görünce aklıma bir takım yasakları sözde demokrasi adına kaldırmak zorunda kalan BAYKAL geldi. Sahi… Baykal bazı yasakları neden kaldırmak zorunda kalmıştı? ÖZEL olmayıp da GENEL olan neydi?

Neyse…

Sonra yine yazarız İNCE İNCE oyunları derken bazı siyasilerle yandaş medyaya tavsiyem.

Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde yerden yere vurarak eleştirdikleri Sayın İNCE’yi o kadar çok beğeniyorlarsa bir dahaki seçimlerde CUMHURBAŞKANI adayı olarak göstersinler. Yakışır.

Saygılarımla,

Sinan Ulusinan

17.08.2020

YORUM EKLE