Gerginleşecek havaya dikkat!

   Dile kolay üç hafta… Tam üç haftadır, tüm Türkiye evdeyiz ve daha ne kadar evde kalacağımızı bilmiyoruz. Can sıkıntısı, yavaş yavaş artmaya başlıyor. Öfke birikiyor, tahammül, her geçen gün, daha da azalıyor ve her gün artan, vaka ve ölüm sayısını görünce, her birimizin moralini dibe düşürüyor. Zor değil, çok ama çok zor bir imtihan. Şimdi bir de önümüz Ramazan… Ve hem de, büyük ihtimal, camii olmayan bir Ramazan… Kalabalık cemaat ile kılınan, teravih namazı olmayan bir Ramazan…  Ramazan ayının dokusunu yansıtan pide kuyrukları, kalabalık iftar sofraları ve neşeli sohbetler, kucaklaşma olmayan bir ramazan, belki de bir bayram idrak edeceğiz.

                Oturacağız elbette. Bir ay, iki ay, altı ay ya da belki bir yıl, bu korona virüsü geçene kadar, evde oturmak zorundayız ve oturacağız. Lakin bu yaşam düzeni, zorunlu yalnızlaşma hali, insanın, insandan uzaklaşması, Türkiye toplumunun, kolay kolay kaldıracağı bir şey değil. Tamam, her ne kadar teknoloji ve sosyal medya ile birlikte, yavaş yavaş yalnızlaşıyor olsak ta, biz seviyoruz kucaklaşmayı. Biz seviyoruz bir araya gelip, iki lafın belini kırmayı. Kalabalık öz çekim yapmayı, kalabalık mekanlarda gezip oturmayı seviyoruz biz. Evde kalmak değil belki ama, anne ve baba ile görüşemiyor olmak, hala, teyze, dayı, amca, komşu, arkadaştan kopuyor olmak, yüreğe zor geliyor ve hava, her geçen dakika, biraz daha gerginleşiyor. 

                Bu gerginleşen ve gerginleşecek havada, devletimiz ilk olarak, doktorlarımızı ve sağlık çalışanlarımızı, gerek polis, gerek asker gücü ile korumalı. Zira duyduğuna göre, bazı hastanelerde öfke patlaması ve doktora şiddet yaşanıyormuş. Eğer şu ortamda, bir doktorun burnu kanarsa, sağlık cephesinde moral düşer, bu cephede moral düşerse, Türkiye bu savaşı kaybeder. Evet, devletimiz de, milletimiz de zaten yanında ama devlet, bu gerginleşen dönemde, sağlık çalışanlarını titizlikle korumalı.

                Ülkedeki gerginleşen havaya dikkat! Bilindiği gibi, dar gelirli vatandaşlar için, Cumhurbaşkanımız, ‘’biz bize yeteriz Türkiyem’’ adında, dayanışma kampanyası başlattı. Bu sayede, hem ihtiyaç sahiplerine yardım olacak, hem de, ‘’korona’’ yazıp, 8119’a gönderenlerin ruhuna, bir kaç dakika olsa huzur dolacak. Ancak bazı belediyeler, bu kampanyayı hiçe sayıp, devlete, ‘’sen kimsin? ben seni takmıyorum’’ diyerek, izin almadan, para toplamaya başladı. Burada amaç; yardım değil, ülkeyi bin parçaya bölmektir ve herkes, gözünü dört açmak zorundadır.

                Evlerin gerginleşen havasına gelince… Yalan yok, her birimiz çok sıkıldık, çok bunaldık. hepimiz, ‘’evde kal’’ sözünden nefret ettik ama evde kalmaya, elbette devam edeceğiz. Bu ortamda iş, televizyon dünyasına düşüyor. Misal, sadece korona virüs yayını değil, eğlenceli yayınlar yaparak, milletin yüzünü güldürebilir. Diyanet, ülke genelinde dev bir hatim kampanyası başlatıp, bu kampanya için, bir cüz okuyan herkesin ismi, bir televizyon ekranından geçebilir. Böylece, hem gerginleşen hava biraz gider, hem de evde kalmanın bir heyecanı ve bir anlamı olur.

                Yani ‘’evde kal’’ değil de, milleti evde tutmanın eğlenceli yolları aranmalı bence…

YORUM EKLE
YORUMLAR
Zafer YILDIRIM
Zafer YILDIRIM - 6 ay Önce

Her satırın gerçek ve yüzleşiyoruz. Mümin kulders çıkarmalı ve anlamalı. Bu virüs durup dururken gelmedi. Herkes geriye doğru bir baksın yaptıklarına. Gecemiz mübarek olsun. Selam ve dua ile..

Feyzullah Torlak
Feyzullah Torlak - 6 ay Önce

Değerlendirmelerine katılıyorum. İnşAllah bu salgından bilinç seviyemiz artarak, israf ettiklerinizi terk ederek çıkarız.

Mehmet
Mehmet - 6 ay Önce

Ağzina Sağlik..

Nedim Bayrak
Nedim Bayrak - 6 ay Önce

Süper bir yazı düşüncene sağlık

MELAHAT BALKAYA
MELAHAT BALKAYA - 6 ay Önce

Tv lerden diyanet hatim okumaları yapmalı fikri çok güzel. Temenni ediyorum.

Emre Erol
Emre Erol - 6 ay Önce

Kalemine, klavyene sağlık. Çok zor olan durumu çok güzel ve akıcı şekilde işlemişsin.

B.Kocaoğlu.
B.Kocaoğlu. - 6 ay Önce

Ağzına sağlık çokönemli mevzulara değinmişsin inşaAllah önerilerin kabul görür.