Gidişat Hayırlı Görünmüyor

Türkiye, aslında uzun süredir Suriye ile örtük bir mücadele içinde.
İki devlet arasında cereyan eden ve en kötü ihtimalde bir savaşa yol açabilme potansiyeli taşıyan söz konusu mücadele, yeni bir aşamaya yaklaşmış görünüyor.
Konuyla ilgili son haberler, bu aşamanın başımıza büyük bir bela açmaya aday olduğunun işaretçisi.
Her ne kadar süreç, IŞİD’e karşı mücadele gibi görünse de, aslında Türkiye’nin “tampon/güvenli” bölge talebinin, doğrudan Suriye’nin içine doğru bir kara harekâtı anlamına geldiği malum.
Bu çerçevede Türkiye ile ABD arasındaki süregiden pazarlığın bazı ayrıntıları da belli olmaya başladı.
Güvenli bölge ve tampon bölge konusunda henüz bir anlaşma sağlanamasa da, ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcü Yardımcısı Marie Harf, “Türkiye Suriyeli ılımlı muhaliflere eğitim ve ekipman desteği vermeyi kabul etti.
Bu kapsamda ABD Savunma Bakanlığı’ndan planlama ekibi, askeri kanallar yoluyla planlamalar yapmak için gelecek hafta Ankara’ya gidecek" şeklinde bir açıklama yaptı.
Tabi bu arada bazı görüşmeler şimdiden başlamış vaziyette.
ABD Başkanı Obama’nın IŞİD’e karşı küresel koalisyon için özel temsilcisi olarak atadığı askeri ve bürokratik temsilciler, Ankara’da temaslarını sürdürüyor.
Varılan ilk mutabakata göre 2 bin Suriyeli muhalifin IŞİD ile savaşmak üzere Türkiye’de eğitileceğinden bahsediliyor.
Yani ABD ile tam bir askeri işbirliği yakalanmış vaziyette.
Bunun bölgede yaratacağı tesirin olumsuz olacağını tahmin etmek ise zor olmasa gerek.
Tabi işin için de bir NATO da var.
NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg de Türkiye’de bulunuyor.
Gerek ABD gerekse NATO yetkililerin, Suriye’deki muhalif örgütlerin temsilcileriyle görüştüğü de belirtiliyor.
Ayrıca ABD, İncirlik üssünün kullanıma açılmasını talep ediyor.
Türkiye’de ise iktidar sözcüleri, bu tür bir talebin ancak Suriye’de rejime yönelik bir müdahale sürecinin parçası olarak karşılanabileceğini ifade ediyorlar.
Anlayacağınız, son gelişmeler, bölgede bir süredir örtük şekilde cereyan eden mücadele sürecinin Türkiye’nin ısrarıyla ciddi bir savaş riski doğurabileceği ifade edilebilir.
Bunun iç gündeme nasıl yansıyabileceği konusunda ise son bir ayda, özellikle de son bir haftada yaşananlara bakarak bazı fikirler edinebiliriz.
Suriye krizinin başladığı günden bugüne yoğun bir sığınmacı nüfusu barındıran ve son bir ayda Kobane’yi hedef alan IŞİD saldırılarıyla birlikte ani bir göç dalgasıyla karşı karşıya kalan şehirler, hızla sosyal bir patlamanın eşiğine yaklaşıyor.
Buna karşı ne yazık ki sorunun vahametiyle yüzleşmek ve acil önlemler geliştirilmek için yine çok zaman kaybediliyor.
Tüm tedbirlerin güvenlik odaklı alınması, hem Türkiye hem de Suriye için belirlenen politikaların en temel parametresinin ise Kürtler olması, son bir yıldır geliştirilmek istenen çözüm sürecini de ciddi şekilde devre dışı bırakıyor.
Oysa, Kobane’de baş gösteren kriz karşısında, diyalog, müzakere ve birlikte çözüm geliştirme mekanizmaları doğru ve sağlıklı bir şekilde işletilirse, bu tür bir pratik bölge için büyük bir kazanıma dönüşebilir.
Burada unutulmaması gereken bir durum var.
Kalıcı bir çözüme kavuşmasını beklediğimiz sorun, halklar nezdinde “iç” ve “dış” politika ayrımı yapılacak türden bir sorun kesinlikle değildir.
Dolayısıyla devlet ve siyaset kurumları, konuyla ilgili politika geliştirirken, bu gerçeği mutlaka göz önünde bulundurmalıdır.
Diğer bir husus ise, ABD ile, NATO ile birlikte izlenecek stratejilerin, zaten büyük bir yıkım, kaos ve insani trajedi yaşayan coğrafyamızın acılarını daha da derinleştirmekten başka bir sonuca yol açmayacağıdır.
Şayet Türkiye’deki devlet ve iktidar yapısı, Kürtlerle meselesini barış, kardeşlik ve adalet temelinde çözecek bir vizyonu bir an önce kamuoyuyla açık ve net biçimde paylaşmaz, yol haritasını açıklamaz da, Suriye ile başlattığı mücadeleyi bir sonraki aşamaya sürüklerse, nasıl bir felaket yaşayabileceğimiz, bir haftada ateş topuna dönen şehirlerimize, kaos ortamında yitirdiğimiz canlara bakıldığında açıkça görülebilir.
Böyle bir bedel ödemek istemiyoruz.
Siyasetin bu talebi mutlaka duyması şart.
 

YORUM EKLE

banner22

banner21