Grubun İçinde Bireysel Yaşamak

Bu toprakların en büyük dertlerinden biri gizli öznelerin çokluğudur.
Kadınlar dövülür, öldürülür, çocuklar taciz edilir, öldürülür, yolsuzluk yapılır, türlü metot ve sistemler vasıtasıyla devlet kurumlarının ve belediyelerin parası çalınır, rüşvet verilir – alınır, birçok yetkili veya yetkisiz kişiler insanların gözünün için baka baka suçlar işler… Fakat:
Özne hemen “yok” edilir.
Vesayet mi dersiniz, paralel mi… Faili meçhul diye mi isimlendirirsiniz, üst akıl mı? Eylemi yapan kişi bir şekilde gizlenir ya da alakası olmayan sahte bir karakter bulunur, kavramsallaştırılır ve işlenen suça özne edilir.
Yapılan kötü fiilin toplumsal cezasından kurtulmak için çoğu zaman yandaş veya arkadaş olmak yeterlidir. Şimdiler belli bir cemaate, gruba, partiye üyeliği sebebiyle kendisine ilişilemeyenlerin hüküm sürme zamanıdır. Ekipten diye, bizden diye, sizden diye…
Olayı elbette sadece siyasi boyutta ele almıyoruz!
***
Kadınları öldüresiye döven adam, hâkimin cinsiyet kontenjanından yararlanır.
Kendisine emanet edilen çocukları taciz eden hoca, mesleğin ya da bağlı olduğu kurumun itibarını korumak adına kollanır.
Sokak ortasında darp edilen hatta cinayete kurban giden gazetecinin faili, dindaşlarının koltuğunun altında gizlenir.
Kurumların parasını “hiç eden” çalışan, başına iş açılmasın kaygısını taşıyan amirleri tarafından korunur, saklanır.
Örnekler vermek kolaydır. Herhangi bir gazetenin herhangi bir sayfasını açıp okumanız yeterlidir.
Peki, toplum “üstünü örtme faaliyetlerine” karşı neden bu kadar fazla tolerans göstermektedir?
***
Batı kültürü bizleri bireyci olmanın tadına alıştırıyor ve mutlak huzuru bireysel çıkarların toplamında aratıyor. Kime sorsanız; yaşlandığında bir sahil kasabasında sakin bir hayatı özlüyor olması bundandır. Elbette paran olacak, dünyalığı tamamlamış olacaksın! E, kolay değil tabii!
Bavulu toplayıp, güneye doğru yola çıkma vakti gelene kadar nasıl yaşayacaksın?
Ortalama vatandaş, kendisini ait olduğu grubun içinde huzurlu ve güvende görür. O nedenle aidiyet duyduğu organizasyonun sürekliliğini vazgeçilmez addeder. Belki de sadece bu yüzden; grubun hukukunu toplumun hukukundan üstün görme eğilimindedir. Bu sakat ruh hali ile olsa gerek normalde kendisinin tercih etmediği kötü fiilleri yapanlara karşı gereksiz tolerans gösterir.
“Bizim adam mı yapmış? Olamaz, kedidir o kedi!” der.
Bir gün sıranın kendisine de geleceğini düşünür mü bilemem ancak niyetlenenlere ölçünün önemli olduğunu hatırlatmak isteriz.
Yapılacaksa “büyük” yapılacaktır! Ekmek çalanın hapis yattığını, banka hortumlayanların krallar gibi yaşadığını bilmek gerekir. Arkadaşını satanın dışlandığını, davasını satanın kanaat önderi yapıldığını anlamak gerekir.

YORUM EKLE

banner22

banner21