Denizcilik Türkiye için vazgeçilmezdir

İstanbul Deniz Ticaret Odası İdari İşler Birimi Müdürü Uğur Tın, deniz ticareti ve Türkiye'deki denizcilik faaliyetlerini anlattı

Denizcilik Türkiye için vazgeçilmezdir

Sakarya'nın kültür - sanat ve yaşam dergisi Sakarya Life; özel haberleri ve röportajlarla şehrin ve ülkenin nabzını tutmaya devam ediyor. 

Uzun yıllarda Sakarya Ticaret ve Sanayi Odası'nda (SATSO) çeşitli görevlerde bulunan, son olarak başarılı genel sekreterlik görevi sonrası ayrılan Uğur Tın Sakarya Life'a konuştu. 


İstanbul Deniz Ticaret Odası'nda İdari İşler Birimi Müdürlüğü görevini üstlenen Uğur Tın, deniz ticareti ve Türkiye'deki denizcilik faaliyetlerini anlattı 


DENİZCİLİK TÜRKİYE İÇİN VAZGEÇİLMEZDİR

3 tarafı denizlerle çevrili güzel ülkemizde denizcilik alanında neler yapılıyor? İstanbul Deniz Ticaret Odası İdari İşler Birimi Müdürü Uğur Tın, Türkiye’nin dünyanın en büyük filosunu kontrol eden ülkeler sıralamasında 15., lüks yat imalatında 3. sırada olduğunu ifade ederek ülkemizin denizcilik sektöründe söz sahibi olan sayılı ülkeler arasında olduğunun altını çizdi. Tın, sektöre dair değerlendirmelerini bizimle paylaştı.

Günümüzde dünya ticaretinin yaklaşık %90’ı deniz taşımacılığı ile gerçekleştirilmektedir. Küreselleşmenin temel fonksiyonu olarak kabul edilen, “bilgi, kaynak, mal ve hizmetlerin ülkeler arasındaki akışı” tanımlaması açısından bakıldığında, denizcilik sektörünün küresel ekonominin kilidi olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Bu özelliği ile denizcilik, dünyada stratejik bir sektör olarak kabul edilmektedir.

Covid-19 salgını sürecinde bütün dünya denizcilik sektörünün ne kadar hayati bir öneme sahip olduğunu çok net bir şekilde gördü. Salgın sürecinde ekonomilerin ayakta kalması, toplumsal ihtiyaçların temini ve tedarik zincirinin sürdürülebilirliğinin sağlanması konusunda gerek gemilerde, gerek limanlarda çalışan insanlar çok önemli bir görevi ifa ettiler. Bu sayede, kısıtlamalarla zaten zorlaşan hayatı idame ettirme noktasında hayati öneme sahip ürünlere sorunsuzca ulaşabildik.

Denizcilik sektörü Türkiye için vazgeçilmezdir. Bugüne kadar gerçekleştirilen tarihi reformlar doğrultusunda denizcilikte etkin ve saygın bir konuma geldik. Türk denizciliğinin taşıma kapasitesi dünyanın en büyük filosunu kontrol eden ülkeler sıralamasında (1000 GT ve üzeri) 1484 gemi ve 29,3 milyon DWT ile 15. sırada yer almaktadır. Denizcilik sektörü, büyüklük olarak ülke ekonomisine yaklaşık yüzde 3 civarında katkı sağlayan bir sektör haline gelmiştir. Denizcilik sektörümüzün bugün modern gemileri inşa etme kapasitesine sahip tersaneleri, yetişmiş personeli ve büyüyen deniz ticaret filosuyla ülke ekonomisine katkısı her geçen gün artmaktadır.

Denizcilik sektörümüzün diğer bileşenleri de benzer başarılara imza atmıştır. Limanlarımızda elleçlenen yük miktarı 2003 yılında 190 milyon ton iken, 2019 yılında 484 milyon ton olarak gerçekleşmiştir. Yine aynı dönemde, konteyner elleçlemesi yaklaşık 3 milyon TEU’dan 8.3 milyon TEU’ya yükselmiştir. (Elleçleme, gümrük gözetimi altındaki eşyanın asli niteliklerini değiştirmeden istiflenmesi, yerinin değiştirilmesi, büyük kaplardan küçük kaplara aktarılması, karıştırılmasıdır.)

Tersanelerimizin gelişimine baktığımızda ise; 2002 yılında 37 olan tersane sayımızın bugün itibariyle 83’e, yıllık üretim kapasitemizin ise 550 bin DWT’den 4,53 milyon DWT’ye yükseldiği görülmektedir.

Bugün tersanelerimizde yabancı müşterilere LNG yakıtlı hibrit yolcu ve araç ferileri, LNG yakıtlı römorkörler, LNG yakıtlı hidrolik hibrit sevk sistemine sahip römorkörler ve uzaktan kumandalı tekneler gibi katma değeri yüksek deniz araçları da üretilerek ihraç edilmektedir.

Ayrıca, tersanelerimiz savunma sanayinde aktif rol oynamaya başlamış ve ihtiyaçlarımız yerli ve ulusal üretim ile karşılanmış ve çeşitli savunma ve sahil güvenlik gemileri yurt dışına ihraç edilmiştir.

En önemlisi de bu rakamlar yükselirken, yerlilik oranlarımızda da büyük artışlar yaşanmıştır. Türkiye, lüks yat imalatında dünya üçüncüsüdür.

Önemle belirtmek gerekir ki bu rakamlar yeterli değildir. Ülkemizin yer aldığı coğrafyadaki stratejik öneme haiz konumu, sahip olduğu avantajlardan faydalanılarak dünya deniz taşımacılığındaki payımızın artırılması geleceğimiz yönünden büyük önem taşımaktadır. Bu nedenle, denizcilik sektörünün desteklenip geliştirilmesi, deniz ticaret filomuzun rekabet gücünün artırılması gerekmektedir. Milli gelir içinde denizciliğin katkısını en az 2 katına çıkarmamız, dünya denizciliğinden daha fazla pay almamız, ülke olarak dünya denizciliğinde lider 10 ülke arasında yer almak öncelikli hedefimiz olmalıdır.

Deniz yolu taşımacılığı dünyadaki en yaygın ve efektif taşımacılık türüdür. Armatörlük bu faaliyetin merkezinde yer alır. Dünya deniz yolu taşımacılığından daha fazla pay alabilmek ana hedef ve bir devlet politikası olmalıdır. Ne kadar büyük filoya sahip olunursa ve kontrol edilebilirse bu pastadan alınacak pay büyür. Bunun neticesinde bu sektörün diğer birimleri olan gemi inşa, tamir bakım, tedarik, acente hizmetleri aynı seviyede büyür ve ülke ekonomisi için önemli döviz girdisi sağlar ve katma değer yaratır.

Her ne kadar son zamanlarda Türk bayraklı taşımacılık filosu küçülse de, burada önemli olan Türk sahipli filonun büyümesidir. Tüm dünyada da böyle olmuştur. Bu gerçekten hareketle politikalar üretilmeli, strateji belirlenmelidir. Yeni oyuncuların bu sektöre girişi memnuniyetle karşılanırken, zaten hedefimiz olan ülke olarak denizcilikte büyümeye bu şekilde ulaşılacaktır.

Türk armatörlerin küresel rekabet gücünün artması için yapılması gerekenler aslında hâlihazırda bu işi yapmış olan ülkelerin neler yaptığı dikkate alınarak kolayca görülebilir. Bu sektör, karada yerleşik sanayi, hizmet sektörü gibi değil, kuralları tüm dünyaca belirlenmiş ve uygulanmakta olan bir sektör olduğu için dışarıdaki rakiplerimiz hangi imkânlara sahipse, bizim de benzer imkânlara sahip olmamız gerekmektedir. 

Covid-19 salgını, Doğu Akdeniz’deki gelişmeler, Libya ile imzalanan münhasır ekonomik bölge anlaşması açık olarak göstermiştir ki, denizlerde var olmak mecburiyetimiz vardır. Bu bağlamda denizcilik bir devlet politikası olmalı ve gücünün artırılması için her imkân seferber edilmelidir.

Devletimizin son 10 yılda MİLGEM ve benzeri projelerle savunma sanayimize sağladığı imkânlar sonucu önemli başarılar elde edilmiştir. Buradan hareketle, ticaret bahriyesinin de benzer güçte olması için çalışmalar yapılmasının önemi ve mecburiyeti aşikâr bir netice olarak ortaya çıkmaktadır.

Sakarya Yenihaber

Güncelleme Tarihi: 08 Ekim 2020, 15:03
banner3
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER