Emekçi Kadınlar Günü kutlu olsun 

8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla ilimizde farklı sektörlerde başarılı çalışmalara imza atan kadınlar, hikayelerini paylaştı. 

Emekçi Kadınlar Günü kutlu olsun 

Her yıl 8 Mart'ta kutlanan ve Birleşmiş Milletler tarafından tanımlanmış uluslararası bir gün olan Dünya Kadınlar Günü ülkemizde de çeşitli etkinliklerle kutlanıyor. Kadın hakları, kadının toplumdaki yeri, kadının başarısı, cinsiyet eşitsizliği ve erkek şiddetine dikkat çekilen Kadınlar Günü’nde biz de sayfalarımızı, şehrimizin her alanda başarı göstermiş kadınlarına ayırdık. İşte başarılı kadınların hikayeleri;  

‘Tüm Kocaali’nin annesiyim’

1942 Gümüşoluk, Kocaali doğumluyum. Resmi olarak 4 çocuğum var ama tüm Kocaali’nin annesiyim. 
Sakarya’da bu zamana kadar sayısını hatırlayamadığım birçok çalışmada bulundum. Benim zamanımda ‘kadın yapamaz’ denilen ne varsa hepsini yaptım. Kocaali’de ilk ehliyet alanlardanım. Sakarya’nın ilk kadın muhtarı olarak Yayla Mahallesi’nde görev yaptım. Belediye başkan adayı oldum ve büyük bir ilgi ile karşılandım. Şu anda Kocaali Kadınları Yardımlaşma Derneği Kurucu Başkanlığı yapmaktayım. Şehrime faydalı olabilmek için elimden ne geliyorsa yapıyorum. Ne istediğimi bildiğim için hiçbir olumsuz eleştiriye aldırmadım, aldırmıyorum. 78 yaşındayım, her gün birkaç gazete alıp okurum, bulmaca çözerim. Bazı hemcinslerime çok kızıyorum; okumuyorlar, araştırmıyorlar. Hayatta en kötü şey hiçbir şey yapmamaktır. Toplumda kadınların önemi yadsınamaz. Kadın ince düşünür, kadın annedir, kadın toplumu eğitendir. Bu sebeple kadınlar dik durmalı, ayağını yere sağlam basmalıdır. Unutulmamalıdır ki; toplumu ayakta tutan kadınlardır. Aldığım tüm tepkilere rağmen istediğim her şeyi yapmış olmanın mutluluğunu yaşıyorum.

 Miyase Kalfa

******

‘Özgüven tek anahtar’

1989 Adapazarı doğumluyum. 9 yaşımdan bu yana atletizm sporu ile uğraşıyorum. 11 yaşımda karateye başladım. Aktif spor kariyerim 2000-2011 yılları arasında sürdü. Daha önce Sapanca Spor Kulübü’ndeydim. Daha sonra Sakarya Büyükşehir Belediyesi Spor Kulübü’nde görev yaptım. Ailemin desteğiyle kardeşimle birlikte karateye başladık. Şu an siyah kuşak 2’nci Dan sahibiyim. 7 yıldır da Üsküdar’da beden eğitimi öğretmenliği yapıyorum. 2004 yılından 2011 yılına kadar Türkiye Şampiyonalarına katıldım. 2008 yılında üniversiteler arası Türkiye şampiyonu oldum. Yine aynı yıl düzenlenen Üniversiteler Arası Dünya Şampiyonası’nda ikinciliğim var. Sakarya Üniversitesi takımı olarak da kadınlar grup kategorisinde birinci olduk. Büyüklerde üçüncülüğüm ve ikinciliğim var. Uluslararası Boğaziçi Karate Turnuvası Karadeniz Hazar Denizi Şampiyonası’nda üçüncülüklerim var. Avrupa bölgeler Şampiyonası’nda Büyük Kadın Takım Kumite ’de üçüncü olarak spor hayatımı sonlandırdım. Uğur Kobaş hocamın sayesinde hakemliğe başladım. Şu an uluslararası balkan hakemiyim, lisansımı 2017 de aldım.  Babam ve annem en büyük destekçim oldular. Karateci kız mı olur, ne işin var? gibi tepkiler aldım. Kadın olmak yaşadığımız toplumda çok zor. Biz kadınlar, ön yargılara karşı mücadele etmeliyiz. Bununla mücadele ettiğimizde güçlü bir kadın ve toplum oluruz. Gerçek değerimizi görmek istiyorsak her zaman güçlü yönlerimize bakmalıyız. Özgüven kadınların potansiyellerine ulaşmaları için tek anahtardır.

 Arzu Çeken Duman

+++++++

‘Artık kadınlar rol almalı’

Doğma, büyüme Adapazarlıyım. Cesaretle söylüyorum 60 yaşındayım. 25-30 senedir siyasetin içerisinde yer alıyorum. 2011’den beri de 7/24 yaşantımı siyasete adamış bulunmaktayım. Kadın kolu başkanlığı, milletvekili adaylığı, il başkan yardımcılığı, il başkanlığı yaptım. Şu anda ise Cumhuriyet Halk Partisi Meclis Üyesiyim, Ankara’da görev yapıyorum. Bu mesleği yapma kararı aldığımda ailem ve yakın çevremden çok fazla destek gördüm ama bu işi yaparken, kadın olduğum için bazı çevrelerden olumsuz yorumlar da aldım. Siyaset yapmayı seviyorum, işimi seviyorum bundan ötürü aldığım olumsuz yorumlar beni etkilemiyor. Kadınlara karşı yöneltilen bu baskıcı düşüncelerin değişmesi gerektiğine inanıyorum. 8 Mart Kadınlar Günü benim için farkındalık yaratma günüdür. ‘Kadın nedir? Cinsiyet eşitliği nedir? Toplumsal cinsiyet eşitliği nedir?’ gibi konular toplumumuz tarafından sorgulanması gereken meselelerdir. Ülkemizde kadınları karar alma mekanizmalarında göremiyoruz. Artık kadınların bu makamlarda daha fazla rol alması gerekiyor. Kadının olduğu yerde huzur, başarı ve hoşgörü oluyor. Kadınlar çalışsın, üretsin ve ayakta dursunlar. Kadına yönelik her türlü şiddeti kınıyor ve kabul etmiyorum.

Ayça Taşkent

++++++++

‘Asla pes etmeyin’

Otobüs şoförlüğünü 2017 yılında televizyonda gördüğüm bir haber üzerine yapmak istedim. Haberlerde gördüğüm kadın otobüs şoförleri bana ilham oldu. Belediyeye gidip başvurumu yaptıktan 4 ay sonra işe kabul edildim. Tabii ki bu süreç öyle kolay değildi. Testlerden geçmiş olsam bile, bir kadın olarak çevremdeki insanları bu fikre ikna etmek çok kolay olmadı. 4 ay mücadele verdikten sonra direksiyon başına geçtim. Tabii beni direksiyonda gören vatandaşlar hem çok şaşırdı hem de tebrik ettiler. Erkek mesleği olarak bilinen otobüs şoförlüğü sanıldığı üzere çok kolay bir meslek değil. Dışarıda çok fazla destekleniyoruz ama her zaman canımızı sıkan birileri karşımıza çıkıyor. TIR şoförü olan eşim benim en büyük destekçim. Amirlerimiz, baş şoförlerimiz ve daire başkanımız Ömer Tufan kadın çalışanları bu konuda yeterince destekliyor. Buradan kendisine de teşekkür ediyorum. Son olarak kadınlara söylemek istediğim şey; ne olursa olsun eğer yaptıkları işe güveniyorlarsa asla pes etmesinler. Hayat şartları zor, zayıf olan her zaman kaybediyor, zayıf halka olmasınlar. Sakaryalı kadınların her alanda başarılı olacaklarına inanıyorum. Başarılı olmak istiyorsak çok çalışmalıyız.

Bahar Çamaş

+++++

‘Kadınlar sporla tanışmalı’

16 Nisan 1994 doğumluyum. Spor hayatıma babamın da yönlendirmesiyle 7 yaşındayken karate ile başladım. İlk minikler Türkiye Şampiyonası’nda 1’nci oldum. Bununla birlikte yavaş yavaş kariyerim başlamış oldu. İlk kez 2009 yılında Ümit Milli 54 kiloda yarıştım. İlk gittiğim Avrupa Şampiyonası’nda Avrupa 2’ncisi oldum. Birçok Avrupa 3’ncülüğüm, 2’nciliğim ve Avrupa Şampiyonluğum var. Bunların dışında dünya 3’ncülüğüm var. 2016 yılında Büyükler Avrupa Şampiyonası’nda hem takım hem de bireysel kategoride Avrupa 3’ncüsü oldum. 2019 yılında beden eğitimi öğretmeni olarak Tuzla/İstanbul’a atandım. Küçük bir ilçede yaşadığım için insanlardan çok fazla destek gördüm. Yaptığım derecelerden ötürü küçük çocuklar tarafından bile tanınıyor ve sevgi görüyorum.  Kadınlar sporla tanışmalı. Kadınların yapamayacağı hiçbir şey yoktur. Öncelikle annemin sonrasında ise bütün kadınlarımızın 8 Mart Kadınlar Günü’nü kutluyorum.

 Büşra Tosun 

*********


‘Özel annelerin doğal güçleri vardır’

‘Kadın nedir, kimdir?’ derseniz bence ilk akla gelen doğa ile olan benzerliğidir. Doğanın tüm özelliklerini kadının fıtratında görebilirsiniz. Bebeklikten ilk adımlarını atıp ayağa kalkarken çocuğunun elinden tutan anne, ergenlikle birlikte hayata adım atan çocuğunun kendi ayaklarının üzerinde durması ve toplumsal düzende bir birey olarak hayatına devam etmesi için onun elini bırakır ama her zaman arkasında durmaya devam eder. Ancak özel durumu olan çocukların anneleri için bu durum biraz daha farklıdır. Engelli durumu olan özel çocukların özel anneleri ömür boyunca çocuklarının elini tutar ve arkalarında dururlar. Özel durumu olan çocukların annelerinin bir kadın olmaktan gelen doğal güçleri olan şefkat, sabır, şifacılık ve yaratıcılık özellikleri diğer annelere göre çok daha yoğundur. Sevginin paylaştıkça çoğalması gibi zor zamanlar da paylaşıldıkça azalır. Bunların yanında özel çocukları olan annelerin psikolojik, sosyal ve ekonomik olarak desteklenmeleri de gerekmektedir. Yerel yönetimlerin, devlet kurumlarının ve sivil toplum kuruluşlarının faaliyetleri önemlidir. Özel çocuklara ve onların annelerine destek sağlayacak bir toplumsal anlayışın geliştirilmesinde eğitimin önemli bir rolü vardır. Bu kapsamda toplumsal farkındalık eğitimleri düzenlenebilir. Hayatı güzelleştiren tüm kadınların ve özel eğitim gerektiren çocukları olan annelerin Kadınlar Günü’nü kutlarım. 
    
Gülser Ergün

******

‘Mesleğin cinsiyeti olmaz’

31 yaşındayım, iki oğlum var. Hem anneyim hem de çalışan bir kadınım. Aslında ev hanımıyım fakat eşim bıçak işi yaptığı için bu mesleğe merak saldım. 2006 yılında Sakarya’ya taşındık ve eşim burada atölye açtı. İlk zamanlarda kendisi çalışıyordu, çırak bulmakta oldukça zorlandı. Ben de ona yardımcı olmak amacıyla atölyeye yardıma gittim. Bu süreçte yavaş yavaş işleri öğrenmeye, kavramaya başladım. Şu an da birçok işe yardımcı oluyorum. Sosyal medya hesapları açarak, yurt içi ve yurt dışına bıçak satışı yapmaya başladım. Atölyede motor ve mengene makineleri kullanıyoruz. Genel olarak el işçiliği yapıyoruz. KOSGEB’e başvuru yaparak daha gelişmiş makineler almak istiyoruz. Böylece üretim hızımız artacak ve daha geniş kitlelere ulaşacağız. Erkek işi olarak görülse bile bu konuda tepki almadım. Tam aksine ‘helal olsun, eşine yardım ediyorsun’ diyorlar. Sakarya’da bu işin pek bilinirliği yoktu, haliyle eşim de tanınmıyordu. Kadınlar eğer kendi meslekleri varsa, yaptıkları işe sahip çıksınlar. Başkalarının işinde çalışmak her zaman daha zordur. Kendi işlerinin patronları olsunlar, girişimci olsunlar, böylece neler yapabileceklerini göreceklerdir. Yapabilecekleri işlerden asla vazgeçmesinler, mesleklerin cinsiyeti olduğunu düşünmüyorum.

Hayriye Karaalioğlu

***********

‘Çınarlar ayakta ölür’

50 yıllık eğitimciyim. Köy öğretmeni olarak göreve başladım, daha sonra devletten emekli olduktan sonra özel bir kurumda öğretmen olarak görev yapmaya devam ettim. İşimi çok severek yapıyorum. Ailece eğitimciyiz, böyle bir ailenin ferdi olarak vicdani sorumluluk taşıdığımı düşünüyorum. Çınarlar ayakta ölür; ömrümün sonuna kadar, sağlığım el verdikçe bu işe devam edeceğim. Eğitimi tam anlamıyla yaparak model olmak istedim, bu doğrultuda yaşamıma devam ediyorum. Kadınların kendi ayakları üzerinde durmalarını tavsiye ediyorum. Kadınlar çalışmalı, kendilerini geliştirmelidir. Hem ailelerine hem kendilerine katkı da bulunmalılardır.

Mefaret Hoşbay


************

‘Kadın toplumun mayasıdır’

1963 yılında Akyazı’da doğdum. Liseyi bitirdiğim yıl babamı kanserden kaybettim. Oğlum okula başladığında (1997) ben de Sabihahanım İlköğretim Okulu Aile Birliği’nde görev yaptım. Düzenlediğimiz bir proje kapsamında Sakarya’da bir okula yardım götürdük. 1998 yılı Kasım ayı yağmurlu bir gündü. 40 gün önce annesi intihar etmiş lösemi tedavisi gören 7 yaşındaki bir erkek çocuk ile tanıştım. Ona hediyeleri uzattığımda çok mutlu oldu. Elimi tuttu ve ‘Teyze hadi bize gidelim’ dedi. Küçük Kenan ile hikayemiz böyle başladı. 4 ay gönüllü olarak ilgilendim. Bu sırada ‘Neden daha nice Kenanların sesi olmuyoruz, bizi görev bekliyor’ diyerek bu yola çıktım. O dönemde çocuk hastalıkları konusunda bazı eğitimler de aldım. 4 Şubat 2003 tarihinde Sakarya Lösemili Çocukları Koruma Derneği’ni kurduk. Dünya Kemik İliği Donör Federasyonu Başkanı’nı derneğimize yönetim kurulu üyesi yaptık. 60 ülke 130 derneğin bulunduğu Avrupa Birliği Kanser Hastaları Koalisyonu genel kuruluna davet aldım. Derneğimiz Avrupa Birliği’ne girdi. Şehrimi ve ülkemi en güzel şekilde temsil ettim. ‘Yılın Toplum Değerleri 81 İl 81 Değer Kadın’ çalışmasında Sakarya’dan ben seçildim. O yılın sonunda 29 yıllık hayat arkadaşımı karaciğer kanserinden kaybettim ve bu yola kendimi daha çok adadım. Kadının günü her gündür. Kadın toplumun atar damarıdır, mayasıdır. Toplumu şekillendiren kadındır. Bilinçli toplum mutlu yarınları oluşturur.

 NİHAL AKAR

++++++++

‘Kadın dünyayı ısıtan güneştir’

Kadının sevgisi dünyayı ısıtan tek güneştir. Kadın yuva yapandır, emektardır. Geçmişte de tüm insanlara rol model olmuş en güzel örnek Sevgili Peygamberimizdir. O, hanımlara karşı daima sevgi, saygı, hoşgörü ve anlayış göstermiş, hanımlara karşı hiçbir zaman kaba davranmamış; hep güler yüzlü olmuştur. Dolayısıyla Peygamberimizin hanımlara karşı gösterdiği bu tavır, hepimiz için örnek olmalıdır. Bu vesile ile tüm kadınlarımızın gününü kutluyorum.

SEVGİ GÜNEY



+++++++

‘Denemek başarmanın yarısıdır’ 

1961 doğumluyum. Köyümüzde yapılması gerekenlerin yapılmadığını, verilmesi gereken hizmetlerin verilmediğini gördüğümde muhtar olmaya karar verdim. Güzel bir seçim sonucunda Hendek’in ilk kadın muhtarı oldum. Bazı kesimler kadından muhtar mı olur, kadınlar bu iş için uygun değil dese de genel olarak çevremde ki insanlar tarafından olumlu tepkiler aldım. Köyümüz için elimden geleni yapıyorum. Şu anda en büyük sıkıntımız iletişim ve ulaşım. Telefonlar doğru düzgün çekmiyor yollar ise ulaşıma elverişli değil bunun için çalışıyorum, çalışıyoruz. Kadınların her kurumda yer almalarını tavsiye ederim. Muhtar olmak istiyorlarsa adaylıklarını koysunlar; bir şeyleri değiştirmek, yeni şeyler yapmak istiyorlarsa bu yola baş koysunlar. En azından bir şeyler yapmayı denesinler, denemek başarmanın yarısıdır. 

 Şükriye Tatarhan


+++++++

‘Kadın isterse dünya değişir’

14 Mart 1982 Zonguldak doğumluyum. Babamın emekli olup Sakarya’ya göç etmesiyle burada yaşamaya başladım. Evli, bir kız bir erkek annesiyim. Oğlum anaokuluna başlamasıyla birlikte benim de iş hayatım başlamış oldu. Halk Eğitim Merkezi Sermek ’de aşçılık kursu gördüm ve bundan sonra, bana birçok kapı açıldı. Adapazarı Belediyesi tarafından düzenlenen “Tatlarımızı Tanıyalım Tanıtalım” konulu yemek yarışmasında da profesyonel aşçılar ve gurmelerin de bulunduğu 50 kişinin içerisinden 1. oldum. Daha sonra Sakarya’da bulunan AVM’de yapılan kabak tatlısı yarışmasında 2. oldum. Şu an aşçı olarak çalışmakta olduğum okula, hocam Füsun Karagöz aracılığınla tavsiye edilip başladım ve taşerondan kadroya geçtim. 
Çevremdeki insanlardan çok fazla takdir ve güzel geri dönüşler aldım ve hep onaylandım.
Son olarak kadınlara söylemek istediğim; ilk önce güçlü istikrarlı olsunlar. Her an her saniye gelişime açık olmaları gerekiyor, kadın isterse dünya değişir.

Ziynet Duman

++++++


‘Her şeyin öncüsüyüz’

Kadın hareketi Amerikan’dan önce Rusya’da başlar. Tarihi çok eskiye gider. Amerika’da 129 kadın işçinin ölümüyle kadın harekâtı başlar. Kadınlar devletin karşı çıkmayacağı birtakım konulara dikkat ederek örgütlenmişler. Türkiye’deki kadın harekâtı Nezihe Muhiddin ile başlar. Nezihe Muhiddin çok önemli bir kişi ve kadın harekatının başına geçer. 1923 yılında Nezihe Muhiddin başkanlığında Kadın Partisi adı altında ilk defa Türkiye’de bir kadın partisi kuruldu ve 1943 yılında kapandı. Mustafa Kemal Atatürk kadınlara çok önem verirdi. Mecliste kadınların seçilme hakkına tepki gösterenlere, “Beyler, ayağınızı altında annenizin başı, evinizin altında eşinizin başı bir toplumun yarısını yok sayarak o toplumun kalkınması mümkün değildir” demiştir ve o gün kadınlar vatandaşlık akabinde seçme ve seçilme hakkını alıyorlar. Türk Kadınlar Birliği 1923 yılında kadın haklarından başlayan bir dernek olarak tanınır. Türk Kadınlar Birliği Türkiye’deki ilk sivil toplum örgütüdür. Kamu yararına çalışan bir dernektir. Meclis kararıyla kabul edilen bir statüdür. Kadınlara yönelik destek vermek adına örgütüz. Kadını kendine iyi anlatmak gerekir. Ülkemizde kadınlar, seçme ve seçilme hakkını çok kolay elde etti. Anneler Günü’nü Türkiye’ye ilk defa Türk Kadınlar Birliği getirmiştir. Her şeyin öncülüğünü yapmıştır. Tek yapmadığımız siyasi partilerin arkasında olmamamızdır. Biz kadın üzerinde çalışmalar yapan bir derneğiz. Eğer bir ülkede sivil toplum örgütü yoksa orada demokrasi yoktur. Sivil toplum örgütü özgürdür ve demokrasiyi temsil eden bir örgüttür. Eğer bir ülkenin sivil toplum örgütünü yok etmeye çalışırsanız diktatörlüğe gidiyordur. Sakarya’da ilk defa aşçılık kursunu açan kadınım. Bizden sonra belediye yaptı. Biz bu ilde bin 700 kadına okuma-yazma öğrettik. 

Tevhide Yağan 


Elif Tahtakale / Semanur Yaşaroğlu / Rabia Tiryaki / Necati Karcı
 

Güncelleme Tarihi: 07 Mart 2020, 17:30
banner3
YORUM EKLE