banner67

Evdeki hesap TÜİK’e uymuyor

TÜİK’in açıkladığı enflasyon rakamları, vatandaşın günden güne düşen alım gücüyle uyuşmazken, siyasi partilerin Sakarya’daki ekonomiden sorumlu yöneticileri de verileri değerlendirdi.

Evdeki hesap TÜİK’e uymuyor

“GÜNÜ KURTARIYORLAR”

Sakarya’da siyasi partilerin ekonomi politikalarından sorumlu il yöneticileri, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından 2020 yılında 14,6 olarak açıklanan enflasyon rakamlarını değerlendirdi. CHP İl Ekonomi Politikaları Başkanı Eymen Erdoğan, TÜİK’in rakamlarının güvenilir olmadığını dile getirerek, “TÜİK'in açıkladığı verilere ne yazık ki güvenmek mümkün değil. Çünkü gözle görülür bir durum var. Sokaktan geçen bir vatandaşa, emekliye, öğrenciye sorsanız TÜİK'e güvenmediğini söyler. Vatandaşın enflasyonu açıklanandan kat kat fazla. Alım gücü günden güne düşüyor. Rakamların gerçek dışı olduğunu buradan da anlayabiliyoruz. Kurdaki yükselişin ana sebebi uygulanan yanlış politikalar ve günü kurtarmaya yönelik adımlar. Somut bir plan, geleceğe yönelik bir program yok. Günü kurtarmaya yönelik atılan yanlış adımlar nedeniyle sermayedarlar, yatırımcılar ülkeden çıkıyor. Kısacası döviz dışarı çıkarken TL'de tam gaz erimeye devam ediyor. Asıl sorun özgürlükler. Bir ülkede özgürlükler kısıtlanırsa o ülkeye güven azalır. Türkiye'de de tam olarak bu sorun nedeniyle enflasyon sorunu çözülemiyor. Bu sorunlar giderilirse diğer sorunlarla beraber enflasyon da çözülür” ifadelerine yer verdi.

“MUTFAKTA ATEŞ VAR”

Mantıklı bir para politikasının yürütülmesi gerektiğini ifade eden Erdoğan, “Üretim olması, dışa bağımlılığın azalması gerekir. Yüksek enflasyon vatandaşa açlık, yoksulluk ve işsizlik olarak dönüyor. Öyle ki gençler iş bulma ümidini bile kaybediyor. İnsanlar marketin önünden geçmeye korkuyor. Kısacası mutfakta ateş var ama insan sosyal bir canlı. Çocuğuna bir ayakkabı, eşine veya kendisine istediği bir şeyi alamadıktan sonra, sinemaya gidemedikten, tatil yapamadıktan sonra ne anlamı var! Vatandaşın yüzündeki gülümseme yok olmuş durumda. Örneğin yağ bir yemek için belki de en temel şey. Ona da fahiş zam yapılıyor. Yağlara alarm konulması gibi utanç verici bir tabloyla karşılaştık. Temel geçim kaynaklarına vatandaş kolaylıkla ulaşabilmeli. Eğer ulaşamıyorsa orada yanlış giden bir şeyler var demektir” şeklinde konuştu.

“SALGIN SONUCU OLUŞTU”

TÜİK ve Enflasyon Araştırma Grubu ENAG’ın açıkladığı enflasyon verilerinde farkların olmasının doğal olduğunu söyleyen MHP İl Ekonomi Politikaları Başkanı Fatih Şimşek, “ENAG 79 farklı kalemi bu enflasyon sepetinin içine almış. Baktığımızda enflasyon verisi açıklamak istediğinizde siz de bir sepet oluşturabilirsiniz. Enflasyon sepeti, yıllardır kurumsal anlamda Hazine ve Maliye Bakanlığı’na bağlı kurumun açıkladığı rakamlardır. Yani burada TÜİK verilerini dikkate almamız gerektiğini düşünüyorum. Evet bir gıda enflasyonu var. Bunu da üretime katılan girdi ve iş gücü maliyetlerinin artışıyla gıda enflasyonu oluşturduğunu görüyoruz. Salgın koşullarını düşünecek olursak dünyada hiçbir ülkede negatif bir enflasyon yok, sıfırlara yakın enflasyonla yaşayan ülkelerde bile örneğin ABD şu anda 1.4 gibi bir enflasyon oluşmuş. Salgın hayatımızda pek çok olumsuz etki yarattı. Tabi bu dönemde insanların tüketim alışkanlıkları da değişti. Bunun sonucu olarak gıda sektörü başta olmak üzere tüketim enflasyonu oluştu. Talebin çok olduğu bu gibi durumlarda satıcıların karı artırma amaçları ortaya çıktı. Piyasa açısından kar enflasyonu dediğimiz üreticilerin karlarını maksimize ettiği bir açık oluştu. Bunlar salgından dolayı meydana geldi. Salgın sonucu oluşan bir tüketim enflasyonu var” diye konuştu.

“YENİ YILDAN ÜMİTLİYİZ”

Ücret enflasyonu yaşandığına değinen Şimşek, “Asgari ücret geçtiğimiz ay belirlendi. Bu artışın üretim maliyetlerini arttırdığı aşikâr. Bunun yansımalarını şubatta daha iyi göreceğiz. Temel gıda maddelerinde bir kar enflasyonu olduğunu da düşünüyorum. Firmaların bu konuda ciddi anlamda kar maksimize etme yarışı var. Vatandaşın temel ihtiyaç malzemelerinden biri olan bitkisel yağlar, şahsi kanaatim olarak biraz firmalar tarafından suiistimal ediliyor. Ekonomi anlamında ise 2020 yılı her koşulda zor geçti. 2021 yılından ülke ve vatandaş olarak ümitliyiz. Pandeminin ortadan kalkmasıyla Türkiye çok daha refah seviyesi yüksek bir ülke olma adına adımlar atacaktır. MHP’nin tüm vatandaşlar için gayesi sosyal refahın ve alım gücünün artmış olduğu bir memlekettir” ifadelerine yer verdi.

“ÜRETMİYORUZ TÜKETİYORUZ”

Salgının küresel ve ekonomik anlamda durgunluklar yarattığını dile getiren İyi Parti İl Ekonomi Politikaları Başkanı Arda Subaşı, “TÜİK’in rakamlarının gerçeği yansıtmadığını herkes biliyor çünkü TÜİK rakamlarını hükümetin istediği şekilde açıklıyor. 2020 sonunda memur ve emekliye zammı verememek adına düşük rakamlar açıklanıyor. Genel Başkan Yardımcımız ve Sakarya Milletvekilimiz Ümit Dikbayır, kasım-aralık-ocak aylarında market ve pazar alışverişleri yaptı. Orada açıklanan rakamlara baktığımız zaman aralık ayı için 6,7 iken TÜİK’in açıkladığı rakam 2,3. Ocakta ise 1,25 açıklanan enflasyon rakamı 3,88 olarak görülüyor. Mart ayından bu yana yanlış adımlar atıldığından dolayı şu anda geldiğimiz noktada enflasyon ve döviz ikisi birlikte fırlamış durumda, eğer zamanında önemler alınmış olsaydı bu halde olmazdık” şeklinde konuştu.

“KALICI ÇÖZÜMLER GEREK”

Subaşı, “Kovid-19 küresel anlamda tüm dünyada durgunluk yarattı eğer biz pandemi döneminde ucuz kredileri dağıtacağımıza bunları üretime harcasaydık durum böyle olamayacaktı. Üreten değil tüketen bir toplum haline evirildik, bu yüzden de kaybımız çok büyük artık alım gücümüz de çok düştü” dedi. Üretimin önemli olduğunu söyleyen Subaşı, “Üretemezseniz alamazsanız eğer bizim üretim ve tüketim rakamlarımız net bir şekilde açıklanırsa bir daha ki seneye bunun planlamasını yapabilirsek 2022’de bu sıkıntıyı yaşamayız. Tarım politikaları geliştirmeliyiz ithalat vergisini sıfırlamak çözüm değil. Salgın aynı zamanda bize şunu öğretti; gıda ülkelerin kaçınılmaz ihtiyacı ve gıdayı üretebilen toplumlar ayakta kalacak. 80 milyonluk ülkemizin her sene yüzde 8 oranında ekim alanı daralmakta. Biz geçici çözümler yerine kalıcı çözümler üretmeliyiz”

“SORGULANABİLİR OLMALI”

Toplumda enflasyon verilerinin hatalı olduğu ile ilgili ciddi bir kanaat oluştuğunu söyleyen Saadet Partisi İl Ekonomi Politikaları Başkanı Osman Tandoğan, “Ülkedeki maaş, faiz, kira başta olmak üzere her türlü fiyat ve ücret güncellemesinde baz alınan oranın sorgulanır olabilmesi çok önemlidir. 2018-2020 senesinde enflasyon rakamları biraz yüksek çıkarttıkları için başkan yardımcıları görevden alındı. Enflasyon oranlarını hatalı olabileceğine dair toplumda bir kanı oluşması çok tehlikeli sonuçlar ortaya çıkarabilir. Nitekim son senelerde ülke parasına olan güvenin kaybolmasında ve parasal servetin döviz ve altın cinsinden saklanmaya başlamasında bu kanının etkili olmaya başladığını söyleyebiliriz. Kurdaki yükselişin pek çok farklı nedeni var, dış ekonomik ve siyasi konektörün aleyhimize dönmesi, yabancı yatırımların azalması sıcak paranın kaçması ve gerekli üretimin yapılmaması gibi etkenler vardır” ifadelerini kullandı.

“VATANDAŞ SIKINTIYI ÇEKİYOR”

Türkiye’nin üretim ve tüketim alanında dışa bağımlı olmaması gerektiğini söyleyen Tandoğan, “Türkiye’de üretim ve tüketim alanında dışa bağımlı olması ve yerli üretimin yetersiz olması enflasyonu yukarı çıkartmaktadır. Enflasyonda kalıcı çözüm için üretimi artırmak ve üreticiye her türlü destek ve imkânı sağlamaktan geçmektedir. Gıdadaki önemli sorun devletin tarım ve hayvancılığa yeterli imkânı vermemesinden kaynaklanmaktadır.  Bakliyat ve yağ ürünlerimiz için yeterli tarım kapasitemiz olmasına rağmen dışarıdan ithal etme durumunda olmamız çok manidar. 20 sene evvel bu konuda kendine yeten 7 ülkeden biriydik. Çiftçimizi teşvik ederek mazot gübre tohum gibi ürünlere iyi fiyat vererek yeniden üretimimizi artırabiliriz. Ekilmeyen toprak bırakmamalıyız. Vatandaş şu an sıkıntı çekiyor bu hem salgının etkisi hem de dışarıdan sürekli ithal ettiğimiz için… Eğer biz üretirsek böyle bir sorunumuzda kalmayacak kendi kendimize yeten bir ülke olacağız” dedi.

“ULUSLARARASI GÜVENSİZLİK”

Devletin kurumuna güvenmek istediklerini ifade eden Deva Partisi İl Ekonomi Politikaları Başkanı Burak Vatansever, “Devletimizin kurumuna güvenmek istiyoruz fakat ENAG ile karşılaştırma yaptığımızda rakamların örtüşmediğini görüyoruz bu da devletin diğer kollarında olduğu gibi tutarsızlık ortaya çıkarıyor. Faiz sebep değildir, enflasyon neticedir. Faizler yükseldiğinde enflasyon yükselir. Şu an küresel bir salgın döneminde olduğumuzu göz önünde bulundurursak bu dönemde dahi devlet bütçemizi buna uygun sağlayamadık. 2018’de yüzde 24’lere kadar faizin çıktığını gördük bu faizi tekrar aşağıya indirmek için devlet hazinesi tonlarca milyar dolar heba etti, biz bu salgın döneminde bütçe bulamadık. Bunun yanında ülkenin güven vermesi de çok önemli Avrupa ve dünyada birçok ülke zor durumda kalan devletlere fon imkanı sağlıyor ama maalesef Katar’dan başka hiçbir devlet fonlama konusunda masaya oturmadı. Güvensizlik uluslararası düzende dengeli olmak çok önemli bir husus sürekli ayrıştırıcı bir dil kullandığınızda, düşman yarattığınızda, illa bir taraf olmak gerektiğini zannettiğinizde kaybediyorsunuz ama dış politika böyle bir şey değil” dedi.

“İTHALATA YÖNELDİK”

Vatansever, “Önce uluslararası olmalıyız önce milli olup sonra uluslararası olmamız biraz zor. Artık dinamik bir dünyadayız ve uluslararası arenada kimse bize güvenmiyor. Katar’la yapmış olduğumuz Swap anlaşmasını 5 milyar dolardan 15 milyar dolara çıkardık, burada da kimse aldığımız dövizleri ne kadar karşılıkta aldığımız bilinmiyor. Cumhurbaşkanlığı bütçesi yüzde 28 artarken tarım desteği aynı kaldı, faiz bütçesi yüzde 31 büyüdü ama memura 7,4 zam yapıldı, özel kamu iş birliği garantilerinde yüzde 64 faize gidilirken esnafa bütçe 5 milyar dolar ayırdı dolayısıyla siz TÜİK olarak yüzde 14 ve benzeri rakamlar açıklarsanız ve sokaktaki enflasyon bunun iki katının üzerindeyse burada bir problem vardır. Şu an gündemimizde de olan ayçiçek yağı TÜİK’in rakamlarına göre her ne kadar biz bu rakamlara sınırlı güvensek de 6 yılda 6tl den 16 TL’ye çıkmış, tarım politikalarında yapılan yanlış yatırımlar ve eksik desteklerden dolayı tarım üreticisine ithalata yöneldik. Geçen yıla göre 33 bin ton daha az üretim yapılmış bu bağlamda biz Türkiye’nin ekonomisini değil Türkiye’yi yönetmek istiyoruz” dedi.

Nilüfer Nisa İNOĞLU/Merve KURTULAN

YORUM EKLE