Kocaali'nin yeşil altını

Anadolu topraklarının Karadeniz kıyılarında Milattan Önce 490'lı yıllarda yetiştiği belirtilen fındığın anavatanının Çin ve Anadolu toprakları olduğu yönünde değişik görüşler yer alıyor. Ülke ekonomisinde tarım ürünlerinde ihracatta en büyük katkıyı fındık sağlarken, Karadeniz ve kıyılarındaki iller ile Sakarya ili bu noktada önemli rol üstleniyor. Sakarya Yenihaber ailesi olarak fındığın toplanmasından, fabrika çıkışına kadar ki süreci siz değerli okurlarımızla buluşturduk.

Kocaali'nin yeşil altını

Sakarya Yenihaber Muhabirleri Şevval Geçin ve Serkan Ok, 196 bin tarım arazisinin184 bin fındık arazisi olan Kocaali’de, fındık sürecini haberleştirerek okurlarına ulaştırdı. Fındığın toplanmasından kurutmasına, teklemesinden patosuna, çuvallamasından kırma ve kavurmasına kadar ki süreci ilgiyle okuyacağınız haberimizde fındıkta karşılaşılan sorunlarla ilgili de bilgi edineceksiniz. 

BİNLERCE KİLOMETRE YOL 

Kimisi borcu olduğu için kimisi hayallerine kavuşmak için binlerce kilometre yol gelerek, Kocaali’de günlük 100 TL’ye fındık topluyor. Her yıl doğu ve güneydoğu illerinden gelen yaklaşık 5 bin işçiyi ağırlayan Kocaali, bu yıl pandemiden dolayı az sayıda işçiyi çalıştırıyor. Kocaali’de yaklaşık 1 ay kalan fındık işçileri, en büyük sorunlarının su ve barınma yerleri olduğunu söylüyor.

GÜNLÜKLERİ 100 TL 

Kocaali’ye, Diyarbakır’dan geldiğini söyleyen fındık işçisi Ümit Gökçöl, “15 gündür buradayız. Pandemi nedeniyle buraya gelmeden önce sağlık taramasından geçtik ve bunun yanında karantina sürecinde kaldık. Burada çalıştığımız süre zarfında tüm tedbirlerimizi alıyoruz. Günlüğümüz 100 TL. Bir ay burada kalıp tekrardan başka illere gidiyoruz. Sürekli olan bir işimiz yok. Yılın 12 ayı gurbetteyiz. Geçinmek için çalışmak zorundayız” dedi.

SU VE BARINMA SORUNU

Adana’dan gelen 62 yaşındaki fındık işçisi Tahsin Gülenoğlu, “Bir aydır buradayız. Pandemiden dolayı buraya ilk gelince sağlık taramasından geçtik. Bazı yerlerde su sorunu, bazı yerlerde ise barınma sorunumuz oluyor. Bazı işverenler çok yardımcı oluyor. İşin durumuna bağlı olarak burada kalacağız. Günlük olarak 100 TL alıyoruz ama yetersiz. Adana’da tarım işleri oluyor ama para sorunu çok fazla. Bizde geçinebilmemiz adına gurbete çıkıyoruz, burada para sorunu yaşamıyoruz” diye konuştu.



‘HAKKIMIZ YENİLİYOR’

Kocaali’ye 1 ay önce Şanlıurfa’dan geldiğini hatırlatan fındık işçisi Eyüp Bilgin, bazı yerlerde haklarının yenildiğini ileri sürdü. Bilgin, “Yaşadığımız yerde daimi olan bir iş olmadığı için gurbete çıkıyoruz maalesef. Buraya geldiğimiz zaman özellikle yer sorunu çok yaşıyoruz. İş bulma sorunumuz oluyor. Bazı yerlerde hakkımız yeniliyor. Buna rağmen çalışmak zorundayız. Günlük olarak 90 TL alıyoruz ve bu yeterli değil. Pandemiye karşı kendimizce tedbirlerimizi alıyoruz. Maddi durumumuz olmadığı için okul okuyamadım ve evin büyük çocuğu ben olduğum için çalışmak zorundayım. Devletten bu konuda destek bekliyoruz” dedi.

‘AİLEMİN BORCU VAR’

Ailesinin borcu olduğu için anne-babasıyla birlikte Sakarya’ya gelen 12 yaşındaki Asiye Bilinci, “12 yaşındayım. Ailemle birlikte Kocaali’ye, Adana’dan geliyoruz. Ailem burada çalışıyor bende onlarla buraya gelmek zorunda kaldım. 5 kardeşiz. Ailemin borcu var ve bu borcu ödemek için annem ve babam çalışıyor. Büyüyünce doktor olmak istiyorum ama ailemin maddi sorunları var. Durumumuz iyi olursa en büyük hayalim okul okumak” şeklinde konuştu.

‘İLAÇLAR ÇOK PAHALI’

42 yıldır fındık işiyle uğraştığını vurgulayan Açmabaşı Köyü Muhtarı ve fındık üreticisi Ali Şirin, “Köyümüz nüfusu şu anda 500-600 civarında, dışarıdan gelenlerle bu sayı haliyle artıyor. Bu yüzden kısmi olarak su sorunu yaşıyoruz. İşçiler gelince su yetmiyor. Pandemi sürecinde fındık üreticisi olarak devletten herhangi bir maddi destek almadık. Son zamanlarda Amerikan Beyaz Kelebeği hastalığı sarmış bahçeleri. Bununla ilgili ilçe tarım ve ziraat odasına dilekçe verdik. Herkes kendi imkanlarıyla ilaçlama yapıyor. İlaçlar çok pahalı. İmkanı olanlar yapıyor. Köylerimiz bitiyor artık orman olacak. 10 yıl sonra buraya gelinseniz çok farklı bir görünümü olacak” dedi.

‘DESTEKSİZ TARIM ZOR’

TMO tarafından açıklanan rakamın beklenenin üzerinde açıklandığını söyleyen fındık üreticisi Nurettin Hakan Özgül, “Şartlara bakıldığı zaman alım gücü olarak da çokta fazla alım göstereceğine de inanmıyorum. Geçen yıla göre yarı yarıya fındık var. Pandemi sürecinde fındık üreticisi olarak herhangi bir maddi destek almadık, kendi imkanlarımızla giderlerimizi karşıladık. Fındık toplamaya dışarıdan işçiler geliyor. Gelenler fazla olunca köyde su sorunu yaşıyoruz. Tek sıkıntı da diyebiliriz. Zarara uğrasak dahi fındık işini devam ettirmek durumundayız çünkü tek gelirimiz fındık. Devletten beklentimiz, önümüzdeki dönemde fındık üreticilerine destek vermeleridir. Desteksiz tarım çok zordur” ifadelerini kullandı.

‘FINDIK ARAZİLERİ AZALDI’

Fındık arazilerinin azaldığını vurgulayan fındık üreticisi Turgut Tank ise, “Yazın köyümüz nüfusu artarken, kışın herkes merkeze gider. Buralarda kimseler kalmaz. İş yok, bütün gençler dışarıda çalışıyor. Köyümüzde internet sorunu yaşıyoruz. Pandemi sürecinde çocuklara internet gerekiyordu, fakat büyük sorunlar yaşandı. Bu yüzden birçok kişi çocuklarını okutmak için köyü terk etmek zorunda. Köylerde internet altyapısı yok. Köyler tamamen boşalmaz. Muhakkak kalır. Bizim burada geçim kaynağımız fındıktır” dedi.



‘EN BÜYÜK SORUN SATIŞ’

Fındık üreticisi olarak en büyük sorunlarının satış olduğunu savunan Metin Tetik, “Borçlu olan erken satıyor, borçlu olmayan bekletiyor ve fiyatı iyi veriyor. Fisko birliğimiz var ve devlette desteklemiyor. TMO üzerinden fındık alımı yapıyorlar. Birliğimizin çalıştırılması gerekiyor. İkinci sorunumuz ise alan bazlı destek veriliyor. Alan bazlı desteğin verilmemesi gerekiyor. Bize ürün bazlı desteğin verilmesi gerekiyor. Üretici burada eziliyor. Devletin müdahale etmesi lazım. Geçen yıl aldığımız mal 10 TL iken, bu yıl 20 TL oldu” diye konuştu.

‘DEVLETTEN DESTEK ALMADIK’

Pandemi sürecinde fındık üreticisi olarak devletten herhangi bir destek almadıklarını söyleyen Abdullah Akbıyık, “Dışarıdan fındık işçileri geliyor, mevcut nüfusumuzun üzerinde bir sayı olduğu için su sorunu çok yaşıyoruz. TMO tarafından açıklanan fiyattan memnunuz. Fakat girdilerimize bakıldığı zaman bu fiyat yetmiyor. Birçok masrafımız var, karımız az. Sadece fındık gelirimiz olduğu için idare etmek zorundayız. Bu noktada devletten destekler bekliyoruz. Mesela fiyat biraz daha yüksek olsa iyi olur. Fındık fiyatları açıklanıyor ve üreticiler fındıklarını veriyor. Verildikten sonra fiyatlar artıyor tekrardan, bunun olmaması gerekiyor. Fakirin fındığı 25 TL’den zenginin fındığı 30 TL’den gidiyor. Fındık üreticisinin deposu olmadığı için emanete veriyor. Emanete verilen fındıktan da hayır gelmiyor” dedi.


‘FİYATTAN MEMNUN DEĞİLİZ’

Çocukluğundan beri fındık işiyle uğraştığını vurgulayan Cihat Akbıyık, “Fındıklarımızı bahçeden topladıktan sonra 2-3 gün boyunca güneşte bekletiyoruz. Daha sonrasında ise makinaya vuruyoruz. Bunun akabinde 3-4 gün daha kurutup çuvallıyoruz. TMO tarafından açıklanan fiyattan memnun değilim. Çünkü fiyat açıklandığında fındığın fiyatı 3,2 dolar civarındaydı. Doların yükselmesiyle 2,70’lere düştü. Bu yüzden memnun değiliz. Her gün her şeye zam geliyor. Sabit bir fiyat olmadığından dolayı memnun değiliz. Devlet kontrolünde daha iyi işlerin olması gerekir” şeklinde konuştu. 

‘KÖYLERDE YAŞLILAR KALDI’

Kocaali’de 35 yıldır fındık tüccarlığı yapan Avni Uçar, TMO tarafından açıklanan fiyatın makul bir seviyede olduğunu söyledi. Uçar, “Bir fındık üreticisi olarak fındık fiyatlarını daha yüksek olmasını isterdim. İnsanlar zarar etse de mecbur fındık işine devam ediyor. Fındık yıl seçer, bir zaman verimliyken bir zaman az verebilir. Bizim arazilerimizin en az yüzde 75’i verimli arazidir. O yüzden çiftçilerimiz fındığa yönelmiştir. Burada herkes düzenini fındığa göre ayarlamış. Çiftçi ortalama yaşı 56-57’lere çıktı köylerde yaşlılar kaldı. Dolayısıyla işçiye muhtaç kalıyor” dedi.

‘KARİYERLİ HALE GETİRİLMELİ’

Çiftçilik mesleğinin kariyerli bir hale getirilmesi gerektiğini vurgulayan Uçar, “Bunu da devlet desteği ile yapılabilir. Gencin köyde durması için hiçbir gerekçesi kalmadı. Bir aktivite yapması gerek. Buralarda böyle şeyler olmadığı için insanlar köylerden uzaklaşıyor. İşçi gelirken bu ilçeye kontrolü yapıldı devamı gelmedi. Bu ilçeye 5 bin işçi geliyor ortalama olarak. Pandemiden dolayı pek etki olmadı ihtiyaç olan işçiler geldi. Piyasaya fındığı hızlı indirmek trafiğe benzer. İlk kırmızı ışıkta yığılma olur. Bizim üreticimizin fındığını muhafaza edebileceği deposu yok. Deposu olmadığı için küçük üretici daha çok zararda oluyor” diye konuştu.

FINDIĞIN SON DURAĞI 

Fındığın, satışa sunulmadan önceki son durağı ise, kırma ve kavurma fabrikası. Kocaali’de faaliyet gösteren Sargın Entegre Fındık Fabrikası 25 yıldır Kocaalilere hizmet veriyor. Tesis Müdürü Mustafa Güngör, “20 yıldır fındık sektörünün içerisindeyiz. Tesisimiz 25 yıldır burada hizmet vermekte. Tesisimizde ilk olarak kırım işlemi gerçekleşiyor. Burada fındık ayıklanıp işçiler tarafından ayrıştırılıyor. Natürel olarak depolanıyor. Daha sonra fındığımız kavurma hattımıza veriliyor. Burada fındık 150 derecede kavruluyor. Lazer kısmına geçilen fındık burada kabuğundan ayrıştırılıyor. Son olarak ambalaj haline getirilip sevkiyata hazır hale getiriliyor” ifadelerini kullandı.

‘FINDIK KOCAALİ İÇİN HER ŞEY’

Fındığın, Kocaali için her şey olduğunu vurgulayan Kocaali Ziraat Odası Başkanı Tamer Tunca, “Kocaali’de ya turizm ya da tarım var. Tarımın da yüzde 98’i fındık. 196 bin tarım arazisinin 184 bin dönümü fındıktır. Fındık para ediyorsa, insanlar mutlu ve huzurlu, ilçe güzel ama fındık para etmiyorsa ve verim yoksa herkes sıkıntı da ve darda. İlçe olarak birlikte hareket ediyoruz. TMO’nun verdiği fiyat küçümsenecek ya da kötümsenecek rakamlar değil. Üreticinin yüzde 95’i fiyattan memnun. Devlet elinin, fındık üreticisinin mahsulü üzerinde olmasını önemsiyoruz” dedi.

‘ÇİFTÇİ YOKSA ODAMIZDA OLAMAZ’

Ziraat Odasının çiftçi kuruluşu olduğunu sözlerine ekleyen Tunca, çiftçi olmayan bir yerde ziraat odasının olamayacağını kaydetti. Odalarına bağlı 12 bin çiftçinin olduğu bilgisini veren Tunca, “Ancak alan bazlı gelir desteği alan fındık üreticisi sayısı 7 bin 365. Fındıkta hastalık ve zararlarla ilgili her yıl nisan ayında başlayıp, sezon başlayana kadar her mahalle muhtarına ziraat mühendislerimizle gidip seminer veririz. Son yıllarda en büyük zararlı olarak görülen, ‘Amerikan Beyaz Kelebeği’ hastalığı var. Bu süreçte üreticilerimize seminer verdik” diye konuştu.

‘FINDIK EMANETE VERİLMESİN’

‘Haziran ayı sonunda Tarım ve Orman Bakanlığı’nın yaptığı rekolte sayımlarında Kocaali için 21 bin 300 ton tespiti yapıldı’ bilgisini paylaşan Tunca, “Bu rekolte sayımı yapıldıktan sonra fındık inanılmaz bir dökülme ve ürün zararına uğradı. İlçemiz için söylemek gerekirse yüzde 30 civarında bir kaybımız var. İşçilik maliyetleri en az yüzde 20-30 arttı. Fiyatta da artışın olduğunu gördük. Ürünümüzü verimli hale getiremiyoruz. Artık fındık ocaklarımız yaşlandı. İlçemizde en büyük sıkıntımız kök ömrünü doldurmuş bahçelerimizin yüzde 95 olması. Maliyetleri de çok yüksek. İhtiyacın kadar fındığını sat, emanete kesinlikle verme. Emanet işi her zaman fındık üreticisinin kendi ayağına sıktığı kurşun olarak gözükmekte” ifadelerini kullandı.  HABER: Serkan OK- Şevval GEÇİN


 

Sakarya Yenihaber

Güncelleme Tarihi: 08 Eylül 2020, 16:30
banner3
YORUM EKLE
YORUMLAR
Ali sakar
Ali sakar - 3 hafta Önce

Fiyattan memnun degiliz diyenlerin gözünü toprak doyursun.
Bende findikciyim.

Ali sakar
Ali sakar - 3 hafta Önce

Yevmiye 100 lira. 90 lira aliyoruz diyen, ya yalan söyluyor yada 10 lirasini dayi basina kaptiriyor

SIRADAKİ HABER