"Pandemi mağduru öğrenciler bize geliyor"

"Pandemi mağduru öğrenciler bize geliyor"

Sakarya’da teknoloji eğitimine ve altyapısına ciddi anlamda yatırım yapan genç kuşak iş insanı Nurettin Tepe ile son günlerde ilimizde adından sıkça söz edilen Sakarya Üniversitesi (SAÜ) Vakfı Okulları 4M Bilim ve Sanat Merkezi’nin dünü, bugünü ve yarınını anlatan güzel bir söyleşi yaptık.

-Sayın Tepe, 4M Bilim ve Sanat Merkezi’nin kuruluş hikayesini anlatır mısınız?
Ana çıkış noktamız şu oldu; dünyada baş döndüren bir hızla gelişen teknolojiye Sakarya’yı da dahil ederek dünyaya entegre olabilecek yeni nesli, çocukları ve gençleri geleceğe hazırlamak adına yola çıktık. Temeli ‘kod’ olan bu teknolojik lisanı çocuklarımıza ve gençlerimize uygulamalı olarak öğretebilmek ve öğrendiklerini de proje üzerinde gerçekleştirebilecekleri bir enstitü oluşturalım dedik. Temelde eğitim olan bu sistem gelecekte tüm Türkiye’de ve dünyada Sakarya’nın da bilişim ve teknoloji adına neler geliştirebileceğini göstermek istedik. Kodlama dediğimiz şey tek başına bir şey ifade etmiyor. Destekleyici unsurlar olan elektronik robotik, 3d tasarım, dijital oyun tasarımını da öğretmek gerekir. Bu yüzden yurt dışında ve yurt içinde yaptığımız araştırmalarda en doğru metodu uygulamak adına ‘4M Teknolojiyi’ hayata geçirdik.  Dışarıdan hiçbir destek almadan tamamen öz sermayemizle bu yatırımı gerçekleştirdik. Bugün için ve gelecek için hayali ve projesi olan herkese kapımızı açarak destek sağlamak istiyoruz. 

-SAÜ Vakfı Okulları ile işbirliği nasıl başladı? 
Bu eğitim Türkiye’de yeni olduğu için eğitimi sadece bilgisayar üzerinden temel programlarla öğretebilen kısıtlı insan kaynağı olması zorunluluğunu getirdi. Fakat biz sistemimiz içerisinde temelde çok önemli olan bu programların yeterli olmadığını gördük. Perdenin arkasında oluşturulan bu tip programların kodlarını kişinin kendisinin yazabileceği bir eğitim metodu ön gördük. Hali hazırda Türkiye’de sahip olunan eğitim formasyonu içerisinde bu eğitimi verebilecek nitelikte eğitmen sayımızın kapasitenin altında olmasından dolayı profesyonel eğitmen ekibimizle bilinenin aksine bu lisanı çok küçük yaştan itibaren farklı kod dilleriyle öğretmeye başladık. Bu sayede oluşan tecrübemizi farklı şehir ve üniversitelerde iş birliği yapmak adına planlamalar yaptık. Bunun birincisi Nişantaşı Üniversitesi’nde bize ayrılan 600 metrekarelik alanda gelişmiş teknolojik alt yapısıyla insanların hayallerini gerçekleştirdikleri, üretebildikleri alanlar oluşturmak adına yola çıktık. Bu esnada çok sevgili büyüğümüz ve bana göre büyük vizyon sahibi o dönemin SAÜ Vakfı Okulları Genel Müdürü ve Kurucu Üyesi Kemal Sarı ile planlanan bu projeyi Sakarya’da da başlatabileceğimizi ön gördük ve iş birliği yapmaya karar verdik. SAÜ Vakfı Okulları yeni yerleşkesinde teknolojik altyapısını tamamen bizim oluşturduğumuz bir sistemle okulumuza ve Sakarya’da bulunan tüm öğrencilere hizmet verebilecek bu eğitim üssünü kurduk. Temellerini yeni attığımız bu sistem kendini hızla geliştirmekte ciddi bir eğitim alt yapısı oluşturmaktadır. Bu işbirliğinden doğan sitemin adı da SAÜ 4M Bilim Sanat Merkezi olmuştur.

-Nurettin bey, okullarda robotik kodlama adı altında bu tarz eğitimler veriliyor. Sizin ayrıcalığınız nedir, neden sizi tercih etsinler? 
Bence çok değerli bir soru. Cevap vermekten çok keyif alacağım bir soru. Öncelikle çocuklarımızın genç yaştan itibaren eğitim alabilecekleri her alan nerede olursa olsun çok önemli olduğunu düşünenlerdenim. Hatta, bizim sistemimiz içerisinde eğitim alan öğrencilerimize her zaman şunu söylerim. Nerede olursa olsun, ne şekilde olursa olsun bu lisanı öğrenmenin şart olduğunu onlara anlatırken nerede eğitim aldıklarının tercihinin bir önemi olmadığını, sadece gelecekte bireysel olarak var olabilmenin ön koşulunun Fransızca, İngilizce, Türkçe ve Rusça gibi dillerden bir farkı olmayan bu lisanı bilmeyen insanların gelecekte kendi hikayesini yazamayacağını söylerim. Kendi hikayesini yazamayan bir başkasının uşağı olmaktan öteye geçemez. Okullarda verilen eğitimlere çok saygı duyuyorum. Ancak eğitmenlerimizin çoğu bir az önce bahsettiğim gibi temelde hazır bilgisayar programları üzerinden algoritma mantığını öğretebilmekten öteye geçememektedir. Biz bunlardan ziyade ileri seviyede farklı kod dilleri ile eğitim vererek, endüstriyel tasarımla projelerini gerçekleştirebildikleri alanlar sunmaktayız.      Öğrendikleri bu kod ile aynı zamanda dijital oyun tasarımı, web tasarım, mobil uygulama yazılımı, robotik kodlama, elektronik ile desteklenmektedir. Ayrıca başarılı öğrencilerimiz arasından belirlediğimiz kişilerden oluşan teknoloji takımı kurarak ulusal ve uluslararası proje yarışmalarına hazırlanmaktayız. Bunun yanında yine aynı teknoloji takımımızla beraber geri dönüşüm, enerji ve bunun gibi birçok proje üzerinde çalışan profesyonel ekibimizin de desteklediği alanlar üzerine çalışmaktayız. Ayrıca hayali olan genç ve üniversiteli arkadaşlarımızın projelerine finansal destek de sağlıyoruz. Gücümüzün yetmediği yerlerde doğru insanlarla doğru projeleri buluşturmak adına önemli çalışmalar yapıyoruz.  

-Pandemi döneminde eğitim ve öğretim sekteye uğrarken 4M Bilim ve Sanat Merkezi’ne yoğun bir ilginin olmasını neye bağlıyorsunuz?
Daha gerçekçi bir değerlendirme için kendimden örnek vererek bu soruya cevap vermek istiyorum. İlkokuldan liseye kadar eğitim gören, Allah bağışlarsa 4 tane çocuğum var. Bu pandemi döneminde onları çokça gözlemleme fırsatım oldu. Eğitime verilen aranın çocukların üzerlerinde yarattığı sosyal, psikolojik ve zihinsel travmaları gördüm ve bana göre en kötüsü de eğitime verilen aranın onların öğrenme kabiliyetlerini ters yönde etkilediğini, eğitimden uzaklaştırdığını ve öğrenme tembelliğine götürdüğünü tespit ettim. Kodlama, bildiğiniz gibi analitik düşünce ve zihin gelişimini destekleyen bir algoritma metodudur. Basit manada doğru yöntemlerle en ideal sonuca gidebilme yöntemidir. Ailelerde bu durumda kalan çocuklarını zihinsel olarak gelişimlerine zarar verebileceklerine inandıkları için onları diri tuta bilmek adına doğru metod olan kodlama ve robotik eğitimlerine yönlendirmeyi tercih ediyorlar. Bu sayede çocuklarımız bugün ve gelecekte oluşabilecek çeşitli aksiliklerin üstesinden daha rahat gelebilme olgunluğuna ulaşacaklardır. 

-Nurettin bey, teknoloji dışında bir meslek seçmek isteyen çocuklar ve gençler neden kodlama eğitimi alsın? Kodlamanın onların geleceğine ne gibi katkısı olacak?
Bilgisayar bizimle direk iletişim kuracak zekaya sahip değil. İşlem yapabilmesi için bir kullanıcıya ihtiyaç var. Kullanıcının da bir kodlama lisanına ihtiyacı var. Kodlama eğitimi, çocuk yaştan itibaren problem çözme, proje bazlı düşünme, yaratıcı sanatlar gibi takım çalışması ve düşünebileceğiniz daha çok alanlarda beceri kazandırır. Çocuklar her şeyden önce algoritmik ve tasarım odaklı düşünmeyi keşfederler. Yapılan bir araştırmaya göre Amerika’da mühendis yetersizliği nedeni ile bir milyona yakın boş teknik iş pozisyonu olacak. Türkiye’ye gelirsek bu konuda yapılmış herhangi bir araştırma dahi bulunmamaktadır. Ancak gelecekte tüm mesleklerin bilim ve teknoloji ile ilişkisini düşünürsek asgari yüzde 60’ı bilgisayarla ilişkili olacağı ön görülmektedir. Sorduğunuz sorunun özüne gelirsek, kod yazmak çiftçilikten hukuka, inşaattan tıbba ve bunun gibi neredeyse tüm alanlarda kullanılacaktır. Gelecekte şöyle bir dünya hayal edin. Artık gelecekte dünyadaki ülkelerin gücünü üretebildikleri, yönetebildikleri ve sahip oldukları sürdürülebilir teknolojik gelişimler sağlayacaktır. Bundan dolayı bireyler de teknoloji üretebilen kendi kendine yetebilen ve buna araç olarak da kodu kullanabilen insanlar olmalılar. 

-Gelecek için hedefleriniz neler? Teknoloji eğitimi adına neler yapmak, nereye varmak istiyorsunuz?
Bunu aslında en başta anlatmalıydım. Sistemi kurmadan önce bir filimden çok ama çok etkilendim. Filmin başrol oyuncusu Tom Hanks’di. Filmin konusu ise bir teknoloji köyünde geçiyordu. Yaklaşık 5000 tane projesi olan genç insana hitap ederken şunları söyledi; ‘Arkadaşlar burada bulunan her kesin projesi iyi veya kötü olabilir. Benim için çok değerli, sorgusuz sualsiz hepinizin projesi tarafımdan onaylanmıştır’ dedi ve oradaki herkes mutluluktan havaya uçtu. Benim ve ekibimin hedefi de projesi olan herkese destek verebilecek, projeleri nihayete ulaştırabilecek bir teknoloji köyü kurmak ve herkesi hayalleri ile buluşturmaktır. Herhangi bir teknoloji programını izlerken empati yapıp orada ben olmak ve o teknolojiye sahip olan, üreten bireyleri ben yetiştirmek istiyorum. Biz sadece bilinenin dışında sistemi eğlenceli hale getirmek adına alternatif atölye programlarımızı da devreye soktuk. Bu atölyelerimiz uzman ve yetkin insanların yönetiminde çocuklarımıza ve yetişkinlere ulaştırılmaktadır. Kısaca atölyelerden bahsetmek gerekirse yazı atölyemiz, film kritik atölyemiz, hikaye okuma atölyemiz, üniversiteye ve güzel sanatlar okuluna hazırlık öncesi resim atölyesi, resim ve hobi atölyesi, dijital oyun atölyesi, dijital tasarım atölyesi, 3d endüstriyel tasarım atölyesi. 3d animasyon atölyesi, yabancı dil atölyelerimiz (Almanca), elektronik ve robotik kodlama atölyesi ve özel eğitimli hocamız eşliğinde pilates kursumuz dahi var. 

-4M Bilim ve Sanat Merkezi olarak başarınızı ölçmek, verdiğiniz eğitimi test etmek için ulusal ve uluslararası etkinliklere katıldınız mı?
Daha önce ülkemizde gerçekleştirilen robotik turnuvalarında ödül alarak iyi bir başarı elde ettik. 2018 yılı mart ayında yapılan ODTÜ Robotik Turnuvası’nda yarı finalde elendik. Ancak bugüne kadar elde ettiğimiz tecrübeleri kullanarak çok daha iyisini yapmak için çalışmaya devam ediyoruz. Bu yıl itibariyle okulumuz bünyesinde özellikle robot teknolojisi alanında kullanmak için endüstriyel tasarım (Robot Kol, Drone v.b. çizimleri), yine yenilenebilir enerji ve sıfır atık alanlarında çalışmaları da eğitim programımızın içerisine aldık. Yine bu sene OTDÜ’de düzenlenen uluslararası robot yarışmasında ‘çizgi izleyen robot’ kategorisinde 7-14 yaş grubunda 6 robotla yarışmaya katıldık. Küçük yaş grubu öğrencilerimiz, içlerinde öğretim görevlileri, üniversite öğrencilerinin bulunduğu 550 robot arasında ilk 12 ve ilk 15’cilik gibi büyük başarıya imza attılar. Daha sonraki yapılacak olan Yıldız Teknik, Marmara, Boğaziçi, İstanbul Teknik Üniversiteleri’nde yapılması planlanan farklı kategorilerdeki uluslararası robot yarışmaları da daha iyi dereceler alabilecek şekilde hazırlıklarımızı yaptık. Fakat uluslararası ölçekte gelişen pandemiden dolayı iptal edildiği için yarışmalara katılım sağlayamadık. Ayrıca Romanya’da ve Japonya’da yapılacak olan uluslararası yarışmalara hazırlanan teknoloji takımımız aynı sebepten ötürü yarışmalara katılamadılar. Bunun dışında sistemimiz engelli bireyler için farklı alanlarda sosyal sorumluluk projeleri gerçekleştiriyor. Bunlardan biri de görme engelliler için akıllı baston projesi olmuştur. 

-Peki, Sakarya’da teknoloji adına her hangi bir etkinliğiniz olacak mı?
Olacak. Hem de çok güzel olacak. Gelecekte Sakarya için şu müjdeyi verebilirim. Biz artık kendi teknofestimizi yaratacağız. Bundan sonra gıpta ile baktığımız uluslararası tüm yarışmaları ulusal formatlara uygun olarak Sakarya halkının ayağına getireceğiz. Nitelikli tüm yarışmacıları Sakarya’mıza davet edeceğiz ve onları burada ağırlayacağız. Bu konuda başta Sakarya Valimiz olmak üzere Gençlik Spor İl Müdürümüz ve şehrimizin STK’ları ve iş adamlarından müthiş destek gördük. Nihayetinde Sakarya’mızın tanıtımına uluslararası boyutta 2021 mayıs aynında bu festivali hayata geçirmeyi planlıyoruz. 

-Geçen hafta Sakarya Valisi Çetin Oktay Kaldırımı ziyaret ettiniz. Bu ziyaret ‘Vali beyi heyecanlandırdı’ şeklinde medyaya yansıdı. Vali beyin neden heyecanlandığını açar mısınız?
Aslında vali beyi ziyaretimizin amacı bugüne kadar yaptığımız işin ne kadar değerli olduğunu bildiğimizi ve bu uğurda canla başla çalıştığımızı kendisine anlatmaktı. Yine çalışmalarımızı bugüne kadar tanıtımdan uzak, sadece eğitimin kalitesine odaklanarak yaptığımızı belirttik. Vali beye kuruluş amacımızı, hayallerimizi, projelerimizi ve vizyonumuzu aktardıktan sonra kendisinin bu durumdan çok memnun olduğunu, ayrıca bizi desteklediğini duyduğumda ben de çok heyecanlandım. Çünkü bir şeyi hayal edersiniz, paranızda vardır ama bazen bunlar yeterli olmayabilir. İşte orada artık severek planladığım bu işin gelecekte hedeflerine ulaşabileceğine bir kere daha inandım. Bu da bizi inanılmaz motive etti. Ayrıca hayallerimizden biri olan ‘Teknoloji Köyü’ projesinden bahsetmeden sayın valimiz böyle bir projeyi gerçekleştirebileceğimizi söyleyince inanın bana o anda içimden ‘tamam oğlum Nurettin doğru yerdesin, doğru yoldasın’ hissini yaşattı. 

-Teknoloji odaklı yenilikçi, ilgi çekecek yeni bir proje düşünceniz var mı? 
Evet var. Örneğin, şu anda gündemimize aldığımız ‘e-spor’ okulu projesi var. E-spor online oyunlar üzerine kurulu bir spor dalıdır. Elektronik spor, dünyanın dört bir yanından kişilerin internet aracılığıyla buluşup oyun oynayabileceği ya da belli zamanlarda düzenlenen uluslararası büyük elektronik spor organizasyonları aracılığıyla dünyanın farklı yerlerinden gelen insanların buluşup, oyun oynayabilecekleri bir spor olarak tanımlanabilir. Diğer spor müsabakalarındaki gibi e-Spor müsabakalarında da kişiler veya takımlar karşı karşıya getirilir ve çeşitli yeteneklerinin konuşacağı, oyunu izlemesi ve yapması keyifli bir ortam oluşturulur. Diğer sporlardaki gibi hem fiziksel hem de zihinsel çaba ve beceri gerektirir. Türkiye’de hali hazırda 2-3 tane olan e-spor okulunu Sakarya’da kurmak istiyoruz. Fikirlerini ve desteğini alabilmek adına Sakarya Gençlik Spor İl Müdürü sayın Arif Özsoy’u ziyaret ettik. Sayın müdürümüz bugüne kadar Sakarya’da böyle bir çalışmanın yapılmadığını ve bu konuyla alakalı bir alt yapılarının bulunmadığını, ancak bizim gibi müteşebbislerin öncüsü olduğunu ve bu sayede Sakarya’mızda e-spor okuluyla alakalı çalışmaların başlatılabileceğini ifade etti. Hatta, bina tahsisi dahil her türlü prosedür desteğini aşmak adına da destek vereceğinin ifade etti. 

Sakarya Yenihaber

Güncelleme Tarihi: 28 Eylül 2020, 12:46
banner3
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER