SAKARYALI ESKİ BAKANIN YASAK AŞKI KONUŞTU:ÖLENE KADAR BAKARIM

Sakaryalı eski İçişleri Bakanı Hasan Fehmi Güneş’in yasak aşkı Aynur Aydan Posta gazetesine konuştu. Aydan “Hiç unutamadım, gelsin ölene kadar bakarım” dedi. İşte Posta’da o röportaj:

SAKARYALI ESKİ BAKANIN YASAK AŞKI KONUŞTU:ÖLENE KADAR BAKARIM

Eski sinema oyuncusu ve şarkıcı Aynur Aydan, namıdiğer “bakan düşüren kadın” şimdi 71 yaşında. 1979’da, dönemin evli İçişleri Bakanı Hasan Fehmi Güneş ile altı ay yasak aşk yaşıyorlar. Ancak ilişkileri ortaya çıkınca Hasan Fehmi Güneş istifa etmek zorunda kalıyor. Üzerinden 38 yıl geçmiş ama, “Güneş’i hiç unutamadım” diyor.

Eski İçişleri Bakanı Hasan Fehmi Güneş ile yaşadığınız yasak aşk sizi magazin tarihine, ‘bakan düşüren kadın’ olarak geçirmiş...

Duygulanıyorum bu konuyu düşününce. Üzülüyorum. Çok gözyaşı döktüm, çok acı çektim. Ama değmezmiş diyorum şimdi.

 Neden değmezmiş diyorsunuz? 

Çünkü bitmiş. Sizi hiç aramamış. Gerçi nasıl arasın. Gazeteler o zaman öyle yazdılar ki bana itimadı kalmadı adamın.

■ Neler yazdılar? 

Güya tuzak kurup bizi özellikle yakalatmışım. Olacak şey mi?

■ Sizi o yüzden mi hiç aramadı? 

E, tabii! İnancı kalmadı bana o olaydan sonra.

■ Siz niye hiç arayıp izah etmediniz? “Hayır ben yapmadım” demediniz? 

Başta ne yapacağımı bilemediğimden arayamamıştım. Yıllar sonra aradığımda da konuşmak istemedi. Ankara’ya gittiğimde yazıhanesinin önünde bir park vardı. Oraya gider uzaktan bakardım. Belki görürüm diye... Çok ağladım ya! Bir sürü erkek peşimdeyken benim gözüm bir tek onu görüyordu. Güneş’e de çok kızıyorum. Sanki bir suç işledik, ne var yani? “Çık, ‘arkadaşız’ de” dese, öyle derdim. Belki düzelirdi her şey.

■ Hâlâ aşık mısınız? 

Çok üzüldüm, ağladım. Ne diyeyim şimdi.

■ Öyle bir olay yaşanmasa ilişkiniz devam eder miydi? 

Edebilirdi. Keşke etseydi.

■ Bunları konuşur muydunuz aranızda? 

Alabildiğine güzel günler yaşadık altı ay boyunca. Ama gazete manşetlerine o şekilde düşmemiz her şeyi bitirdi. Başka şeyleri konuşmaya fırsatımız kalmadı ki... Herkes o zaman yıkıcı oldu. Kimse yapıcı olmadı. Yoksa her şey farklı olabilirdi.

■ Hiç bir menfaat ilişkiniz olmadı mı? 

Asla! Bana neler teklif ediyorlardı o zaman. Ama gözüm Güneş’ten başka bir şey görmüyordu... Bunu yaşayan bilir.

■ Herkesin ilgisi üzerinizdeymiş. Onun neyinden etkilendiniz bu kadar? 

Bilemiyorum ama hiç unutamadım! Kaliteli bir insandı. Onun kadar beni düşünen, onore eden bir adama rastlamadım.

GAZETELER ÇOK PARA TEKLİF ETTİ

■ Onu suçladığınız konular var mı? 

Var tabii. Beni hiç yönlendirmedi. “Şöyle davran, böyle konuş” demedi. Dese ona göre davranırdım. Ben de nasıl davranacağımı bilemedim. Saklayamadım da. Sorana salak gibi, “Seviyorum” dedim çıktım. Başka bir niyetim olsa neler yapardım.

■ Neler yapardınız? 

Gazeteler onlara konuşmam için ne paralar, Londra’da evler, spor arabalar teklif etti. Hiçbirini kabul etmedim. Tercüman Gazetesi beni evden kaçırdı, konuşayım diye. Dönemin ünlü reklamcısı Nail Keçili de oradaydı. Ben yalan söylemem. Gazeteci Güneri Civaoğlu çok geldi gitti ikna etmek için. Ama haberi yapınca ben duyurmuşum gibi lanse ettiler. Halbuki o olaydan bir ay önce, buluşacağımız bir otele girerken görmüşler bizi. Erol Simavi demiş açık açık muhabirlerine,“Aynur’un peşini bırakmayın” diye.

■ Tehdit de edilmişsiniz galiba... 

Tabii. Bir dönem beni MİT’ten zannettiler. Tanımadığım adamlar evimize geldi. Çok şey yaşadım. Çeşme’ye gittim. Orada Emniyet Müdürü’nü peşime takmışlar. Beni korumak adına Hasan Fehmi Güneş de peşime adam takmış olabilir.

■ O neden takip etsin? 

Bana bir şey olsa belki ondan bileceklerdi çünkü. Peşimde birkaç arabayla geziyordum. En son Emniyet Müdürü demiş ki, “Ya bu Aynur Aydan’ı buradan alın, ya beni! Artık hızına yetişemiyorum, takip edemiyorum” demiş (gülüyor).

■ “Benim yüzümden kariyeri bitti” diye suçluluk hissettiniz mi? 

Üzüldüm tabii. Ailem benden daha çok üzüldü. Bana düşman oldular. Çok dürüst adamdı. Herkes çok severdi onu. Bugün bakıyorum, CHP’de hiç öyle adam yok.

AYRILACAĞIZ DİYE HEP AĞLARDIK

■ Birlikteyken neler konuşur, nasıl vakit geçirirdiniz?

Zaten kısıtlı zamanlarda görüşebiliyorduk. Sürekli ağlardık. Bir gün ayrılmak zorunda kalacağız diye... O bana, “Biz ayrılınca, ilişkimiz duyulunca sen çok meşhur olacaksın, ama ben ne olacağım?” derdi. “Ben seni yine bir şekilde görürüm ama sen beni göremezsin” derdi. Ay düşündükçe çok sinir oluyorum!

■ Şimdi yalnız mısınız? 

Evet. Yine oluyor teklifler ama onu, onun karakterini, duygusunu arıyorsun. Öyle karakterde bir adam da göremiyorum hiç etrafımda. Güneş çok özel bir adamdı. O kadar evime geldi, gitti. Bir kere bile bana, “Bu ev senin mi, kira mı?” diye sormadı. Ben de anlatmazdım. Aşktan başka mevzu bahsimiz yoktu.

BEN ARAYAMAM O ARASIN

■ Hediye almaz mıydı size hiç? 

Çiçekten başka bir şey almadı.

■ Ondan kalan bir şey? 

Bir boş sigara paketi hâlâ durur kasamda.

■ Komik bir anınız var mı hiç? 

Olmaz mı! Bir gün evimde tamir yapıyor. “Tornavida var mı?” dedi. Benim dairemin de karşı daire ile mutfak camları birbirine bakıyor. Karşı dairedeki kızlar Güneş’i görmüş, delirmişler. “Aynur Abla’nın evinde İçişleri Bakanı, elinde tornavida var” diye. Hahaha! Çok gülmüştük.

■ Şimdi gelse, ister misiniz? 

İsterim tabii. Gelse ben ona ölene kadar bakarım. Çok isterim. Karısı da vefat etti ama bak gene gelmiyor! Aramıyor. Hayat arkadaşlığı edelim. Bakayım, hizmet edeyim ona. Gelmişiz bu yaşımıza. Eskisi gibi olacak halimiz yok ama... Ne bileyim işte.

■ Şimdi gidin, konuşun... 

Ben yapacağımı yaptım. Onun beni araması lazım artık.

■ Hiç karısıyla karşılaştınız mı ya da sizi aradı mı? 

Yok. O hanımefendi de ben de öyle bir terbiyesizlik yapmadık. Bir kere bile arayıp rahatsız etmedim. Ama çocukları ve yeğenleri severdi beni. Çalıştığım gazinoya dinlemeye gelirlerdi, “Yenge, yenge” diye. Milli yengeydim o zaman.

 

Güncelleme Tarihi: 00 0000, 00:00
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner7

banner6