‘Şehir müzemiz yok’

İl Kültür ve Turizm Müdürü Süleyman Acar, bir şehrin olmazsa olmazlarından olan müze konusunda eksiklikleri olduğunu söyledi. Acar, “Şehir müzesi projesini üstlerimize sunduk. İnşallah bu konuda güzel haberler gelecek” dedi.

‘Şehir  müzemiz  yok’

-sakaryayenihaber.com-Merve KURTULAN

Bir şehrin olmazsa olmazları arasında yer alan şehir müzeleri, kent kültür yaşamına katkı sağlamasının yanı sıra kentleşme sürecinin ilk adımları arasında yer alıyor. Sakarya’da da yeterli müzenin olmaması sanat, bilim ve kültür değerlerinin oluşmasını yavaşlatıyor. Şehrin müze eksikliğini gidermek adına çeşitli girişimler ve çalışmalar yürüttüklerini söyleyen İl Kültür ve Turizm Müdürü Süleyman Acar, “Sakarya müze açısından maalesef yeterli değil, üstlerimize projeler sunuyoruz. Bakanlık ve Genel Müdürlük içerisinde müze sorununu yazılı ve sözlü olarak sürekli dile getiriyoruz” ifadelerini kullandı.

SAKARYA MÜZESİ ANISI

Adapazarı’nda önemli bir tarihe sahip olan Sakarya Müzesi’nin (Atatürk Evi) öneminden ve tarihçesinden bahseden İl Müdürü Acar, “Sakarya Müzesi binası 1915 yılında konut amaçlı Binbaşı Baha Bey tarafından yaptırılıyor. Daha sonra Atatürk’ün yakın arkadaşı Hasan Cavit Bey burayı satın alınıyor. İstiklal Savaşı yıllarında Mustafa Kemal Atatürk ordu denetimi için bölgemizi ziyaret ettiğinde burada arkadaşının evinde konaklıyor. Savaş yılları olduğu için o dönem Atatürk annesiyle en son 2 sene önce görüşmüş. 2 sene sonra Adapazarı’nda bir araya gelmişler. Kendisi Ankara’dan, annesi ise İstanbul’dan geliyor ve Adapazarı’ndaki şu an müze olan bu evde buluşuyorlar. Yaklaşık bir hafta kadar burada misafir olarak kalıyorlar. Hem halkla görüşüyor hem de ordu denetlemeleri yapıyor” dedi. Sivil mimarlık örneği olarak tescil edilen yapı hakkında konuşan Acar, “Binanın hikayesi bu şekilde başlıyor. Daha sonra 1967 yılında yıkıcı bir deprem oluyor. Depremde binanın üst katı tamamen yıkılıyor ve tahrip oluyor. Bir müddet öyle kalınca 1989 yılında Kültür Bakanlığı tarafından kamulaştırılıyor. Dış kısmı orijinaline uygun iç kısmı ise aslından farklı bir şekilde yeniden inşa ediliyor” dedi.

‘20 BİN YILLIK ESERLER’

Müzenin dış bahçesinde Roma dönemlerine ait mimari parçalar, mezar taşları, sunaklar, sütun kaideleri; içerisinde ise arkeolojik kalıntılar bulunuyor. Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerine ait etnografik eserlerin bulunduğunu söyleyen Acar, “Bahçedeki eserlerin tamamına yakını Sakarya ilçelerinde bulunan yaklaşık 2 bin yıllık geçmişe sahip buluntular. Arkeoloji salonuna girdiğimizde ise orda kendi içinde farklı bir kronolojik dizayn söz konusu. Orası yaklaşık 20 bin yıl öncesinden başlar. Özellikle Kaynarca bölgesinde elimize geçen yüzey araştırmasında Ankara Üniversitesi’nden Profesör Metin Kartal’ın başkanlığında Sakarya Müzesi’nin de katıldığı yüzey araştırmalarında yaklaşık 20 bin yıllık eserler bulundu. Bu dönemi yaşayan insanların avlanırken kullandıkları mızrak ve ok uçları taştan yapılmış malzemelerini görebiliyoruz. Bunlar geçmişte Sakarya bölgesinde yaşayan insanlardan kalan kalıntılar” diye konuştu.

OLUŞTURULAN KOLEKSİYONLAR

Bazı eserlerin Sakarya bölgesine ait olmadığını bunların bölgede emniyet ve jandarmanın ele geçirdiği ve teslim ettiği eserler olduğunu söyleyen İl Müdürü Acar, “Eser olması açısından önemli. Bunları müzemizde sergiliyoruz fakat Sakarya bölgesine ışık tutma konusunda aydınlatıcı değil.17 yıldır müze müdürüyüm ve Sakarya’da 50’ye yakın kazı yaptım. Kazılarda bulduğumuz sikkeler birkaç tanedir. Koleksiyonumuzda 2000 üzeri sikkelerimiz var, bunları bizim bir seferde bulma gibi bir şansımız yok. Geri kalanlar maalesef yasal olmayan yollarla bu işin ticaretini yapan kişilerden emniyetin ya da jandarmanın bize yakalayıp getirmesiyle oluşturulan koleksiyonlar” dedi.

GEÇİŞ YOLLARI ÜZERİNDE

Yapılan arkeolojik kazıların hâkim yerleşim yerlerinin Adapazarı olmadığını söyleyen Acar, “Sakarya tarih boyunca geçiş yolları üzerinde yer almıştır fakat Roma’nın merkezi İstanbul; Bitinya Krallığı’nın merkezi İzmit olunca Sakarya bölgesi şehir donanımı açısından bunların gölgesinde kalmıştır. Biz yaptığımız kazı çalışmalarına göre hâkim yerleşim bölgeleri yer yer olmakla birlikte Geyve, Taraklı, Pamukova, Sapanca ve Hendek’in üst kısımlarıdır. Buralar yerleşim yerleri olarak geçmişte kullanılmış” diye konuştu.

‘PROJELERİMİZ VAR’

Sakarya’nın genel olarak müze açısından yetersiz olduğuna değinen Acar, “Sakarya’da şehir müzesi ile ilgili çalışmalarımız ve projelerimiz var. Bunları Bakanlık ve Genel Müdürlük içerisinde yazılı ve sözlü olarak sürekli dile getiriyoruz. Müze binamız maalesef kapsamlı bir müze için yeterli değil. Eski dönemin şartlarına göre orası uygun olsa da sonraki yıllarda artık değişmesi gerekiyor. Bu zamana kadar birtakım gerekçelerle değişmemiş olabilir ama ben bu aşamadan sonra İl Kültür ve Turizm Müdürü olarak değişmesi gerektiğini düşünüyorum. Benim kanaatimce olması gereken yer Justinianus (Beşköprü) Köprüsü’nün olduğu bölgede olmalı. 2018 yılından beri tarihi köprü Karayolları Genel Müdürlüğü denetiminde güçlendirme ve restorasyon çalışmaları görüyor” dedi.

AYASOFYA İLE ÇAĞDAŞ

Justinianus Köprüsü’nün Ayasofya ile çağdaş olduğunu belirten Acar, “Dönemin Bizans İmparatoru Justinianus tarafından yaptırılan köprünün önemi bölge için büyük. Restorasyon ile birlikte civarında arkeolojik kazılarla birlikte hamam ve sarnıç yapıları ortaya çıktı. Bu kalıntılar ortaya çıkınca işin seyri değişti ve 1 buçuk yıl kadar sadece kazılar sürdü. Tabanda kalan sarnıcı birtakım düzenlemelerle ortaya çıkarmayı umut ediyoruz” diye ifade etti.

‘YENİ BİR KÜLTÜR PENCERESİ’

Bu süreç içerisinde pandeminin ortaya çıktığını söyleyen Acar, “Pandemiyle birlikte yapılan restorasyon ve kazı çalışmalarına ara verildi. Normalde bu yılın sonunda bitmiş olması planlanırken süreç maalesef uzadı. Orası bittiğinde köprünün farklı alanlarında Bakanlık’ta izin verirse civardaki arkeolojik kazıları devam ettirmek istiyoruz ve sonrasında oraya ören yeri hüviyeti kazandırmak istiyoruz. Eğer orayı bir ören yeri haline getirebilirsek şehre yeni bir kültür penceresi açılmış olacak. Orası antik bir yer ise çevresinde kültürel ve sanatsal faaliyetlerin olmasını istiyoruz. Öncelikle restorasyonların ve arkeolojik kazı çalışmalarının bitmesi gerek” dedi. 

‘YOĞUN İLGİ YOK’

Hakkında pek çok teori ve rivayet bulunan Jüstinyen Köprüsü ile ilgili konuşan Acar, “Köprüyle ilgili birçok makale ve araştırmalar var. Kazılar sonucunda bir yayın hazırlayacağız ve bu yayınla birlikte tarihte köprüyle ilgili belirsiz, bulanık kalan yerlerin netleşeceğini umuyorum. Şu an Justinianus Köprüsü’ne maalesef yoğun bir ilgi yok. Bunun önündeki engel ise şu zamana kadar orada kapsamlı bir proje yapılmamış olması. Bu proje yapılırsa Sakarya’ya bir kültür penceresi açmış olacak” dedi.

‘KAPSAMLI MÜZECİLİK ANLAYIŞI’

Var olanı değerlendirdiklerini fakat bu proje ile daha değerli çalışmalara imza atacaklarını söyleyen Acar, “Bizim çok kapsamlı bir müzecilik anlayışımız var. Sakarya Müzesi’nde dönemsel olarak ilköğretim ve liseler için gerçekleştirdiğimiz müze atölyeleri ve etkinlikleri var. Amacımız bu projemizle birlikte üniversite öğrencilerini, şehri ve hatta yurtiçi ve yurt dışındaki insanları buradaki önemli tarihi yer ve müzeler ile değerli ve ilgi çekici hale getirmek” dedi.

banner3
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER