Şehirde Kadınlar Günü için kutlama mesajları...

8 Mart Dünya Kadınlar Günü nedeniyle şehrin kamu kuruluşları sivil toplum örgütleri ve protokolden kutlama mesajları yayınlandı.

Şehirde Kadınlar Günü için kutlama mesajları...

Şehirde yayınlanan 8 Mart Dünya Kadınlar Günü Kutlama mesajları şu şekilde; 

Vali Ahmet Hamdi NAYİR’in 8 Mart Kadınlar Günü Mesajı,

Değerli Sakaryalılar, Saygıdeğer Hanımefendiler;

Bilindiği üzere Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda 1977 yılında alınan bir kararla 8 Mart tarihinin “Dünya Kadınlar Günü” olarak kutlanması kararlaştırılmıştır. 8 Mart kadın sorunlarının gündeme getirilmesi, bu konuda bir farkındalık oluşturulması ve çözümler bulunması yolunda önemli bir gündür.

Kadınlar, milli ve manevi değerlerin, kültür ve geleneklerin en kıymetli taşıyıcıları, eşitlik, özgürlük, daha iyi yaşama ve çalışma koşullarını iyileştirme yolunda verdikleri mücadelenin simgesidir. Kadınlara, hayatın tüm alanlarında hak ettiği değerin verilmesi, onların yüceltilip, saygınlıklarının artırılması herkesin görevidir. Yüce dinimiz daima kadınlara gerçek değerini vermiş, onların haklarını ve onurunu koruyan bir din olmuştur.  

Son dönemlerde her birimizi derinden üzen, her bir vicdanı sızlatan, her yaştaki kadınlarımıza karşı her türlü kötü muamelenin ne tarihimizde, ne kültürümüzde, ne de inancımızda temel bulacak, uygun görülecek hiçbir yönü yoktur. 

Kendi tarihi ve kültürel birikimimiz ışığında; yanlışları düzelterek, eksiklikleri tamamlayarak, kadınlarımızın her alanda varlığını güçlendirecek adımları hep birlikte atmamız gerekiyor. Uğradıkları haksızlıklar, adaletsizlikler, ayrımcılıklar karşısında kadınlarımızın yanında yer almak hepimiz için öncelikle ve özellikle insani bir görevdir. Sorunların hak ve adalet temelli bir anlayışla çözüme kavuşturulması için toplum olarak hep birlikte gayret göstermemiz gerektiğine inanıyorum. Kadınlarımıza karşı yapılan her türlü ayrımcılık, şiddet ve dışlanma gibi bütün hak ihlallerinde, Devletimizin bütün imkan ve kurumlarıyla bu hak mücadelesinde kadınlarımızın en güçlü şekilde yanlarında olduğumuzu bir kez daha vurgulamakta yarar görüyorum. 

Sevginin, şefkatin, fedakarlığın timsali, geleceğimizin mimarı kadınlarımız yılın her günü anılmaya, kıymeti bilinmeye layık, onlara karşı yanlış bir muameleyi, ezayı, cefayı haklı görmemiz mümkün olmadığı gibi onlara en kıymetli varlıklarımız olarak hayatımız içerisinde bir yer vermeliyiz.

Bu düşüncelerle; Başta kadın kuruluşları olmak üzere, İlimizde kadın hakları konusunda çalışan, katkıda bulunan ve çaba gösteren herkese şükranlarımı sunar, bütün kadınlarımızın “Dünya Kadınlar Günü”nü en içten duygularla kutlarım.

İnsan, eşref-i mahlukattır; yaratılmışların en şereflisidir. Çünkü diğer her şey, insan için var edilmiştir. İnsanlar arasında dil, din, ırk ve cinsiyet ayrımının yapılmadığı; eşitliğin ve adaletin hüküm sürdüğü bir dünya için çabalıyoruz.

Tarihe baktığımızda Türk kadınının cesareti ve gücü karşısında hayrete düşeriz: Eşi Ermeniler tarafından şehit edilen kadınları toplayarak yine Ermenilerle çarpışan ve başarılarıyla üsteğmenlik rütbesine kadar yükselen Kara Fatma; Kastamonu’daki kadınları toplayıp cephedeki askerler için çorap ve fanila ördüren Hafız Selma İzbeli; Gediz Cephesi’ndeki tek başarılı alayın komutanının kızı Nezahet Onbaşı; askerlerdeki duraksamaya, yaptığı etkili konuşma ile son veren Rahmiye Hanım; vatan aşkının korkusuz kılavuzu, Kılavuz Hatice; Gördesli Makbule ve daha sayamadığımız niceleri… Böyle bir ordunun, böyle bir milletin muzaffer olmaması mümkün müdür?

Ne zaman, nerede ve nasıl davranması gerektiğini bilir bir kadın. Kendini ve sevdiklerini güvende hissettiğinde, haklarına saygı gösterildiğinde nahif ve narin olduğu gibi değerleri, değer verdikleri konusunda tedirginlik ve tehlike sezdiğinde yırtıcı bir kuşa dönüşebilir. Her Türk kadınının içinde bir Nene Hatun, bir Şerife Bacı gizlidir.

Unutulmamalıdır ki kadın mutluysa aile ve nihayetinde toplum mutludur. Kadına değer veren ve onun saygınlığına sahip çıkan bir millet, aynı zamanda yarınlarına da aynı hassasiyeti gösteriyor demektir. Çünkü kadın, bildiğini çocuklarına da öğretir. Toplumu ilmik ilmik şekillendirir.

“Dünyada gördüğünüz her şey kadının eseridir.”

                                                          Mustafa Kemal ATATÜRK

Hayatın her anını anlamlandıran, hayata değer katan tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyorum.

İl Milli Eğitim Müdürü Fazilet Durmuş’un kutlama mesajı;

İnsan, eşref-i mahlukattır; yaratılmışların en şereflisidir. Çünkü diğer her şey, insan için var edilmiştir. İnsanlar arasında dil, din, ırk ve cinsiyet ayrımının yapılmadığı; eşitliğin ve adaletin hüküm sürdüğü bir dünya için çabalıyoruz.

Tarihe baktığımızda Türk kadınının cesareti ve gücü karşısında hayrete düşeriz: Eşi Ermeniler tarafından şehit edilen kadınları toplayarak yine Ermenilerle çarpışan ve başarılarıyla üsteğmenlik rütbesine kadar yükselen Kara Fatma; Kastamonu’daki kadınları toplayıp cephedeki askerler için çorap ve fanila ördüren Hafız Selma İzbeli; Gediz Cephesi’ndeki tek başarılı alayın komutanının kızı Nezahet Onbaşı; askerlerdeki duraksamaya, yaptığı etkili konuşma ile son veren Rahmiye Hanım; vatan aşkının korkusuz kılavuzu, Kılavuz Hatice; Gördesli Makbule ve daha sayamadığımız niceleri… Böyle bir ordunun, böyle bir milletin muzaffer olmaması mümkün müdür?

Ne zaman, nerede ve nasıl davranması gerektiğini bilir bir kadın. Kendini ve sevdiklerini güvende hissettiğinde, haklarına saygı gösterildiğinde nahif ve narin olduğu gibi değerleri, değer verdikleri konusunda tedirginlik ve tehlike sezdiğinde yırtıcı bir kuşa dönüşebilir. Her Türk kadınının içinde bir Nene Hatun, bir Şerife Bacı gizlidir.

Unutulmamalıdır ki kadın mutluysa aile ve nihayetinde toplum mutludur. Kadına değer veren ve onun saygınlığına sahip çıkan bir millet, aynı zamanda yarınlarına da aynı hassasiyeti gösteriyor demektir. Çünkü kadın, bildiğini çocuklarına da öğretir. Toplumu ilmik ilmik şekillendirir.

“Dünyada gördüğünüz her şey kadının eseridir.”

                                                          Mustafa Kemal ATATÜRK

Hayatın her anını anlamlandıran, hayata değer katan tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyorum.

MHP Kadın Meclisi üyelerinden kutlama mesajı;

Öncelikle; ülke ve dünya olarak zor günlerden geçtiğimiz bu günlerde, vatan uğruna canını feda eden aziz şehitlerimizi rahmetle anıyor, ailelerine sabırlar diliyoruz. Yine, gazilerimize acil şifalar diliyoruz.

Zorlukları aşıp, yokluklara göğüs gerip vatanına, toprağına sahip çıkan, isimlerini tarihe yazdırmış, biricik evladı Mehmed’ini eline kınalar yakarak 'Ya şehit ol ya gazi' diye cenk meydanına savaşa yollamış vefakar analarımızı, ruhunu bu dinle bütünleştirmiş, en aziz bildiği toprağına 'Anadolu' demiş Anadolu kadınını, Nene Hatunlar, Kara Fatmaları... Hepinizi sevgi ve rahmetle anıyoruz.                  

8 Mart bir farkındalık günüdür. Bugün sadece kadınlarımızı anmak, övgüler yağdırmak değil, kadınlarımızın hakları, kadınların toplum içerisindeki eşitliği, kadına yönelik şiddet konularının konuşulması, toplumsal olarak geldiğimiz noktayı düşünmemiz gereken bir gündür. Elbette ki kadınlarımızın değeri sadece bir güne sığdırılamaz. Kadına, insana veya bazı değerlere kıymet vermek, her şeyden önce insanî, ahlaki ve vicdanîdir. Kısacası insanlığın gereğidir.

Türk milleti kadınlara tarih boyunca değer vermiştir. Türklerde ailenin temeli kadındır. Orhun kitabeleri "Kağan ve Hatun buyurur" sözleriyle başlar. Tarihte diğer milletlerde kadınlar köle olarak satılırken, Türk kadını her zaman hür ve özgür olmuştur. 

Ziya Gökalp;

“Eski kavimler arasında hiçbir kavim Türkler kadar kadına hak vermemiş ve saygı göstermemiştir” diyerek toplumumuzun kadına verdiği önemi ifade ermiştir.

Son günlerde, Avrupa Halkı’nın göçmenlere uyguladığı zulüm gözler önündedir. Dünya, 8 Mart Dünya Kadın Hakları gününü konuşurken, kucağında bebeğiyle açlığa, ölüme, her türlü şiddete ve zulme maruz bırakılan göçmen kadınlar, perişan bir halde sınırlarda zulme uğrayan evlatlar tarihe kara leke olarak geçmiştir. 

Tüm dünyanın şahit olduğu bu insanlık dramına Dünya Kamuoyu’nca sessiz kalınmakta, kadına ve çocuğa en ağır şekilde uygulanan bu şiddete dur denmemektedir. 

Bu özel günde, üzerinde konuşulması gereken bu konu, Türk Toplumu olarak hepimizi derinden üzmektedir.

Gelinen noktada, toplumuzda kadının yeri ve kadına verilen değer, toplumdaki yozlaşmayı ve toplumsal zehirlenmeyi gözler önüne sermektedir. 

Ülkemizde, ne yazık ki; her gün yüzlerce kadının psikolojik ve fiziksel şiddet gördüğü, öldürüldüğü ya da tecavüz edildiği haberlerine şahit olmaktayız. 

Gelinen noktada, yapabileceğimiz en önemli şey, çocuklarımızı doğru bir bilinçle yetiştirmek, toplumda kadının ve ailenin yerini çocuklarımıza öğretebilmek, onların bu konuda farkındalığını ve duyarlılığını artırmaktır. Ancak bu şekilde daha bilinçli bir toplum haline gelebiliriz ve doğru yönde ilerleyebiliriz.

Kadına zarar vermek, kadına şiddet uygulamak sadece fiziksel ya da psikolojik olarak zarar vermek anlamına gelmemeli. Yaşanan şiddete, tecavüze, tacize, uygulanan psikolojik baskıya sessiz kalmak da şiddettir. 

Kadına zarar vereni korumak, görmezden gelmek hatta yok saymak da şiddettir. Bu konudaki en önemli sorun, kadına yönelik şiddet konusunda toplumda bir duyarlılığın olmaması, şiddetin doğal karşılanması ve şiddet olgusunun temel insan haklarının ihlali olduğunun farkına varılmamasıdır.

Kadına yönelik şiddet ile kadının eğitime, çalışma hayatına ve siyasete katılımındaki engeller sadece kadın sorunu değil, "toplum sorunu’dur. Ortak amacımız, nüfusun yarısını oluşturan kadınları diğer yarısı ile eşit konuma getirmek için çözümler geliştirmek olmalı. Kadınların gücünü hayatın her alanına eşit katmalıyız.

Anayasa’nın 10. Maddesinde “Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür.” hükmü ile kadın yasal olarak güçlendirilmiştir. 

Kız çocuklarımızın eğitimine verilen önem ve yapılan yatırım, yarının güçlü toplumu ve üretken ekonomisini mümkün kılacaktır.

Çalışma yaşamı başta olmak üzere her alanda çeşitlilik önemlidir çünkü farklılıklar engel değil, başarı demektir. Cinsiyet eşitliği sağlanmış bir çalışma yaşamının çok daha demokratik, rekabetçi ve başarılı olacağına inanıyoruz.

Medyaya da şiddetle mücadelede önemli bir rol düşüyor. Medya, şiddet konusunda toplumsal farkındalık arttıracak daha fazla habere yer vermeli ve televizyondaki programlardan haberlere kadar tüm yayınlarında şiddeti meşrulaştıracak ya da mazur gösterecek dilden kaçınmalıdır.

Her alanda olduğu gibi siyasette de kadınların potansiyeline, enerjisine ve bakış açısına ihtiyaç vardır. 

Kadınların genel ve yerel yönetimlerde yer almaları ülkemizin geleceği açısından önemlidir. 

Kadınların güven ve huzur içinde yaşadığı bir ülke oluşturmak hepimizin görevidir. 

Adapazarı Belediyesi Milliyetçi Hareket Partisi meclis üyeleri olarak, kadınlarımızın haklarının korunarak geliştirilmesi, kadınların sosyal, kültürel ve ekonomik ihtiyaç ve taleplerinin karşılanması adına yapılacak tüm çalışmaların her zaman takipçisi ve destekçisi olacağımızı bildirmek isteriz.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün: “Ey kahraman Türk kadını, sen yerde sürünmeye değil, omuzlar üzerinde göklere yükselmeye layıksın." sözüyle; analarımız, bacılarımız, hayatımızın yarısı hatta çok daha fazla değerlerimizi ifade eden kadınlarımızın Kadınlar Günü'nü kutluyoruz.

Türk Sağlık-Sen Sakarya’dan kutlama mesajı;

Kadim Türk kültürünün en önemli özelliklerinden biri kadına verdiği değerdir. Fakat günümüz Türkiye’sinde kadına yönelik şiddet ve cinayetleri gördükçe bu hale nasıl gelindiğini düşünmek lazımdır.

Ziya Gökalp “Kadın yükselmezse alçalır vatan, Samimi olamaz onsuz bir irfan.” Demiş. Türkiye müreffeh bir ülke olacaksa bunun temel taşlarından biride kadına, onun emeğine duyulan saygı, verilen değerdir. 

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “ Türk kadını sen omuzlar üstünde yükselmeye layıksın” diyerek işaret ettiği seviyeden neden bu kadar uzaklaşıldı, Türk kadını niçin sorunlarla boğuşuyor bunun üstüne kafa yorulması gerekmekte ve harekete geçilmelidir. 

Kadınlarımızın sosyal hayatta karşılaştıkları sorunların yanında çalışma hayatında da sıkıntılar yaşamaktadırlar. 

Türk Sağlık-Sen olarak gerçekleştirdiğimiz Kadın Çalıştayı’nda bizzat çalışan sendikalı kadınlar tarafından şu hususlara özellikle vurgu yapılmıştır:

Kamuda mobbing ve şiddet kadın çalışanlarımızın en önemli sorunlarındandır. Bu konuda ağır yaptırımlar hayata geçirilmelidir. 

Kurumlarda torpil ve adam kayırmacılık gibi uygulamalardan kadın çalışanlar şikayetçidirler. Kendilerinin yönetim kademelerinden kasıtlı olarak uzaklaştırıldıklarını ve kendilerine görev verilmediğini ifade etmektedirler. Branş dışı çalıştırma ve geçici görevlendirmeler gibi hususlarda haksızlığa uğradıklarını belirtmektedirler.

Kreş yetersizliği, süt ve doğum izinlerinin azlığı çalışan kadınlarının aile yaşamlarını olumsuz etkileyen önemli sorunlardır. 

Mesai saatlerinin çalışan anneler için kolaylaştırılması sağlanmalıdır. Araştırmalarımıza göre Kadın çalışanlarımızın sadece 10’unun ailesine yeterli vakit ayırabildiğini belirtmesi bu meselenin mutlaka bir çözüme kavuşturulması gerektiğini ortaya koymaktadır.

Sendika olarak yaptığımız araştırmalara göre kadın çalışanlarımızın yüzde 67’sinin kendisini kurumunda dezavantajlı hissetmesi, yüzde 76’sının cinsiyete dayalı bir ayrımcılık olduğunu düşünmesi meselenin ne kadar vahim olduğunu göstermektedir. 

Çalışma yaşamlarındaki zorlukların aile yaşamlarını etkilediği kadın çalışanlarımızın bu sorunlarının çözülmesi için mutlaka somut adımlar atılmalıdır.

Türk kadının sosyal hayattaki kabul edilemez sorunlarının çözülmesi, daha iyi bir çalışma hayatı standardı sunulması devletin öncelikli görevlerindendir. Türk Kadını hak ettiği değeri görmelidir. Bu temennilerleTürk Sağlık-Sen olarak başta şehit anneleri ve eşleri,  Sağlık ve sosyal hizmet alanında şifa dağıtan, şefkat veren,  Çalışma arkadaşlarımız olmak üzere, tüm kadınlarımızın 8 Mart Dünya Kadınlar Gününü kutluyoruz. Toplumsal yaşamda ve sendikal hayatta mücadele eden kadınlarımıza başarılar diliyor ve kadınlarımızın tüm sorunlarının göstermelik tartışmalardan uzak bir şekilde çözüm odaklı olarak sonuca kavuşmasını istiyoruz.

Eğitim-Bir-Sen Sakarya Şube Başkanı Memur-Sen İl Temsilcisi Murat Mengen’in Kadınlar Günü mesajı;

İnsan olmanın şerefini, yeryüzünü imar ve ıslah etmenin sorumluluğunu birlikte üstlenen kadın ve erkek, birbirinin velisi, dostu ve yardımcısıdır. Her şeyden evvel hayatın her alanında kadın ve erkek bir ve beraberdir. Hayat, müşterektir.

Kadın, anne, eş, kardeş olarak toplumun ve hayatın kurucu unsuru, çekirdeği, temelidir. Aile, sevginin, şefkatin, merhametin, paylaşmanın limanı, medeniyetlerin korunağıdır. Aile, birey ve toplum olarak ilk savunma hattımız, kalemizdir. Kadın ve erkek, bizim kültürümüzde, cinsiyete indirgeyen bakış seviyesinin anlayamayacağı çok yüksek ve ulvi bir yaklaşımla ifade edilen varoluşun belirleyici unsuru, dayanağı olmuştur.

Günümüzde yerini mutlak manada küresel egemenliğe devretme aşamasındaki kapitalist finans gücünün desteği ve ‘toplumsal cinsiyet, cinsiyet eşitliği’ söylemleriyle dünyanın her yerinde gündeme dayatılan programlar, cinsiyet üzerinden insanın anlam, önem ve varoluşunu yozlaştırmayı içermektedir. Kadın hak ve özgürlüğü adına yürütülen programların aileyi, aileyle birlikte toplumu ahlaken, ruhen ayakta tutan dayanakları yok etmeyi amaçladığı aşikârdır. Topluma geleneksel kimlik ve değeriyle katılan kadın, sözde kadın hakları savunuculuğu yapan, özünde aileyi tahrip etmeyi hedefleyen zihniyetin temsilcileri tarafından yok sayılmış, onun için hak da özgürlük de söz konusu edilmemiştir.

Dünyanın birçok yerinde yaşanan yoksulluk, istismar, eşitsizlik, ağır çalışma şartları, haklardan yoksun iş hayatı gibi meselelerin dayanılmaz ölçüde mağdur ettiği kadınların sorunlarına sessiz ve seyirci kalıp gereken tepkiyi vermemeleri, meseleye ideolojik ve çifte standartlı bakmaları sebebiyledir. Dünyanın birçok bölgesinde emperyalist emeller uğruna hak ihlallerinden taciz ve tecavüze, savaş ve terörün sebep olduğu kitlesel göçe ve ölümlere, 28 Şubat’ta olduğu gibi eğitim hakları gasbedilen kadın ve kızlarımızın büyük mağduriyetlerine sessiz ve seyirci kalmalarının nedeni de aynıdır.

İnsan hak ve onurunun olmadığı yerde kadın hakkı da erkek hakkı da olamaz. Geleneksel işleyişiyle köklü ve güçlü olan toplum yapımız, ilke ve temelleriyle aile hayatımız imha edilerek çökertilmek, nesiller yok edilmek istenmektedir. Bu akım, kişi ve kurumlar, kadın dostu değil, doğrudan insanlık düşmanıdır.

Bir medeniyet hareketinin ilk odağı, ilk okulu, ilk aşaması olan ailenin imha edilmesi, insanı tarihte olmadığı kadar aidiyetinden koparmış, sonuçta yalnız, yardımsız, çaresiz, çözümsüz bırakmıştır. Hangi dil ve söylemle olursa olsun basitlikten de öte bayağı düşüncelerin yalan rüzgârına kapılarak özünde kadını aşağılayan, değersizleştiren, aileyi ve evi önemsizleştiren yaklaşımlar, hiçbir düşmanın yapamayacağı ölçüde millî ve insani bağlarımızı tahribe yönelmiştir.

Aile birliği olmadan toplumsal bir geleceğimiz olamaz.

Kadın, aileler ve nesiller üzerinden insanlığı, medeniyeti yok etmeyi amaçlayan şeytani kurguların aleti, malzemesi, aracı olamaz, olmamalıdır. İnsana, insanın anlam ve amacına ihanetin hak, özgürlük, eşitlik adına yapılıyor olması, tarihte eşi görülmedik iğrenç bir yalandır. O nedenle, hangi gerekçeyle olursa olsun, aile bütünlüğünü ve huzurunu hedef alan tüm çaba ve programlar, ülke ve millet bütünlüğümüzü, huzurumuzu ve doğrudan insanlık onurunu hedef almıştır.

İnsanlık cephesinin son direniş hattında bütün gücümüzle, devlet ve millet olarak kadını da aileyi de savunuyoruz, savunacağız. Şiddetten zararlı bağımlılıklara kadar yıkıcı etkileriyle toplumu doğrudan etkileyen birçok kötülüğün sebebi, ailenin zayıflamasıdır.

Aileye dayanmayan bir toplum ayakta kalamaz.

Yöneticiler ‘İstanbul Sözleşmesi’ üzerine oluşan haklı kaygılara daha fazla duyarlı olmalıdır. Modernizmin ve çalışma hayatının getirdiği stres ve sıkıntıların çözüm yolları, medeniyet birikimimizde vardır.

Eğitim-Bir-Sen olarak, güçlü toplumun sağlam aile, sağlam ailenin bilinçli kadınla inşa edileceği inancıyla, geleneksel yapının, yeni realitelerin ışığında yorumlanarak, hayatın doğasına en uygun çözümlerin aranıp bulunması gerektiğini öneriyoruz. Ama bunun yolu asla aileyi dağıtmak, insanı aileden koparmak olmamalıdır. Topyekûn bir hamle ve hareketle dünyaya örnek olacak tarzda bir kadın erkek anlayışı ve yeniden bir aile modeli ortaya koymalıyız, koyabiliriz. Bilinmelidir ki, bu kale yıkılırsa, varlığımızı tehdit eden hiçbir tehlikeye karşı korunamayız. Bu değeri kaybedersek sonsuz bir değersizliğin uçurumunda savrulmak kaderimiz olur.

Kadınlarımızın iş hayatında daha uygun bir çalışma ortamına kavuşmaları için sendikal mücadele çok önemlidir. Büyük hedefler, güçlü kadınlarla gerçekleşir fehvasınca ülkemizdeki ve yurt dışındaki kadın örgütleriyle iş birliği, hedef ve proje ortaklığı yaparak vizyonumuzu ortaya koyduk. Haklılığımızdan kaynaklanan, örgütlülüğümüzle daha etkin olan gücümüz ve birikimimizle, nerede olursa olsun, kadınlara yapılan haksızlıkların karşısında olduk. Bu hassasiyetle 28 Şubat’ta ideolojik ayrımcılıkla ötelenen kadının kimlik ve kişiliğinden taviz vermeden yasakların zindanından çıkmasını sağladık. Terör şebekeleri tarafından çocukları kandırılıp dağa kaçırılan annelerin özlemlerine ortak olduk.

Suriye zindanlarında sebepsiz yere en aşağılık zulüm ve tecavüzlere uğrayarak tutsak edilen, kadınlarımız özelinde bütün mağdur ve mazlum kadınların feryadını dünyaya duyurmak için meşaleli yürüyüş yaptık. Çığlıkları zulmün karanlığında boğulan kadınlarımızın seslerini aydınlık dünyaya duyurmak istedik.

Mobbing raporuyla, çalışan kadınlara yapılan haksızlıkları, yıldırmaları gözler önüne serdik.

Örgütlülükten gelen gücümüz ve birikimimizle kadınların, eğitimcilerin çalışma hayatında karşılaştıkları zorlukları aşmak için yoğun çaba gösterdik, gösteriyoruz. Kadınlarımızı, kamu görev ve hizmetlerinden dışlandığı keyfî uygulamaların sıkıntısından hak ve hukuka dayalı, sosyal imkân ve yardımları artmış bir çalışma düzenine kavuşturduk. Çalışan kadınların analık ve yarı zamanlı çalışma hakları, doğum ve süt izinlerinin iyileştirilmesi, kreş ve çocuk evi hizmetlerinin verilmesi gibi önemli kazanımlar elde etmesi hep hak ve emek mücadelesi sonrasında olmuştur.

Kadınların iç huzuru iş huzurunu da beraberinde getirmiştir.

Son olarak ev, aile ve çalışma düzeni arasında ilişkileri belli bir denge gözeterek hazırladığımız kadın raporunu başta ilgili bakanlığımız olmak üzere bütün kamuoyunun istifadesine sunduk.

Millet olarak birlik ve beraberliğimizi, dayanışmamızı daha da güçlendirmemiz gereken bir dönemde, bu Dünya Kadınlar Günü’nün kadınlarımızın ve tüm dünya kadınlarının sorunlarının çözümü için yeni bir başlangıç olmasını temenni ediyoruz.

SYKD’den 8 Mart Dünya Kadınlar Günü Mesajı;

SYKD Başkanı Necmettin Kırık mesajında kadınların toplumun ve ailenin temeli olduğunu belirterek;  

“Bir anne, bir eş, bir evlat olarak kadın toplumu dönüştüren ve istikamet verendir. Eğer kadın mutluysa ülke de mutludur. Evinde anne, işyerinde çalışan, toplumda saygın bir fert olan kadınlarımızın ülkemizin toplumsal birliği ve dirliği için hayati rolleri olduğu bir gerçektir.

Gelecek nesillerin yetişmesinde yeri doldurulamayacak bir önemi olan ve sevgiyi, nezaketi, inceliği öğreten yine onlardır. Ailesine katkı sağlamak uğruna nasır tutmuş elleriyle, şehit evladını vatan toprağına uğurlarken döktüğü gözyaşlarıyla, umudun hiç eksik olmadığı bakışlarıyla, duanın ve iyi dileklerin çağlayan gibi aktığı sözleriyle kadınlar milletimizin ruhu olmuştur. Bir kadın dünyada her şeydir. Peygamberimiz Hazreti Muhammed (SAV) veda hutbesinde “Kadınlar size Allah’ın emanetleridir” buyurmuştur.

Son yıllarda kadınlarımızın muhatap olduğu ve bizleri son derece kaygılandıran insanlık dışı muamelelerin tamamen yok edilmesi için başta siyasi sorumluluk sahipleri olmak üzere herkes üzerine düşeni eksiksiz yerine getirmelidir. Bu vesileyle ülkemizin dört bir yanında yaşayan kadınlarımızın ve dünya üzerindeki tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyoruz.” dedi.

Güncelleme Tarihi: 08 Mart 2020, 15:33
banner3
YORUM EKLE