Vicdan yoksunları! Sakarya'da bunu yapmaktan vazgeçmediler...

Özellikle kovid-19 sürecinde zorlu mücadele veren Acil Tıp Teknisyenleri (ATT), bir cana dokunabilmek için gece gündüz demeden fedakarca çalışmaya devam ediyor

Vicdan yoksunları! Sakarya'da bunu yapmaktan vazgeçmediler...

sakaryayenihaber.com-Serkan OK-Şevval GEÇİN

Hasta ve yaralılara ilk müdahaleyi gerçekleştiren, özellikle kovid-19 salgının etkili olduğu bu zorlu dönemde gece gündüz demeden çalışan “acilin melekleri” yaşadıkları süreci anlatarak, sorularımızı yanıtladı. Sakarya İl Sağlık Müdürlüğü’ne bağlı İl Ambulans Servisi Başhekimi Uzm. Dr. Necip Gökhan Güner, yaklaşık bir yıldır devam salgın sürecinde Acil Tıp Teknisyenleri’nin (ATT) verdiği mücadeleyi, vakalarla karşılaştıklarında yapılması gerekenleri, kaç teknisyenin koronavirüse yakalandığını, sağlık çalışanlarına yönelik yapılan çirkin saldırıları ve asılsız ihbarlar ile ilgili değerlendirmede bulundu.

“ŞEHRİN VİTRİNİ 112’DİR”

Sağlık politikasının bir şehirdeki vitrininin 112 personelleri olduğunu belirterek sözlerine başlayan Başhekim Güner, “Bir yere gittiğiniz zaman her an karşınıza çıkabilecek kişiler, sahada çalışan arkadaşlarımızdır. İnsanlar bizi gördükçe ne kadar sıkı ve zor şartlar altında çalıştığımızı daha iyi anlıyorlar. Süreç içerisinde vaka sayılarındaki artış ve ülke genelindeki kısıtlamalar, şehrimizi de etkiledi. Personelimiz çalışma kapasitesini yüzde 100 artırarak çalışmak durumunda kaldı. Salgın öncesinde günlük vaka sayılarımız 250-300 civarında iken, sağlık döneminde bu sayı 500’ün üzerine çıktı. Bu da arkadaşlarımızı yıprattı. Zaman zaman sahada “virüs ne zaman bitecek” şeklinde umutsuzluğa kapılma dönemleri oldu ama çok şükür kasım ayından itibaren vaka sayılarının azalmasıyla birlikte yükümüz azalmaya başladı” diye konuştu.  

120 PERSONEL KORONA OLDU

Salgının ilk gününden bu yana yaklaşık 120 personelin kovid-19’a yakalandığını ifade eden Güner, “Çok şükür bir kaybımız olmadı. Bir yandan mücadele verirken, diğer yandan personelimizin koronaya yakalanması bizleri üzdü. Ancak şunu belirtmek isterim ki, süreçte bütün arkadaşlarımız özverili bir şekilde çalıştı ve çalışmaya da devam ediyor. Şu anda yaklaşık 550 kişilik 112 çalışanımız var. İstasyonda yaklaşık 350 aktif çalışan personelimiz var. 2020 yılında virüsün yanı sıra Sakarya’da büyük olaylar meydana geldi. Bu olaylarda arkadaşlarımız adeta doğal seferberlik ilan etti. Kendilerini çağırmadan şahsi araçlarıyla olay yerine gittiler ve ellerinden geleni yaptılar. Bunun için tüm çalışan arkadaşlarımızla çalışmaktan onur ve gurur duyuyorum” dedi.

“AĞIR YAPTIRIM OLMALI”

Bazen çirkin saldırılarla karşı karşıya kaldıklarını belirten Uzm. Dr. Necip Gökhan Güner, “Son yıllarda ülke genelinde şiddet olayları yaygın bir şekilde yaşanıyor. Sağlık çalışanlarına yönelik yapılan şiddet için ağır yaptırımlar uygulanmalı. Ancak bu şekilde şiddet olayları azalır. Çünkü sağlık çalışanları vatandaşın hayatını kurtarmak için elinden geleni yapıyor.  Sonuçta sağlıkçı şifa veren eldir. Buna göre davranmak gerekir” şeklinde konuştu. Salgının ilk ortaya çıktığı zaman ilk başlarda tedirgin oldukları söyleyen Güner, “Sonuçta bilmediğimiz bir silaha karşı savaşıyoruz. Nasıl bulaştığını, nereden geldiğini bilemiyorsunuz. Fakat bir gerçek var, bu virüs insanları öldürüyor. Virüsün ne olduğunu ve buna karşı alınması gereken kuralları zamanla öğrendik” ifadelerini kullandı.

YÜZDE 77 ASILSIZ İHBAR

Asılsız çağrılarla ilgili de değerlendirmede bulunan Güner, “Gereksiz yere 112’yi aramak, bir kul hakkı yemekle eşdeğer. Her gereksiz meşguliyet verdiğiniz zaman bir kişi ölüyor olabilir. Buna özellikle dikkat etmek lazım. Bir gün mutlaka 112’nin herkese ihtiyacı olacaktır. Acil durumlarda 112’yi arayıp ambulans talep etmek uygundur, onun dışında çeşitli bilgilendirme hatları mevcuttur. 2020 yılında yüzde 77 oranında asılsız ihbar var. Önceki yıllardaki ihbarlar yüzde 90’lara kadar çıktığını gördük. 3 bin aramanın sadece 250’sinin gerçek vaka olduğunu biliyoruz. Gereksiz yere 112’yi meşgul etmememiz lazım. Bu konuya halk olarak özen göstermeliyiz. Asılsız bir ihbar varsa ve bunun kim tarafından yapıldığı tespit edilmişse hemen kolluk kuvvetlerince göz altına alınır, adli makamlarca gerekli işlemler yapılır. İnşallah bununda önüne geçilir. Son olarak ambulanslara yol verilmesi konusuna değineceğim. Özellikle şehir merkezlerinde şoförler konuya hassasiyet göstermeli” ifadelerini kullandı.

3 ÇOCUĞUN YANMASINI UNUTAMADI

7 yıldır Acil Tıp Teknisyeni olarak Sakarya’da olarak görev yaptığını ifade eden Hasan Can Kaim, “Aslında birçok vaka ile karşılaşıyoruz. Bunlardan hiç unutamadığım vakalardan birisi 3 tane çocuğun yanmış bedenlerini görmek oldu. Olay yeri çok karışıktı, uzun bir süre itfaiye ile birlikte yangına müdahale ettik. Yangın kontrol altına alındıktan sonra 1 oda da maalesef 3 çocuğun cansız bedenine ulaştık. Ben ve ekip arkadaşlarım bu durumdan çok etkilenmiştik. Çocukları ceset torbalarına koyarken itfaiye ve 112 ekibinden bazı arkadaşlar bir köşede ağlıyordu. O anlar tarif edilemez. 2020 yılında birde koronavirüs salgını ortaya çıktı. İlk defa böyle bir şey ile karşılaştığımız için haliyle panik vardı. Bulaştıktan sonra ne etki edeceğini bilmiyorduk. Zamanla yeni bilgiler geldikçe kendimize güvenmeye ve önümüzü görmeye başladık” dedi.

“BAZEN BASKI ALTINDA ÇALIŞIYORUZ”

Salgın sürecinde çok yıprandıklarını söyleyen 112 personeli Kaim, “Bu dönemde ailemiz için çok korktuk. Hala da tedirginiz. Maske, mesafe ve temizlik kuralına uyarak hayatımızı sürdürmeye devam ediyoruz. 7 yıldır sahadayım. Bu zamana kadar 3 davam oldu. Çok hoş bir şey değil ama mahkemelere gidiyoruz. İstasyonumuza saldıranlar oluyor, olay yerinde şiddet gösterenler oluyor. İnsanların bir acısı var, bunu anlamaya çalışıyoruz. Sözlü ve fiziksel şiddetler uygulanıyor. Bazen baskı altında çalışıyoruz. 1 cana dokunabilmek adına durmadan çalışmaya da devam edeceğiz” ifadelerine yer verdi.

“MENTAL YORGUNLUK DAHA ÇOK”

Salgın sürecinde mental yorgunluğun daha çok olduğunu vurgulayan Acil Tıp Teknisyeni Arif İrfan Yücel, “Yorgunluk konusunda fiziksel yorgunluğu bir şekilde atlatabiliyoruz. Bizi bu süreçte en çok yoran mental yorgunluk oluyor. Korona ile alakalı hastalara gittiğimizde hasta yakınlarının bazılarından maske, mesafe kurallarına uyulmadığı için memnun kalmıyoruz.

Evde 1 kişi hasta ama aile üyeleri başında bulunuyor. En çokta bunlar yıpratıyor. Ne için savaştığımıza anlam veremiyoruz. Vatandaşlarımızın bu konuda biraz daha esnek davranmaları bizleri yoruyor. İnsanlara sağlık götürmeyi amaçlıyoruz çünkü işimiz bu” dedi.

“DOĞUMU UNUTAMADIM”

Her gittikleri vakalarında birbirinden farklı gerçekleştiğini kaydeden Yücel, “Benim hiç unutamadığım olay Sivas’ta yaşanmıştı. Sabah saat 7 civarındaydı. Arkadaşım ile birlikte bir doğum vakasına gitmiştik. Çocuk sağ salim doğdu. Hayatımda ilk defa bir canlı doğuşunda müdahalede bulundum, bu beni çok duygulandırmıştı. Şiddetle ister istemez karşılaştığımız durumlar oluyor, bunların geneli sözlü. Ben fiziksel temasla karşılaşmadım. Bizim de iletişimimizin kuvvetli olması gerekiyor. Gittiğimiz ortamlarda bizi kimse el bebek, gül bebekle karşılaşamaz. Onların bir derdi var ki bizlerden yardım istemiş. O psikolojiyi düşünerek hareket etmemiz gerekiyor. Sağlık çalışanları olarak elimizden geleni yapıyoruz. Tek isteğimiz vatandaşın salgın sürecinde biraz daha duyarlı olmalarıdır” ifadelerini kullandı.

 İl Ambulans Servisi Başhekimi Uzm. Dr. Necip Gökhan Güner ve Acil Tıp Teknisyenleri Hasan Can Kaim ile Acil Tıp Teknisyeni Arif İrfan Yücel, muhabirlerimiz Şevval Geçin ve Serkan Ok’un sorularını yanıtladı.

Güncelleme Tarihi: 17 Şubat 2021, 15:05
YORUM EKLE
YORUMLAR
Elagözlü
Elagözlü - 3 hafta Önce

Gereksiz yere 112yi arayanlar tespit edilsin hakkında işlem yapılsın ve en güzeli birgün ihtiyaç duyduğunda sağlık ekibi ilgilenmesin gebersin köpek